Arınç’ın misliyle iadesi
Önce haberi okuyalım:
“Meclis Başkanı Bülent Arınç, Şehit Yarbay Melih Gökova’nın Manisada ki cenaze töreninde çok sert protestolarla karşılaştı.(“Arınç dışarı” “Manisa seninle rezil oluyor” ). Yarbay’ın eşine başsağlığı dilemesine izin verilmedi. Törenden ayrılmak zorunda kalan Arınç, bir basın toplantısı yaparak ‘Bu söylenen sözleri misliyle kendilerine iade ediyorum. Hiç birine müstehak değilim. Başım dik alnım açık’ dedi.” (Vatan – 12 Haziran 2007)
Sayın Arınç,
Olayı soğukkanlılıkla masaya yatıralım.
Neredeyse her gün Güneydoğu’dan üç beş şehit cenazesi geliyor.
Yaşamının baharında taze fidanlar sönüp gidiyor…
Analar babalar, evlat acısından yanıp kavruluyor…
Şehit cenazelerini her akşam televizyonlardan izleyen halk gözyaşlarına boğuluyor, kendi evlatları gitmiş gibi yüreklerine kor düşüyor…
Kimi aileler, anneler babalar, şehit cenaze törenlerini televizyonlardan izlemeye dayanamıyor, ya başka kanallara geçiyorlar ya da televizyonlarını kapatıyorlar…
Ya yaralılar!...
Elini kolunu, bacağını, gözünü yitirmiş olan gaziler!..
GATA’da yatmakta olan vücudunun yarısı gitmiş ve 20’li yaşlarda, yaşamları kararmış goncası yeni açmış yavrular!..
Ana baba kuzuları, can parçalarımız!...
Ya arkada bırakılan taze gelinler, çocuklarıyla yaşamda tek başına kalmış subay, asker eşleri!..
Ya Yaşamı boyunca “Baba” nedir bilmeyecek olan ve her babalar gününde boynu bükük, mahzun kalacak çocuklar!...
Geçmişte siz de bir evladınızı yitirdiniz.
Evlat acısı ne demektir bilirsiniz…
O nedenle, genç yaşta ölen, daha doğrusu haince öldürülen evlatların taze acılarını yüreklerinde taşımakta olan insanların isyanının ne olduğunu, evlat acısı çekmekte olan yüreği yanık bir baba olarak çok iyi bilir ve duyumsarsınız…
Tabi ki böyle hassas günlerde, insanlar duygularını kimi zaman frenleyemeden feryat ve isyan biçimde ortaya dökeceklerdir…
İçleri kor gibi yanan, evladını şehit vermiş ana babalar ve yakınları; yüreklerinde ki acıyı haykırarak ve bir yerlere isyan ederek, tabi ki kontrolsüz duygu seline kapılacaklardır.!..
Manisa meydanında insanlar sizi, daha doğrusu şahsınızda hükümetinizi protesto etmişler… Tabi ki nerede olursa olsun, hiçbir kimseye tatsız söylemlerde bulunulmasın, kimse incitilmesin, bunu isteriz. Sağduyu bunu ister…
Ama insanlar, sizi kendi kentinizin meydanında gazetelerin birinci sayfalarına manşet olacak biçimde protesto ediyorlarsa ya da etmişlerse, Protesto biçimine katılmıyoruz ama hiç mi bu insanların protestonun gerekçesi konusunda haklılıkları yoktu? Genel Başkanınızın iddia ve söylemiyle, bu insanları sizde mi karşıt partilerin militanları ve organize taraftarları olarak değerlendiriyorsunuz…
Kişi olarak; iyi, nazik, duygulu bir insan olabilirsiniz. Bu yönde olumsuz ön yargıya dayalı sözümüz ve düşüncemiz yoktur
Ancak “misliyle iade etmek” sözü; size, yani benim ülkemin Meclis Başkanı’na geçmişte söylediği “Şeyini şey ettiğimin şeyi” sözü gibi hiç mi hiç yakışmadı.
Peki kimlere misliyle iadede bulundunuz Sayın Arınç? Biz söyleyelim:
Sizi seçip Meclis’e gönderen ve bugünkü onurlu koltuğunuzu şahsınıza bahşeden insanlara, yani Manisa halkına iadede bulundunuz…
Diyebilirsiniz ki, ben Manisa halkına değil, beni protesto edenlere, (sizin görüşünüze göre) karşıt partilerin organize elamanlarına “iadede bulundum”.
Hayır Sayın Arınç, bu savınız hiç geçerli olmayacaktır.
Türk halkı artık her nerede olursa olsun şehit cenazesi görünce; size yani partinize, yani hükümetinize isyan ediyor! İsyan eden ve protesto edenler, karşıt partiler değil Türk halkı!
Her nereye giderseniz gidin, az ama çok, verdiğimiz şehitler konusunda benzer protesto biçimleriyle karşılaşma riski ile karşı karşıyasınız
Türk halkının artık tahammülü kalmadı Sayın Arınç!
Hükümetiniz, ne yazık ki “terör” konusunda son derece aciz ve çaresiz kaldı!
3 Kasım 2002’de sıfır terörle hükümeti devraldınız, bugün ülke kan gölüne döndü… Mehmetçik’lerimizi her gün hain PKK kurşun ve bombalarıyla can versin ve yaşamlarını baharında göçüp gitsinler diye mi Güneydoğu’ya gönderiyoruz?
Şanlı ordumuzun, kahraman komutan, subay ve askerlerine bu ülke halkının güveni, sevgisi her zaman olduğu gibi tamdır! Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendilerine gereken emirler verildiği ve arkasında durulduğu takdirde, PKK denilen hain bölücü örgütün üç beş haftalık ömrünün kalacağını herkes biliyor… Yeter ki gerekenler yapılsın!
O nedenle… “alınmanın ve misliyle iadenin” değil “anlayışın, ataklığın” zamanı!... Sizi seçen ve Meclis Başkanlığı payesini bahşeden halka, “misli ile söz iade etmektense”, ayni sertlik ve tavrı, eylemsel olarak uygulamaya konacak biçimde terör’ün her gün can alan canavarlarına… PKK’ya gösterin!
Bu da zaten, iktidarınızın, hükümetinizin asli görevi!
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com