AKSİYON
Havalar ısındıkça daha geniş, serin dış mekânlarda hayat sürdürmeye çalışıyoruz. Kimimiz evde kapı-pencere açarak serinlemeye çalışırken, kimimiz tabiatla iç içe vakit geçirebileceği baba ocağına ya da tatil beldelerine gitmeyi tercih ediyor. Aksilik bu ya; normal şartlarda başımıza gelmeyecek olaylarla bu esnada karşılaşabiliyoruz. Mesela; çocuğunuzu tarlada bahçede oynuyor zannederken o ninesinin ilaç torbasını ele geçirip içindekileri midesine indiriveriyor... Tatil rehavetine cümleten kapılmışken temizlik maddelerinin bulunduğu oda-dolap açık unutuluyor. Evde ortalıkta dolanıp duran meraklı kızımız-oğlumuz bu 'renkli içecekler'in tadına bakıveriyor... Ormanlık bir alana kocaman çadır kurup tabii hayata tutunmak isterken; gece çığlık çığlığa uyanıyorsunuz. Bir yılan, akrep ya da örümcek hem sizin hem de ufaklığın bacağından ısırıveriyor...
Kimse felaket tellallığı yaptığımızı düşünmesin. Ama bu üzücü olayları yaşama ihtimalimiz nereye gidersek gidelim var. Hazır yaz dönemi gelmiş, zehirlenme vakaları artış göstermişken; ilaç, kimyasal maddeler, bitki ve hayvanlar vesilesiyle gerçekleşebilecek zehirlenme vakalarında neler yapmamız gerektiğini öğrenmek, işin en kolay tarafı.
Türkiye'de her zehirlenme vakası kayıt altına alınmamakla birlikte; 2008'de Ulusal Zehir Danışma Merkezi'ne (UZEM) yapılan 77 bin başvurunun 34 bin 500'ü 0-14 yaş çocuklar için. Bunların 21 bin 500'ü ilaçla, 4 bin 500'ü ev kimyasalları, 2 bin 700'ü tarım ilaçları, 1400'ü hayvan ısırma-sokmaları ve 400'ü bitki zehirlenmeleriyle ilgili. Tabii bu oranlar buzdağının görünen kısmı. Görünmeyen kısmını da dâhil edersek, önümüzdeki sorunun ciddiyetini anlamamak imkânsız.
Zehirlenme; zehirli bir maddenin yiyecekler, solunum veya temas yoluyla bedene zarar vermesi demek. Bu, çocukluk çağının önemli bir sağlık sorunu. Dünyada her yıl yüz binlerce çocuk zehirlenme sebebiyle acil servislere getiriliyor ve bunların çoğu ya hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. Zehirlenmelerde, alınan maddeye göre çeşitlilik göstermekle birlikte, genelde kalp hızında artma-azalma, tansiyon düşmesi veya çıkması, bulantı-kusma, bilinç kaybı, solunum hızında artma-azalma, havale gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Çocuklara en çok zarar veren zehirlenme çeşitleri arasında kimyasal maddelerden zehirlenme ile ilaçtan zehirlenme başı çekiyor.
Uzun yıllar Dokuz Eylül Üniversitesi İlaç ve Zehir Danışma Merkezi'nde görev yapmış farmakoloji uzmanı Dr. Yusuf Cem Kaplan, "Her ilaç çocuklarda tehlikeli bulgular oluşturmayabilir. İçindeki etken maddenin ismi ve çocuğun aldığı doz çok önemli. Bazı depresyon, kalp, tansiyon, astım, diyabet ilaçlarının tek tableti bile tehlikeli zehirlenmeler yaşatabilir." diyor. Acaba çocuklar bahsi geçen ilaçları içmişse anne-baba ne yapabilir? Zehirlenme belirtileri nedir?
"KIZIM SADECE 'ANNE MİDEM BULANIYOR' DİYEBİLDİ"
Depresyon tedavisi gören yetişkinlerin kullandığı trisiklik antidepresanlar çok tehlikeli. Zehirlenme esnasında uykuya meyil, bilinç kaybı, nöbetler, tansiyon düşmesi ve kalpte ritim bozuklukları görülebiliyor. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden ilacı yanınıza alarak hastaneye gitmeniz gerekiyor. Çünkü kaybedilen her dakika çocukların hayati fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor.
İstanbul'da yaşayan Ayşegül Öztürk'ün oğlu Ömer (6) benzer bir zehirlenme vakası geçirir geçen yaz. Pespembe ilaçları ağzına atıp kolayca yutar. Ayşegül Hanım, ilaç paketinin boşaldığını görünce paniğe kapılır. Ömer, "Onları ben içtim." dedikten yirmi dakika sonra derin bir uykuya dalar. Annesi telaşla eczaneyi arar. Eczacı, UZEM'i aramasını önerir. Oradaki görevliler hemen hastaneye gitmelerini söyler. Bunun üzerine Öztürk ailesi soluğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bölümü'nde alır. Kan tahlilleri yapılır. Zehirlenmenin üzerinden üç-dört saat geçmiştir. Doktorlar, "Çok geç kalınmış. Ama yine de mideyi yıkamak istiyoruz." der. Sonrasını Ayşegül Hanım'dan dinleyelim: "Meğer daha hızlı hareket etmemiz gerekiyormuş. İlaç hemen kana karışıyor, böbrekler ve kalbe zarar veriyormuş. Midesi yıkanırken oğlum çok acı çekti. O gece hastanede kaldık. Bize ders oldu. Artık ilaçları yüksek yerlere koyuyorum."
Antidepresan içtiği için kısa sürede kendinden geçen Buse (4) İzmir'de yaşıyor. O da annesinin son zamanlarda sıkça tükettiği pembe hapların cazibesine kapılan miniklerden. Annesi Selma Uzunyol her tür ilacı evde köşe bucak sakladıklarını; ama Buse'nin bu konudaki merakının önüne bir türlü geçemediklerini anlatıyor. "Aslında böyle üzücü bir olayın başımıza gelme ihtimali hep vardı." diyerek üç ay öncesine götürüyor bizi: "Kardeşim evlenecekti. Misafirlerin bir kısmı bizde kalıyordu. Buse'yle yeterince ilgilenemiyordum. Odamdaki çekmecinin içinden hapları alıp içmiş. Normalde gündüz uyumaz. Oyun oynarken yerde uyuyakalmış. Kendine getirmeye çalıştım, gözlerini açamıyordu. 'Anne midem bulanıyor.' diyebildi ve öğürmeye başladı. Çekmecedeki ilaçlarım aklıma geldi. Telaşla gidip baktım, dört tablet eksikti. Korktuğum başıma gelmişti. Hemen hastaneye gittik. Midesi yıkandı, iki gün orada kaldık. İlaçların hiç de merak edilecek şeyler olmadığını bu vesileyle anladı. Şimdi hastalansa bile ilaç veremiyorum."
TAMAMI İÇİN TIKLAYIN