Bütün mesele YÖK kanununda. Buna göre, öğretim üyelerinden en çok oy alan 6 kişinin ismi YÖK’ e bildiriliyor. YÖK bu sayıyı alınan oyların çokluğuna azlığına bakmadan 3’ e indiriyor. Cumhurbaşkanı da bu 3 aday içinden uygun gördüğünü, gene aldığı oy sayısına bakmadan rektör olarak atıyor.
Dolayısıyla yüzlerce üniversite hocasının verdiği oyların ‘hiçbir kıymeti harbiyesi’ yok. Bu kanun, öğretim üyeleri ile resmen ‘dalga geçiyor.’
Oy vermek için dersini, seminerini, laboratuarını, hastasını bırakıp saatlerini harcayan profesörlere… doçentlere….‘Durun bakalım, siz doçent, profesör olmuş olabilirsiniz, ama rektörünüzü seçmeyi bilemezsiniz’ diyor.
Yapılması gereken esas şey, YÖK kanununun değiştirilmesi. Bu değiştirilene kadar da ya oy verip sesinizi çıkarmayacaksınız ya da emekli olmadan önce benim yaptığım gibi böyle bir saçma seçim sistemini protesto edip ‘seçime katılmayacaksınız’.
Rektör atamalarının nasıl yapıldığını bilip sonra da tantana yapmak yakışık almıyor.