Nazlı Ilıcak
SABAH
Askeri ve Adli yargı
Şimdi anayasanın 145. maddesi değiştiriliyor. Askeri mahkemelerin, sadece, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile, asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olanlara bakacakları belirtiliyor. Ayrıca, bir kafa karışıklığına yol vermemek için, 145. maddeye şu cümle de eklenmiş: "Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine ait davalar, herhalde adliye mahkemelerinde görülür."
Yeni metinden, yalnız "askeri mahalde işlenen" ibaresi çıkarılmış. Çünkü, diyelim ki Balyoz davası sanıkları 1. Ordu Karargâhı'nda "Harp Oyunu" çalışmaları yaparken, aslında bir askeri darbenin faaliyeti içine girmişlerdi. İddia böyle. Bu iddiayı, sivil mi, yoksa askeri mahkemeler mi inceleyecek? "Askeri mekân" cümlesi kafaları karıştırıyor. Darbe de gerçekleşmediğine göre, askeri mahkemeyi yetkili kılmak kolayca mümkün olabiliyor.
İşin aslına bakarsanız, asker kişiler aleyhine işlenen suçlar da, adli mahkemelerin yetkisi içine alınmalıydı. Bir asker, diğer bir askeri kıskançlık yüzünden öldürse, neden askeri mahkeme yetkili olsun? Anayasa teklifinde, maalesef, bu kısım olduğu gibi bırakılmış. Ama, "anayasal düzene" karşı suçlarda adli mahkemeleri görevli kılan hüküm, Ergenekon'la ilgili davaları sağlama alıyor. 31'i muvazzaf 54 general ve amiralin yargılandığı Balyoz davasının önemi büyük ama, başkaları da var. Meselâ, Dursun Çiçek ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı... Şu anda, İstanbul 13. Ağır Ceza'da. Ama, Çiçek'in avukatları askeri Yargıtay'a müracaat ederek, askeri mahkemenin yetkili olduğunu savunmakta.
İyisi mi anayasa değişikliğiyle, kökten bir çözüm bulalım.
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI Parti kapatma maalesef düştü