Atatürk meğer kahraman değilmiş
Bu zamana değin, Atatürk hakkında meğer yanlış bilgilerle donanmışız…
Kurtuluş Savaşı’nın kahramanı diye bildiğimiz Atatürk, meğer sıradan bir insanmış. Söylenenlere ve yazılanlara bakılırsa, tarihin bir döneminde, talihin yardımıyla öne çıkmış, kendini düşünen, pek çok insan gibi mevki makam peşinde koşan bir faninin biriymiş…
Ne yapmış bu sıradan fani?
Erzurum ve Sivas kongreleri sırasında Amerikan mandası istemiş…
Başka ne yapmış?
İngilizlere haber göndererek, sizin valiniz olmanız bana onur ve gurur verir demiş….
Daha başka ne yapmış
Taraftarları Topal Osman öldürüldüğünde, Çankaya bastıkları sırada, tanınmamak için çarşafa bürünerek köşkten kaçmış…
Daha daha başka ne yapmış?
Gençliğinde Beyoğlu’dan bir arkadaşı ile birlikte bir ev kiralamış ve o evi çapkınlık yapmak için kullanmış… vs.
O nedenle Atatürk “tu kaka” imiş….
Peki bu “tu kaka” Atatürk başka ne işler yapmış?
“ O Anafartalar kahramanlığı ile temayüz ettiği günden beri savaştan savaşa şan ve şerefle koşmuş ve harp talihinin bütün cephelerde aleyhimize dönüşü üzerine kendisine has olağanüstü azim ve kudretle derleyip toparlayarak bir varlık haline getirebildiği imparatorluğun son kuvvetlerinin başında, binbir tehlikeye göğüs gere gere giriştiği çetin çarpışmaların sonucundan geliyordu…” (Cehennem Değirmeni – Siyasi Hatıralarım – Truva Yayınları syf: 231)
Kimin söylemleri bunlar?
Atatürk’le yıllarca birlikte olmuş, Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün yakın arkadaşlığını yapmış Rauf Orbay’ın söylemleri?
Peki, Rauf Orbay başka ne yazmış siyasi hatıralarında bu sıradan faniyle ilgili?
“İngilizlerin Seddülbahir ve Arıburnu civarına asker çıkarmaya başladıklarını haber alan Mustafa Kemal Bey, emir beklemeksizin, tümenini Arıburnu’na tahrik etmiş ve Kocaçimen tepesini zapt için ilerlemekte olan düşmanı, taarruzla mağlup ve perişan ederek sahile sürüp, Gelibolu Yarımadası’sının güney kısmını düşmekten kurtarmıştı.
İngilizler, bu taarruzlarında muvaffak olamayınca, Anafarta sahiline çıkardıkları kuvvetlerle Seddülbahir’e doğru ilerlemeye başlamışlardı. Bunlara karşı sevkedilen kuvvetlerimizin kumandanı taarruzda terddüt edince, yerine memur edilen Mustafa Kemal Bey, kumandayı üstüne alır almaz giriştiği şiddetli mukabil taarruzlarla, boğaza hakim tepelere kadar ilerleyen İngilizleri tekrar mağlup ederek sahile sürmüştü.
Mustafa Kemal Bey, bu suretle Boğaz’ın düşman eline geçmesine mani olarak, Çanakkale muharebelerinin o andan itibaren siper savaşına çevrilmesini ve nihayet – İngilizlerin aman deyip çekilişleriyle- yarımadanın ve dolayısıyla İstanbul’un kurtulmasını temin etmiş oluyordu…” (Ayni kitap syf: 220)
X
Sevgili okurlar:
Bir ülkeyi ele geçirmenin olmazsa olmaz koşullarından biri, hatta en önemlisi, o ülke halkının gözünde ki kutsalı/ kutsalları değersizleştirmektir.
Türkiye’de bugün en güçlü simge ve güç kaynağı olarak ne görünüyor?
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Atatürk sevgisi…
Türkiye’nin bölünüp parçalanması ve arkasından tümüyle ele geçirilmesi için ne gerekiyor?
Orduyu yıpratmak ve güçsüzleştirmek…
Atatürk’ü gözlerden düşürüp, halkın yüreğinden söküp atmak…
Şimdilerde uğraş, içeride ki işbirlikçilerle birlikte tüm çabalar bu yönde!
Siz hiç son yıllarda, özelikle AKP iktidar sürecinde olduğu kadar, kimi güçlerce TSK’ya ve Atatürk’e yalan yanlış gerekçelerle bu denli açık ve haksız gerekçelerle saldırıldığını, Ordumuzun yıpratılması yönünde bugünkü kadar bilinçli ve planlı bir hareket olduğuna tanık oldunuz mu?
Çoğu zaman dile getiriyoruz ya… Hani şu milli ve manevi değerlerimiz diye…
İşte o değerlerin başında; vatanımız, bayrağımız, ordumuz, Atatürk’ümüz, cumhuriyetimiz, laikliğimiz ve sömürülmeyen dinimiz geliyor… Soruyoruz sizlere, bugün bu kutsal değerlerimize ne ölçüde içtenlikli duygu ve tavırlarla sahip çıkıyoruz? Ülke elden gidiyor, kaçımız tehlikenin ayrımındayız?
X
Sömürülmeyen dinimiz dedik…
Türbanlıları birkaç yıl içerisinde 4 kat artışa götüren, şeriat özlemi içerisindeki, Atatürk düşmanlığı ile beslenilen din dışında ki, “sömürülmeyen gerçek din” den söz ediyoruz…
Bir Atatürk döneminin yüzü, gözü, beyni ve ruhu aydınlık kadınlarımıza bakın, bir de bugünün, kandırılmış, sömürülmüş, türbana tutsak edilmiş talihsiz kadınlarımıza bakın! Çağ nereye gidiyor, ülke nereye gidiyor? Kimler götürüyor? Neden hâlâ uyanamıyoruz?...
Meğer Atatürk bildiğimiz gibi bir kahraman, deha, asrın lideri ve Türklüğün onuru Büyük Kurtarıcı değilmiş…
Sıradan bir faniymiş…
Hay Allah, nasıl da bu zamana değin ayrımına varamadık!
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com