ATATÜRK SEVGİSİNİ AZALTAMAZSINIZ!
Biz okumadık. Sabah gazetesi 25 Ağustos 2008 tarihli nüshasında; “Ergenokan olayı, Atatürk’ü ziyaret edenlerin sayısını dibe vurdurdu” biçiminde bir haber yapmış.
Söz konusu haberin doğru olmadığı Genelkurmay açıklamasından ortaya çıktı. Açıklamadan azalma değil tersine artış olduğunu öğrendik. Anladık ki gazete, okuru yanıltıcı haber yapmış.
Merak ettik. Sabah, haberi hangi amaç ve ruh hali içinde verdi. Anıtkabir’i ziyaret edenlerin azalmasını üzüntü vesilesi mi saydı yoksa üstü örtülü bir sevinç mi duydu…
Gazetedeki kimi köşe yazarlarını hariç tutarak söylüyoruz, sabah’ın patronaj zihniyetinin, inanç olarak olmasa da ticari hesaplar nedeniyle AKP ile örtüştüğünü sanırız bilmeyen kalmadı.
Başbakan’ın damadı grubun başında genel müdür. Dolayısıyla gazetenin hükümetin sesi ve tarafı olduğu görüş ve iddiaları, yayın çizgisine baktığınızda doğru ve yerinde bir saptama olur.
Bilinir ki, AKP’de Atatürk sevgisi tartışmalıdır… Dini argümanları ön plânda tutarak ülkeyi yöneten, laiklik karşıtı olduğu mahkeme kararıyla kesinleşmiş partinin büyük çoğunluğunun; Büyük Kurtarıcı’ ya karşı sevgisiz olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz. En azından bizim düşüncemizin bu yönde olduğunu rahatlık ve açık kalplilikle söyleyebiliriz.
Atatürk’ü seveceksiniz diye bir dayatma, tabi ki haklı ve mantıklı olamaz. Ancak, Ulu Önder’e sevgisiz yaklaşan, hakkında haksız ve yersiz suçlamalarda bulunan, ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, atmosferinde soluyan ve özgürlük içinde bu topraklarda yaşayan “kimilerinin”; konumları ne olursa olsun, Atatürk sevgisine uzak kalmalarını, o büyük dehayı ve kurtarıcıyı hâlâ anlayamamış olmalarını “büyük talihsizlik” hatta “gaflet” sayarız.
Ülkenin durumu ortada… Her şeyden önce yolsuzluklar almış başını gidiyor. Kömür çuvalları, gıda paketleri ve ramazan çadırlarıyla fethedilmiş toplum katmanları, ne yazık ki bugün için gerçekleri görmekten uzak. Böyle bir konjonktürde, üç beş yüz liralık yiyecek yardımlarıyla açlığa tutsak edilmiş milyonlarca insanın oyu rahatlıkla alınabiliyor…
Parametreler böyle iken, siz acı gerçeklerin üzerine perde çekip, hâlâ Atatürk’le uğraşmanın, onu halkın gözünden düşürmenin çabası içerisinde elinizden ne geliyorsa açık ya da üstü kapalı her tür melaneti yapmaya çalışacaksınız. Gönlünde Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi olan bizler de sessiz sedasız sizleri (Atatürk düşmanlarını) kuzu kuzu izleyeceğiz. Yok öyle şey!
Halkın kalbinde yer etmiş, vatan ve millet sevgisine dayalı güçlü üç manevi değeri ne yaparsanız yapın, yozlaştırıp, çeşitli plân ve hainliklerle tüketip yok edemezsiniz…
Ülkeyi, milleti ayakta tutan ve devletimizi güçlü yapan üç manevi değer var. “Atatürk sevgisi”, “Cumhuriyete bağlılık” ve “Türk Silahlı Kuvvetleri”… Bu üç değer, ülkenin vazgeçilmez kutsallarıdır. Vatanseverliğin de en temel dayanaklarıdır…
Atatürk’ün ordusunu yıpratmak, ellerinden geldiğince güçsüzleştirmek için içte ve dışta her şeyi yapanların; inanıyoruz ki, yeni Genelkurmay Başkanımız Orgeneral İlker Başbuğ paşa’nın göreve başlaması ve halkın takdirine mazhar olacak farklı icraatlarıyla hesapları suya düşecektir.
Umarız Sayın Başbuğ, tahminleri ve beklentileri boşa çıkarmayacak, kahraman ordumuzun güçlenmesinde ve sahiplenilmesinde yüreklere rahatlık verecek kararlı bir çizgi izleyecektir.
Buradan yüreği Atatürk sevgisiyle dolu, bilime, çağdaşlığa, cumhuriyete, laikliğe, demokrasiye inanmış kitlelere sesleniyoruz. Sözde Atatürkçü cumhuriyetçi, laik, demokrat olunmaz.
Düşüncelerinizi, ideallerinizi, tepkilerinizi mücadelenizle ortaya koymadığınız sürece, soyutluğa dayalı“fanatik” olmaktan öte bir iş yapmış olamazsınız.
Ne demiş ünlü bir düşünür;
“Sadece yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz”
Başka söze gerek var mı?
BURHAN ÖZBEY