ATATÜRK YALÇINTAŞ VE HZ MUHAMMED İN MEZARI
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Türkiye çapında tanınmış önemli bir isim ve saygıdeğer bir düşünce adamı…1963 yılında Prof. Ali Fuat Başgil tarafından kendisine teklif edilen milletvekilliğini kabul etmeyen Sayın Yalçıntaş aradan 36 yıl geçtikten sonra, gelen ısrarlı tekliflere dayanamamış ve 1998 yılında fiilen politikada yer almıştır.
Birçok partiden gelen teklifler arasında Fazilet partisi’ni tercih ederek TBMM’ne İstanbul Milletvekili olarak parlamentoya girdi. 2000 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’den aday olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Türkiye-Rusya Dostluk Gurubu Başkanlığı ve AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği) Parlamentosu’nda da Başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür. Yalçıntaş 2007 yılı TBMM Milletvekili seçiminde adaylığını koymamıştır…
Geçtiğimiz günlerde 50. akademik yılını idrak eden Sayın Nevzat Yalçıntaş’a Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “hocaların hocası” nişanesi verilmiş olup; Sayın Yalçıntaş yaşamı boyunca yaptığı işler ve üstlendiği görevler açısından çok önemli unvanlara sahip olmuş, uzlaşmacı ve uzlaştırıcı kişiliğiyle her zaman toplumun takdirini kazanmış, bütün kesimler tarafından şahsına güven ve saygı duyulan bir isim olmuştur.
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş; uydudan yayın yapmakta bulunan KOCAELİ TV’de, 19 Nisan Pazar günü, hazırlayıp sunduğumuz “Gündem Özel” programında, iki saat süreyle canlı yayın konuğumuz oldu.
Programda önemli açıklamalar yapmış bulunan Sayın Yalçıntaş’ın dikkat çeken açıklamalarından biri de; Hz. Muhammed’in mezarının 1926 yılında Suudiler tarafından yıkılması girişimi karşısında, Atatürk’ün ortaya koymuş olduğu sert ve tepkisel tavrını, belgesiyle açıklamış olmasıdır…
Bu önemli tarihi gerçeği, değerli okurlarımızla da sütunumuzda paylaşmayı uygun gördük.
Olay şu:
Suudiler 1926 yılında, Hz. Muhammed’in mezarını yıkma yönünde bir karar alırlar. Bunu öğrenen Büyük Kurtarıcımız Atatürk, zamanın Suudi Kralı’na çok sert ifadeli bir telgraf çeker. Telgrafında; şayet İslâm Peygamberinin mezarını yıkma yönünde bir girişimde bulunurlarsa, orduyu aşağıya (başlarına) indireceğini bildirir. Atatürk’ün bu kararlı tepkisi karşısında çekinen Suudiler, HZ. Peygamberin mezarını yıkmaktan vazgeçerler.
Konuya ait belge yani Atatürk’ün Suudilere çekmiş olduğu söz konusu telgraf, yıllar sonra Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde araştırma yapan bir görevli tarafından, dosyalar arasında bulunur ve bu görevlinin bir vesileyle durumu Sayın Yalçıntaş’a aktarması üzerine durum gün ışığına çıkar.
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş;
KOCAELİ TV’de ki programımız sırasında, konuyu detaylarıyla ortaya koyarken; Atatürk’ün dine/dinimize karşı duyarsızlığı ve karşıtlığı biçiminde, öteden beri, kimi kesimlerce sürekli olarak haksız, yanlış ve kasıtlı olarak saptırılan ve topluma empoze edilen ihanet olgusu karşısında; Ata’nın dinimize ve Peygamber’e karşı duyarlılığını ortaya koyan gerçeğin; belgeye dayalı olarak tartışmasız biçimde ortaya çıkmasında önemli bir vesile ve kaynak olmuştur.
Sayın Yalçıntaş’ın açıklamaları; bu konu hakkında önceden bilgisi olmayan pek çok izleyicimiz açısından, umuyoruz ki ilgi çekici olmuştur…
Yüce Atatürk’ü İslâm dinine karşıymış gibi gösteren art niyetli ve bu çabaları sayesinde çeşitli çıkarlar peşinde koşan sözde dindar görünen sahtekârlar(!), daha doğrusu “din simsarları”; dine, İslâmiyet’e son derece saygılı ve bağlı olan, güvenirliği ve saygınlığı toplumda büyük kabul gören bir düşünce adamının ağzından, Sayın Yalçıntaş’ın anlatımından gereken yanıtı almış oldular…
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın son çıkan iki kitabının adı; “İslâm ve Hayat” ve “Türkler ve İslâmiyet” tir. Her iki kitabın taşıdığı isimler çerçevesinde okura ve topluma önemli mesajlar verdiğini belirtmek isteriz. Okunduklarında görülecektir ki, her iki kitapta da yadsınmaz pek çok gerçek gözler önüne serilmiş durumdadır.
İnsani ve bürokratik işlerde, her zaman toplumda güven ve saygı unsuru olmuş, makam ve mevki peşinde koşmayı yaşamının hiçbir safhasında tutku haline getirmemiş, farklı kesimlerde hatta milletlerde karşılıklı uzlaşmayı ve uzlaştırmayı misyon edinmiş Sayın Yalçıntaş; günümüzde toplum katmanlarında ödün vermeksizin keskinleşen hatta karşılıklı düşmanlık boyutlarına varmış bulunan “taraflılık”, “taraf olma”, “bizim taraf”, “sizin taraf” gibi tehlikeli boyutlara varan sivriliklerde, her türlü olay ve düşünceye yumuşak bir iniş yapacak ölçüde denge unsuru olan saygıdeğer bir düşünce adamıdır.
Dinine samimiyetle bağlı, İslâmiyet uğruna önemli çalışma ve çabalar içerisinde olmuş bulunan bu saygıdeğer insan; “hocaların hocası” Sayın Nevzat Yalçıntaş; dalgalı ve karanlık denizde yolunu kaybetmiş “toplum gemileri” için yol gösterici bir “deniz Feneri” konumundadır.
Aklını yitirmiş(!), yolunu şaşırmış(!), egolarına ve keskinleştirdikleri ideolojilerine yenik düşmüş(!) ya da yenik düşme çizgisine yaklaşmış “gaflet içinde olanlar”, değerli insan Sayın Yalçıntaş’ın itibarlı, uzlaşmacı ve mutedil kişiliğinden, yaklaşımlarından feyz almalıdırlar…
Almalıdırlar ki, artık birbirimizi laik, antilaik diye suçlayarak düşman görmekten ve bir kaşık suda boğmak düşünce ve çabalarından vazgeçelim.
Ne diyoruz?
VATANSIZ VATANSEVER OLUNMAZ!”
BURHAN ÖZBEY