ATATÜRKÇÜ OLMAKTAN ÜRKMEYİN VE KORMAYIN!
Durum ciddi, gidişat kötü…
Çevremize bakıyoruz,
basında çıkan haberleri okuyoruz,
bilgisine ve özyapısına güvendiğimiz insanların yorum ve değerlendirmelerini alıyoruz,
insanlarda, yoğun bir tedirginlik hatta korku var.
Özellikle de laik, demokrat, ATATÜRK’çü kesimde bu böyle…
Karşıt görünen kesimde, adeta buna sevinir görünüyor…
İçimizi yakarcasına bizi üzen ve isyan noktasına getiren durumda bu!
ATATÜRK’çü kesimden,
Karamsarlık ve umutsuzluk tablolarının yansıması dikkat çekici…
Dilimiz varmıyor ama ne yazık ki,
teslimiyet noktasına gelmiş olanları bile gözlüyoruz.
“Bu iş bitti buraya kadarmış”,
kaderciliğine kapılanların sayısı az değil.
Ülkenin tükeniş ve çöküşe doğru gidişine,
tepki gösterecekler ama çekiniyorlar.
Çoluğum çocuğum var, başıma bir şeyler gelir diyerek,
kendilerini mücadeleden izole ediyorlar.
Gidişata karşı başkalarının tavır koymasını bekliyorlar.
Çıkıp ortaya kendilerini riske atmayı göze alamıyorlar…
Buradan tüm ATATÜRK’çülere seslenmek istiyoruz.
Peşinen teslimiyet, tükeniş ve yok olmak demektir.
Asıl mücadele bundan sonra başlıyor.
Son dakikaya kadar hiçbir şeye bitmiş gözüyle bakılmaz..
Avrupa Futbol Şampiyonasında,
Milli takımımızın son dakika golleriyle,
kazanmış olduğu zaferleri gözünüzün önüne getirin.
Din sömürücüsü ve şeriat özlemcisi,
yolsuzluk şampiyonu Atatürk düşmanlarının da bekledikleri bu;
laik, cumhuriyetçi, milliyetçi kesim,
gidişattan korkup kabuğuna çekilsin,
meydan bu orta çağ özlemcilerine kalsın!
Suç işlememiş, yasalara karşı gelmemiş,
vatanına milletine ihanet etmemiş insanlar;
neden çıkıp ortaya haklarını savunmak ve ülkenin kötü yönetildiğini, yabancılara peşkeş çekildiğini dile getirmek için,
bangır bangır bağırmaktan korksunlar?
Neden cep telefonlarıyla rahat rahat konuşamasınlar ve,
her gittikleri yerde kötü yönetilmeyi,
başarısız ve basiretsiz yöneticileri,
din istismarcılarını,
malı götürenleri eleştirip kükremesinler?
her ortamda,
milliyetçi, laik, cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı olduklarını coşkuyla haykırmasınlar?
Din sömürücüsü ve yandaşlarını,
devlet olanaklarıyla dünya nimetlerine gark etmiş yönetimlere,
neden en sert tavırlarını koymasınlar…
Hangi ülkede dürüst, düzgün ve gerçek vatansever insanlar,
hukukla, yargıyla, savcıyla, hakimle korkutulup sindirilmiş ki,
bizim ülkemizde de savcılar, yargıçlar toplumda öcü olarak algılansın!
Konum ve görevleri ne olursa olsun,
buna savcılar ve yargıçlar da dahil,
hukuk önünde herkes eşittir.
Kimse, kimseye haksız ve sebepsiz yere tahakküm edemez…
Kimse kimse üzerinde sınıfsal üstünlük kuramaz…
O halde ortada suç yokken,
neden ve kimden korkulsun ki?
Hukuk şemsiyesinin sağlam ve geniş olduğu ülkelerde,
savcılar, yargıçlar,
dürüst, namuslu ve vatansever insanların,
korku odağı değil aksine güvencesidirler.
Nasıl ki Alman köylüsü,
toprağına basıp geçen Alman Kralı’nın yüzüne,
göğsünü gere gere ve hiçbir çekince duymadan;
“BERLİNDE YARGIÇLAR VAR” diyebiliyorsa,
bu ülkede de, toplumun gurur duyacağı, savcılar ve yargıçlar var.,.
Ne demişti büyük önder ATATÜRK;
ülkenin üzerinde karabulutlar dolaştığı günlerde;
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müritler ülkesi olamaz”
Biz de diyoruz ki, bu ülke;
korkaklar, ürkekler, tabansızlar,
yüreksizler, teslimiyetçiler, biatçılar, dönekler,
bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılar ülkesi olamaz!
Sakın ola laikliğe, çağdaşlığa gönül vermiş hiç kimse,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen,
ve ülke olarak kimliğimizi, yolumuzu belirleyen ana ilkelerden,
şundan bundan korkarak, en küçük geri adım atmamalıdır.
Biz inanıyoruz ki,
bu karamsarlık ve umutsuzluk görüntü ve duygularının,
yavaş yavaş sonuna gelinmekte.
Çünkü neyin ak neyin kara olduğunu toplum görmeye başladı.
Ülkenin nasıl ve kimler tarafından ne uğruna,
kamplaşma ve bölünme noktasına getirildiğinin ayırdına varılmaya başlandı…
Bağımız mahkemelerin, bağımsız yargıçlarının kesin kararı olmadıkça,
ülkede hiç kimseye suçlu gözüyle bakılamaz!
O halde,
Kimsenin kimseden,
suçu günahı olmadan,
hele hele yüreği ağzına kadar gerçek vatan sevgisiyle doluysa,
peşin peşin korkup ürkmesine gerek yok.
YOLA DEVAM!...
BURHAN ÖZBEY