<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; line-height:12.0pt;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
ATATÜRKÇÜLER, MİLLİYETÇİLER KORMAYIN!
Çevremize bakıyoruz…
Basında çıkan haberleri okuyoruz…
Sağduyusuna güvendiğimiz insanların yorum ve değerlendirmelerini alıyoruz…
Ergenekon davasından sonra, en masum insanlarda bile yoğun bir tedirginlik
hatta korku var.
***
Özellikle de laik, demokrat, ATATÜRKÇÜ kesimde bu böyle…
Karşıt görünen din sömürücüsü kesim, adeta buna sevinir görünüyor…
İçimizi yakarcasına bizi üzen ve isyan noktasına getiren durumda bu!
ATATÜRKÇÜ kesimden, karamsarlık ve umutsuzluk tablolarının yansıması
dikkat çekici…
Acıdır ama ne yazık ki, dava ve ideallerinden vazgeçip teslimiyet noktasına
gelmiş olanları bile gözlüyoruz.
“Bu iş bitti buraya kadarmış”, “ ülke artık bir İslâm devleti oldu, bunun dönüşü
yok” kaderciliğine kapılanların sayısı az değil.
Ülkenin tükeniş ve çöküşe doğru gidişine, tepki gösterecekler ama çekiniyorlar.
“Ailem çocuklarım var, başıma bir şeyler gelir” diyerek, kendilerini
mücadeleden izole ediyorlar.
Gidişata karşı başkalarının tavır koymasını bekliyorlar.
Çıkıp mücadeleci olarak kendilerini ortaya atmayı göze alamıyorlar…
***
Buradan tüm ATATÜRKÇÜLERE MİLLİYETÇİLERE ve Cumhuriyet’e gönül vermiş “vatan sevdalıları” na seslenmek istiyoruz.:
Anayasa Mahkemesi, iktidar partisinin laiklik karşıtı bir parti olduğu gerçeğini
aldığı son kararla tüm dünyaya ilân etti…
Laiklik ilkesine karşı olmak, bir anlamda Atatürk ilkelerine karşı olmak
demektir. ..
AKP’nin bilinen ideolojik yapısıyla, ülkeyi ılımlı İslâm devleti yapma çabasını
ülke de bu zamana değin bilmeyen mi vardı?
Peşinen teslimiyet, tükeniş ve yok olmak demektir.
Asıl mücadele bundan sonra başlıyor.
Son dakikaya kadar hiçbir şeye bitmiş gözüyle bakılmaz..
Avrupa Futbol Şampiyonasında, Milli takımımızın her şeyin bittiğinin sanıldığı
bir anda
son dakika golleriyle, kazanmış olduğu zaferleri gözünüzün önüne getirin
Din sömürücüsü ve şeriat özlemcisi, yolsuzluklara bulaşmış Atatürk düşmanlarının da bekledikleri zaten bu değil mi?
***
Laik, cumhuriyetçi, milliyetçi kesim, gidişattan korkup kabuğuna çekilsin,
meydan bu orta çağ özlemcilerine kalsın!
Suç işlememiş, yasalara karşı gelmemiş, vatanına milletine ihanet etmemiş
insanlar; neden çıkıp ortaya Türk’lüğü ve Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i savunmak
için ve de ülkenin kötü yönetildiğini, yabancılara peşkeş çekildiğini dile
getirmek adına bangır bangır bağırmaktan korksunlar?
***
Neden cep telefonlarıyla, birbirleriyle rahat rahat konuşamasınlar ve her
gittikleri yerde kötü yönetilmeyi, başarısız ve basiretsiz yöneticileri, din
istismarcılarını, malı götürenleri eleştirip kükremesinler?
Atatürk milliyetçisi, laik, demokrat, cumhuriyet sevdalısı olduklarını coşkuyla
neden gök gürültüsü gibi haykırmasınlar?
Din sömürücüsü ve yandaşlarını, devlet olanaklarıyla dünya nimetlerine gark
etmiş yönetimlere, neden en sert tavırlarını koymasınlar…
***
Hangi ülkede dürüst, düzgün ve gerçek vatansever insanlar, haklı oldukları
halde, hukukla, yargıyla, savcıyla, hakimle korkutulup sindirilmiş ki; bizim
ülkemizde de savcılar, yargıçlar toplumda öcü olarak algılansın!
Konum ve görevleri ne olursa olsun, buna savcılar ve yargıçlar da dahil, hukuk
önünde herkes eşittir.
Kimse, kimseye haksız ve sebepsiz yere tahakküm edemez…
Kimse başkası üzerinde sınıfsal üstünlük kuramaz…
O halde ortada suç yokken, neden ve kimden korkulsun ki?
***
Hukuk şemsiyesinin sağlam ve geniş olduğu ülkelerde, savcılar, yargıçlar,
dürüst, namuslu ve vatansever insanların, korku odağı değil aksine
güvencesidirler.
Nasıl ki Alman köylüsü, toprağına basıp geçen Alman Kralı’nın yüzüne,
göğsünü gere gere ve hiçbir çekince duymadan; “BERLİNDE YARGIÇLAR
VAR” diyebiliyorsa, bu ülkede de, toplumun gurur duyacağı, savcılar ve
yargıçlar var.,.
Ne demişti büyük önder ATATÜRK; ülkenin üzerinde karabulutlar dolaştığı günlerde;
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müritler ülkesi olamaz”
Biz de diyoruz ki, bu ülke; korkaklar, ürkekler, tabansızlar,
yüreksizler, teslimiyetçiler, biatçılar, dönekler, bana dokunmayan yılan bin
yaşasıncılar ülkesi olamaz!
Sakın ola laikliğe, cumhuriyete, çağdaşlığa gönül vermiş hiç kimse, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen ve ülke olarak kimliğimizi, yolumuzu
belirleyen ana ilkelerden; şundan bundan korkarak, en küçük geri adım
atmamalıdır!...
***
Biz inanıyoruz ki, bu karamsarlık ve umutsuzluk görüntü ve duygularının,
yavaş yavaş sonuna gelinmekte.
Çünkü neyin ve kimin ak neyin kara olduğunu toplum görmeye başladı.
Ülkenin nasıl ve kimler tarafından ne uğruna, kamplaşma ve bölünme noktasına
getirildiğinin ayırdına varılmaya başlandı…
BURHAN ÖZBEY