ATİNA, 07/09(BYE)--- Tirajı günde 2471 olan Avgi gazetesinin 6 Eylül 2010 tarihli sayısında, Panos Tirgazis imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun özet çevirisi şöyledir:
Dünya, derin bir ekonomik kriz yaşıyor. Ülkelerin ekonomileri para darlığı içinde ve gayri safi milli hâsıla giderek azalıyor, işsizlik artıyor. Dünyada açlıktan ölenlerin sayısı yılda üç "tsunamiye" denk geliyor. Felakete neden olacak iklim değişikliğin önlenmesi için çok küçük kaynaklar ayrılıyor. Bu gerçek karşısında, dünya çapında silahlanma harcamaları 2009 yılında yüzde 5,9 oranında yine artış sağlayarak 1 trilyon 531 milyar dolara ulaşmıştır. Bu, savaş tanrısına günde 4,2 milyar dolar feda edildiği anlamına geliyor.
--Yunanistan ve Türkiye'nin Kaldıramayacağı Bir Ağırlık--
Hepimizin bildiği üzere savunma harcamaları, Türkiye ve Yunanistan'ın ekonomileri için kaldırılması zor bir ağırlıktır. Türkiye askerî harcamalarını 2009 yılında, 2008 yılına kıyasla 2,9 milyar dolar artırdı. Bu, İngiltere'den sonra Avrupa'da kaydedilen en büyük artış oldu. Diğer yandan Yunanistan 2005-2009 yılları arasında, Çin, Hindistan, Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden sonra dünya genelinde beşinci sırada yer aldı.
İki ülkenin gayri safi milli hâsılasından askerî harcamalara ayırdığı oran, Avrupa'nın ayırdığı rakamın ortalamasının iki katıdır. Bu durumda sağlık, eğitim, toplumsal ve çevresel korumaya ayrılacak kaynaklar azalıyor.
Türkiye ve Yunanistan'ın silahlanma ve askerî harcamalarının karşılıklı, dengeli bir şekilde azaltılmasına dair 11 yıldır sunduğumuz öneri, Türk solundan destek aldı ve birçok toplumsal hareket tarafından kucaklandı.
Bu öneri Türk-Yunan ilişkilerine dair gerginliklerden, "casus belli"den, it dalaşlarından, milliyetçilikten, NATO'nun savaş planlarından çok uzak olan bir anlayışın merkezinde bulunuyor. Bu öneri, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs üçgeninde ortak faaliyet alanı oluşturabilir. Ayrıca bu öneri, BM kararlarına göre askersizleştirilmiş, bağımsız ve birleşik Kıbrıs talebine uygundur.
Türkiye ve Yunanistan hükûmetlerinin son aylarda, silahlanmanın azaltılmasına dair yaptıkları açıklamalar yeterli değil. Hükûmetlerin, sözlerden faaliyete geçmesini ve bu konuyu Türk-Yunan görüşmelerinin ilk sırasına yerleştirmesini talep ediyoruz. Bu nedenle ortak tutumla kampanyamızı genişletmemiz gerekiyor. "Vatandaşlar ve hareketler diplomasisinin" rolünün yerini hiçbir şey dolduramaz.
Yunanistan ve Türkiye'nin silahlanmada azaltmaya gitmelerinin önemi yalnızca Türk-Yunan ilişkileriyle sınırlı kalmıyor. Böyle bir gelişme, dünyanın en askerîleştirilmiş bölgesi olan bölgemiz için umut dolu bir adım olacaktır.