Anayasa Mahkemesi kararını verdi...
Sonuç ne? İptal mi yoksa onay mı?
Doğru dürüst kimsenin kararı anladığı yok...
Haşim Kılıç’ın yaptığı açıklamadan sonra, kimileri sevinir, kimileri de üzülür gibi oldu ama ne sevinenler ve ne de üzülenler, neden sevindiklerini ve niçin üzüldüklerini sonradan pek anlayamadılar...
Şu bir gerçek...
Değiştirilmek istenen maddelerin tamamını anlayıp ta sayabilecek sıradan vatandaş sayısı yok denecek kadar az...
Kendini okumuş, kültürlü sayan pek çok kişinin dahi; ben işi anladım ve kavradım diyebilecek bir durumu yok...
7 yıldır yan gelip yatan, sekizinci yılında aklı başına gelen iktidar, birden bire değişiklik sevdasına tutuldu ve apar topar 2 ay içerisinde anayasa değişikliği hamlesine girdi. Milletvekillerinin sabahlara kadar Meclis’te masalarının üzerinde yarı uykulu, el kaldırarak yasalaştırdıkları değişiklik kararı, referandumla sonuçlandı...
Uzatmayalım... Bu acele nedendir?
Anayasa değişikliği böyle mi yapılır?
Nerede görülmüş, siyasi partiler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları vs ile uzun süre tartışılmadan çıkarılan bir anayasa değişikliği...
Nedeni tabi ki belli! Korku dağları sardı!... Çünkü “Abbas yolcu...”
İktidardan düştükten sonra kurulacak masa ve sorulacak hesaplar artık ufukta görünmeye başladı...
Tabi ki sen ülkeyi iktidar olduğun iki dönemde nereye götürdüğün belli olmayan bir maceraya sürüklersen...
Milleti her şeyden ürker, korkar duruma getirip; içtenlikle güvendiği ordusunu üç beş çürük için sonu belli olmayan iddialar ve suçlamalarla perişan edersen...
Düne kadar sırtına doğru dürüst bir çul bile alamayacak durumda olan çulsuz yandaşlarını, bu gününün “tatlı hayat” yaşayan talihli zenginleri haline getirip, halkı tam anlamıyla yoksulluğun içine atıp biçare duruma sokarsan...
Bir gün gelecek bunun hesabı tabi ki sorulacaktı!
2002’de iktidara geldikten sonra çıkıp halkın karşısına, “bekleyin iktidarımızın üçüncü yılında cebiniz para görecek...” diye açıklamalar yaptığınız halde, ortalığı tam anlamıyla bir “işsizlik ve yoksulluk” cehennemine çevirirseniz, tabi ki iş gelip bugünkü “isyan” noktasına dayanacaktı?
Ne demek şu?
“Anayasa Mahkemesi üyeleri verecekleri karar sırasında, toplantı yaptıkları odanın dinleneceğinden korkar hale gelmişler. Bir üyenin bu yönde açıklaması var! Türkiye Cumhuriyeti, hangi dönemde böyle bir “paranoya” nın içine düştü?
Milletin kaderi hakkında alınacak kararda, dinlenme korkusu yaşanıyor... Olacak şey mi?.. Böyle bir durum hangi ülkede yaşanır söyler misiniz?
Bütün bunlar olup biterken, anlı şanlı basınımızdan adı medyaya dönüşen plazaları mekan tutmuş matbuatımız ne yapıyor ve ne durumda?
Halkın sesi ve kulağı olması gereken o medya, tam anlamıyla işgal altında...
Millete gerçekleri duyurması ve halk öncülüğü yapması gereken medya ve onun patronları; şaha kalkmış materyal azgınlık içerisinde, varsa yoksa nasıl cebimi doldurur, köşeyi dönüp, tatlı iş ve ihaleler alırım sevdası peşinde...
Böyle giderse, yakın gelecekte var olan her şeyinin gidebileceğinden habersiz toplum ve kitleler; hâlâ “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” ürkek ve korkaklığı ile sinmiş, sütre gerisine çekilmiş, şaşılacak bir tepkisizlik içerisinde...
Değiştirilmek istenen anayasa bizim...
Sevgili halkımız mışıl mışıl uyurken, değişiklikle ilgili referandum olayı en çok kimlere dert oluyor. Bizi çok seven “emperyalist akbabalar”a!...
Çünkü denildiği gibi, kurbağa soğuk suya atıldı, altı hafif ısıtılmaya başlandı...
Yakında haşlanma ve tükeniş bekleniyor...
Sonuç:
12 Eylül’de yapılacak referandum öncesi, kesin olarak biliniyor ki, olayların ve gerçeğin dışında kalmış olan her şeyden habersiz sevgili halkımız, AKP’nin kömür ve gıda bombardımanı ile fethedilmeye ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği bir çuval kömüre ve birkaç torba kuru bakliyatla ambargo altına alınmaya çalışılacak!
Süre gün be gün yaklaşıyor...
Saflar belli oldu... Dini istismar edenler ve Atatürkçüler.
12 Eylül’de ya emperyalistlerle birlikte işbirlikçiler kazanacak ya da Türk halkı tarihi bir uyanışla, artık kötü giden kaderine dur deyip, Abbas’ı yoluna uğurlayacak!
Uyan borusu çaldı!
Yolumuz ve çizgimiz ülkeyi bize emanet eden Ulu Önder Atatürk’ün yolu ve onun muhteşem mücadele kararlığı olmalıdır...
Oylarınız referandumda “hayır” olursa bilin ki çok hayırlı bir iş yapmış olacaksınız!
BURHAN ÖZBEY