YAĞMUR KASAPBAŞI (Milliyet Kitap)
Mustafa Kemal’in yaşamında ve Türk devrim tarihinin başlangıcında önemli, değerli iki kadın var: Fikriye Hanım ve Latife Hanım... Biri Selanik’ten, diğeri İzmir’den Ankara’ya gelmiş iki Türk kadını... Bu iki kadın Mustafa Kemal’in yaşamında birer dönüm noktası oldu.
Fikriye, Mustafa Kemal’i karşılık beklemeden sevdi. Top seslerinin Polatlı’ya kadar ulaştığı, Ankara’nın o bunalımlı Milli Mücadele yıllarında bir kale gibi sağlam durdu. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya karargahında, karargah hizmetini de görerek kadınların gösterdiği fedakar- lığın simgesi oldu.
Mustafa Kemal, Fikriye’nin önemini ve ona verdiği değeri şu sözlerle ifade etmişti: “Ben Anadolu’ya geçtiğim zaman, idamıma karar verildiğini duyar duymaz, Fikriye Hanım, o genç ve güzel kız, o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi... Anadolu’ya geldi...”
Latife ise, Batılı bir eğitim aldı. Çankaya Köşkü’nde yalnız bir eş, bir aile kadını olarak kalmadı; Türk kadınının topluma karışıp sosyalleşmesinde ve kadın haklarının kazanılmasında Mustafa Kemal’in en büyük destekçisi ve yardımcısı oldu. Devrimlerin fikir hazırlıklarında ve uygulamalarında hep kocasının yanında durdu. Uzun yurt içi gezilerinde, yarı erkek kıyafetiyle, ayaklarında rugan çizme, bacaklarında süvari pantolonu, başında kulaklarına kadar her tarafını kaplayan siyah bir örtü, yüzü sadece kaşından çenesine kadar görünerek, Mustafa Kemal’in yanında yerini aldı. Çoğu zaman da bu gezilerde halkın şaşkın bakışları altında konuşmak için kürsüye çıktı.
Kadın hareketi
Birlikte yapılan bu geziler büyük etkiler yarattı. Latife, her ne kadar Ankaralı kadınlar tarafından eleştirilse de bütün kadınlar onu örnek almaktan geri kalmadı. Böylece Latife, Türk kadın hareketinin Çankaya’daki öncüsü, lideri oldu. İlk defa kadınlara seçme hakkı tanınmasının tartışılması da onun çalışmaları ve adıyla başladı.
Bu iki kadın, hizmetleriyle Türk kadının temsilcileri olarak tarihteki yerlerini aldılar. Fikriye, 1920-1924, Latife 1923-1925 yıllarında Ankara’nın ve Çankaya’nın hayatında önem taşıdılar. Hayatları birbiriyle kesişen bu iki kadın, aynı erkeği sevdiler, ancak her ikisinin de sonu acı ve hüzün oldu. Fikriye, ‘Gazi Paşa’sına kavuşamadan ölüme yenildi. Latife, uyuşmazlık kurbanı olup ‘mukaddes Paşa’sından uzaklaşmak durumunda kaldı; yalnızlık ve suskunluk içinde hayatının sonuna kadar hüzünle yaşadı.
“Beni İki Kadın Çok Sevdi”, Fikriye ve Latife hanımların, hem Mustafa Kemal’in yaşamındaki hem de Milli Mücadele ve Türk devrim tarihindeki gerçek yerlerini, değerlerini anlatıyor. Fikriye ve Latife, yalnız aşkları, kıskançlıkları, hırçınlıkları, hüzünleri ile değil; Mustafa Kemal’e yaşamayı sevdiren yönleri ile de değerlendiriliyor kitapta.
Farklı bir tarih okuması
Dönemin olaylarının birbirini tamamlar nitelikte anlatımı ile Fikriye ve Latife’nin, Mustafa Kemal’in yaşamındaki ve Türk devrim tarihindeki gerçek değerleri veriliyor böylece. Bu nedenle önce, yaşanılan bu dönemin olaylarını takip için, olayları günü gününe izleyen yerli ve yabancı gazeteler taranmış, dönemi yaşayan yakın tanıkların anlatımları derlenmiş. Ayrıca önemli arşiv belgeleri de kitapta kullanılmış. Sonuçta, yaşanan dönemi de kapsayan yerli ve yabancı geniş bir kaynak taraması ile bu kapsamlı çalışma ortaya çıkmış.
Böylece Çankaya Köşkü’nden gelip geçen, ancak, Mustafa Kemal’in yaşamında ve Türk devrim tarihinde bıraktıkları unutulmaz izleri ile Fikriye ve Latife’yi anlatan zengin kaynaklı, geniş ve kapsamlı belgesel biyografi niteliğinde “Beni İki Kadın Çok Sevdi” ortaya çıkmış. Bir bakıma, Mustafa Kemal’in 1919 Aralık ayında Ankara’ya gelmesi ile başlayan Milli Mücadele yılları ve Cumhuriyetin ilk yıllarını içine alan dönemin tarihi de yazılmış. Böylece okuyanlar, tarihimizin o döneminin içinde bulunulan şartları ve zorlukları ile verilen mücadeleleri, kazanılan zaferleri de yaşayarak, o döneme de tanıklık edecek.
Kitapla İlgili Teknik Bilgi Ve Sipariş Şartları İçin Bu Linki Kullanabilirisiniz...
