Babalar Günü’nde şehit babaları!
17 Haziran 2007 Pazar günü Babalar Günü.
13 Mayıs 2007 Pazar günü “Anneler Günü” idi. Yaklaşık 15 yıldan beri hemen her yıl olduğu gibi “Anneler Günü” nden birkaç gün önce, bu iflah olmaz “sosyal yara”ya internetteki köşe yazılarımızda yine değinmiş ve “Anneler Günü” nün ulus düzeyinde toplumsal gösteri ve şov olgusu içersinde, annesiz ve evlatsız vatandaşlarımızı düşünmeden egoizm kalıpları içerisinde kutlanmasının yanlış olduğunu anlatmaya çalışmıştık.
Sevgili okurlar…
Soruna “Babalar Günü” açısından da, ayni duygu ve düşüncelerle yaklaştığımızı belirtmek isteriz. Kimseye annesini babasını sevmesin diye bir yaklaşımımız ve düşüncemiz olmadığını burada belirtmemizin bir anlam ve mantığı yok. Konuyu kişisel duygu ve yorumlarıyla hiç kimse saptırmaya kalkmasın! Bizim dediğimiz şu!
“Anneler Günü kutlanmasın” başlıklı yazımızda da değindiğimiz gibi (isteyen okurlarımız söz konusu yazımızı arşivden okuyabilirler) bırakın şu şovlu törensel kutlamaları! Gelmeyin sermayedarların, emperyalistlerin mallarını pazarlamak için yarattığı oyunlara! Babasız çocuklarımızı ve evlatlarını yitirmiş babaları ya da ömrü boyunca evlat sahibi olamamış babalığı tadamamış günahsız insanlarımızı düşünün! Dediğimiz ve savunduğumuz bu ve buydu!
Babanız, anneniz, eğer yaşamdaysalar, Allah uzun ömürler versin, yılın üç yüz altmış günü sevgi ve şefkat dolu yürekleriyle sizleri beklemekteler! Gidin her gün doya doya onları kendi aile dünyanızın mahremiyeti içerisinde sevin, sarılıp öpün, armağanlar alın, onlar da sizler de mutlu olsunlar! Bunu engelleyen mi var?
Anne ve babalarınıza sevginizi aktarmak için ille de yılda bir (sermayedarların, kapitalistlerin mallarını satmaları için oluşturduğu) özel bir gün mü ihdas etmek gerekiyor? Annelerimizi ve babalarımızı sevmemiz için birileri bize “özel gün” belirleyerek, “hadi annenizi ve babanızı sevin bakalım” diye düdük mü çalacak?
Toplumda babasız, evlatsız milyonlarca günahsız insanın, her sene göz göre göre karalara bürünmesi ve derin acılara gark olması, “babasızlıklarının” ve “evlatsızlıklarının” insafsızca yüzlerine vurularak hatırlatılması mı gerekiyor?
Güneydoğu’dan her gün bir ya da bir kaç şehidimiz geliyor. Bayrağımıza sarılı tabutlarına kapanıp ağlayan babaların, annelerin büyük acılarına hiç mi saygı duymayalım?
Siz aslan gibi evladını vatan savunmasında yeni yitirmiş bir baba ile ya da erken yaşta kahpe bir terörist kurşunuyla yaşama veda eden şehit babasının derin acısıyla bir cami avlusunda yanıp kavrulan küçücük yavrularla ve de bitmiş tükenmiş anneleriyle bir an olsun yan yana geldiniz mi?
Nasıl bir yıkım ve ızdırap duyguları içerisinde olduklarına tanık oldunuz mu? O insanların çektiği ve çekmekte oldukları acıları, hiç kimsenin ve hiçbir zaman çekmemesini Yüce Allah’tan temenni ederiz!
Bu satırların yazarı gibi milyonlarca baba ve tabi ki anne; her gün ekranlara gelen televizyonlarda ki şehit cenaze törenlerini dayanamadıkları için izleyemiyor! İzleyenlerin de gözyaşları sel olup akıp gidiyor…
Yaşadığımız şu ortamda ne “Anneler günü” ne de “Babalar günü” güle oynaya ve gazetelere ilanlar verilerek kutlanabilir mi? Böyle bir kutlamanın hangi toplumsal dayanışma ve yararla ilgisi olur Allah aşkına, söyler misiniz!
Hiç olmazsa bu yıl, “şehit askerlerimiz ve komutanlarımız” ın aziz hatırası adına şu babalar günü kutlanması denilen yanlışlığa düşülmesin! Böyle bir ortamda toplumun gözünün içine soka soka güle oynaya babalar gününü kutlamak hangi vicdana sığar!
Sonsöz:
Anneler Günü gibi Babalar Günü diye bir günün de kutlanması ve böyle bir günün topluma “sosyal bir gün” olarak empoze edilmesi son derece yanlıştır!
Emperyalizmin oyununa gelerek, sermayedarların, kapitalistlerin kasalarını doldurmanın toplumsal yarar açısından, kabul edilebilir hiçbir açıklaması olamaz!
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com