Son Haberler
30.07.2010 Cuma 16:19
USD 1,5110 EUR 1,9680 EUR/USD 1,3024 IMKB100   59874/%-1,44
ISTANBUL Cuma: 24°C/32°CCumartesi: 24°C/34°CPazar: 24°C/34°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

BABAMA MEKTUP!....
Hülya Okur hokur@haberx.com - 16.03.2010 15:51
Bookmark and Share

"Mektubumu ceketine koyup, elini cebine atmanla, sana vaaz verdiğim düşüncesiyle ve belki de çocuğundan akıl alan bir baba durumuna düşmemek hatta böyle bir ajitasyonla yüreklerin parçalanacağı bir vaziyetin olmadığını söylemek istercesine, gözümün önünde yırtıp lime lime ettiğin anların da bir yazınsal hesaplaşması olsun isterdim aramızda.. "

Can Dündar arşivinin içinde kulaçlıyorum, böyle karada yüzmek keyfini bana yaşatabilen tek yazardır kendisi. Bazen o kadar gizli notlara, günlüklere, mektuplara ulaşıyor ki, şunu sormadan edemiyorum: "Siz, bizim bilmediğiniz bir yerden bizi izleyen ölmüş bir ruh musunuz, yoksa bizim bildiklerimizin yazıya her aktarılışında sağ omuzumuzda bekleyen bir yazıcı meleği mi?

"Kimi mektupta yazdı duygularını; kimisi ise mektup yazacak çağa geldiğinde babasızdı" diye başlayan bir köşe yazısında,"Sanatçılar ve Babaları"başlığı ile, kaleme alınan mektupları yayınlamış:

Örneğin içlerinden en etkileyici olanları şunlardı:

CAHİT SITKI TARANCI
“Madem ki oğlunuzu seviyorsunuz...”
Diyarbakırlı şairin, Galatasaray Lisesi’ni kazandıktan sonra 3 Ekim 1929 tarihinde İstanbul’dan Diyarbakır’daki babasına yazdığı mektuptan:

“Çok muhterem babacığım,
Diyarbakır’ı terk edeli 20 gün kadar oldu. Geçmiş ayın bu günlerinde beraber oturup kalktığımızı, yiyip içtiğimizi ve gülüştüğümüzü, mağrur kahkahalarımızın kulaklarımızda uzun müddet manalı çınlayışı, ruhumuza sığmayan ezeli sarhoşluk ve ilahi saadet, sizler, kardeşlerim, akrabalarım, hepiniz birbirinden ayrılmadan bu müstesna tabloda mazi diye karşımda sönmeye mahkum, zayıf bir mum gibi tüttükçe çıldıracağım geliyor ve bu korkunç ve amansız harikayı tuğyan eden ruhum baştan başa lanetliyor.
1929 senesi yazı, hayatımızda daima yad edilecek mesut bir devredir. Bugün teşrinievvel üç... 9 gün sonra mektebimiz açılıyor. Bugünlerde vaat ettiğiniz 200 liranın çıkarılacağını zannediyorum. Ne kadar evvel gönderseniz hakkımda o kadar hayırlı olur ve mektepteki yerim de o nispetle kökleşmiş olur.
Bu sene de ikmale kalmamaya azami gayret sarf edeceğimi söylemeyi lüzumsuz ve zait addediyorum.
Madem ki oğullarınızı kendiniz gibi seviyorsunuz, madem ki onların muvaffakiyetsizlikleri sizin de kalbinizi vahşi bir işkenceye maruz bırakıyor, madem ki onların muvaffakiyetlerini kendi muvaffakiyetiniz gibi benimsiyor ve göğsünüz, koltuklarınız kabarıyor, şuna emin olabilirsiniz ki o yavrular da sizi her yerde ve daima asarıyla müftehir ve mağrur bir baba mevkiine çıkarmakta varlıklarını harcamaktan çekinmeyecekler ve icabında bu uğurda hayatlarını bile eritmekte haklı bir zevk duyacaklardır.
Hürmetle ellerinizi öperim şeker babacığım.
Cahit”
(Mustafa Uyguner, “Cahit Sıtkı Tarancı”, Bilgi, 2003) 

ÇETİN ALTAN
“İlk yazımı babama gösterdim ve...”
“Ben ilk yazı denemelerimi babama gösterdiğim zaman, yazının tadına varma yerine, yazının devamını sayfanın arkasına değil de ikinci bir sayfaya yazmamı eleştirmişti.
Ve bir şeyi daha eleştirmişti:
İstanbul’un ‘İ’si üstüne nokta koymayı unutmuş olmamı...
Donup kalmıştım.
İlk kitabım da onun sağlığında çıkmıştı, gazetelerde yazmaya başladığım günlük köşe yazıları da...
Beğenmek şöyle dursun, bunları çokçası görmezlikten gelmeyi yeğlemiş, bir de tumturaklı öğüt vermişti:
‘-Şöhret afettir oğlum. Yazar-çizer takımı serseri olur. En iyisi memuriyettir. Sicilinin ‘Kitapları’ hanesine kitabını da yazarlar; daha kolay terfi edersin.’”
(Çetin Altan, “Kavak Yelleri ve Kasırgalar”, İnkılap, 2004)

Şimdi mektup sırası bana geldi, bir gün okur mu diye değil, okumasın diye babama yazdığım mektubun tüm ayrıntıları sizlerle...

HÜLYA OKUR

Sevgili Babacığım, senin kokunun özelliği hala saklıdır bende. Talaşın saçlarında ve bıyıklarındaki yerlerini alarak senin resmini çizme gayretini geçebilir miyim bilmiyorum ama seni ilk gördüğüm andan itibaren aşkım artarak devam ettiğinden, kusurlarını resmeden bir çizim yapmam zor olacak gibi geliyor bana. Ellerimi içine kapatan avuçlarını, mantar kokusuna rağmen çıkartmaktan zevk aldığım çoraplarını, kabanını üzerine tutmak için annemden önce davrandığım zamanları, işten eve geldiğin zaman zili çalışından anlayarak kapıya fırlamamı, eve erken gelmen pahasına kumanının sende kalmasına razı oluşumu, sofrada kız kardeşim Funda ile atışırken senin gülüşün karşısında  standup'ımızı bozmamamızı, annemle uğraşır, başındaki örtüyü çekiştirirken sanki zulmediyormuşsun gibi araya girişimizi, sabahları uyandırılamayışını, bana alacağın tarağı bile eczaneden seçme titizliğini, öğretmenlerime her özel gününde çok nadide hediyeler alarak başımı nasıl arşa yükselttiğini, dükkanımızın uzun, ince dik merdivenlerini çıkarken, makinelerin sesi dolayısıyla işçilere tek tek görünerek, yazıhaneye geçme gururunu bana nasıl yaşattığını sana tek tek anlatabilmek isterdim.

Fakat, aynı baba olarak, ticaretin sillesini yer yemez Ankara'mdan İstanbul'a savruluşumuzla, akıl ve imanın kapısından giremediği eğlence mekanlarının paranın suyunu çekerek bize seni geri postaladığı günlerde, camın önünde, karşıki caddeden geçen her araba sonrası 'şimdi kapı çalacak' diye beklediğim geceleri, ayet-el kürsilerin dilime pelesenk olduğu, başına bir şey gelmemesi için ettiğim dualara yaşı gittikçe tuzlanan gözlerimin nasıl eşlik ettiğini,  sonra alkollüsündür diye, geldiğini anlar anlamaz odama nasıl kaçtığımı, seni beklediğimi hiç bir zaman bilmediğini, ertesi günü; senin eve geç gelmenin benim okul hayatımı nasıl etkilediğini, kendimi ailesinin bekçiliğini yapan küçük bir asker olarak gördüğümü, korkularımın en çok da senin yaşayıp yaşamadığın şeklinde tecelli ettiğini"yazan mektubumu ceketine koyup, elini cebine atmanla, sana vaaz verdiğim düşüncesiyle ve belki de çocuğundan akıl alan bir baba durumuna düşmemek hatta böyle bir ajitasyonla yüreklerin parçalanacağı bir vaziyetin olmadığını söylemek istercesine, gözümün önünde yırtıp  lime lime ettiğin anların da bir yazınsal hesaplaşması olsun isterdim aramızda.

Ama ben Can Dündar'ın babalara yazılan mektupların arasına, mektup yazacak çağa geldiğinde babasız olanların yanına ,"Yazdığı mektupları babasına bir türlü okutmayı başaramayanlar"diye bir bölüm açmak istiyorum......

 

 

YORUMLARINIZ
Zekeriya IŞIKLI - 21.04.2010 13:35
ACI VATAN
Bir keserdi,
Babamın sermayesi.
Uçtu…
Baba ocağından,
Başladı serüvenli hikayesi.
Yıl…
Bin dokuz yüz altmış beş,
Mevsimlerden sonbahar.
Puslu,soğuk
Ayaz mı ayaz bir an.
Ekmek parasıydı,
Gurbetten onu çağıran.
Köyümün lüksü bir jeep,
Jeepti beni,
Beni babamdan ayıran.
Çığlıklarım…
Yeri göğü inletti,
Koştum ardından,
Tozu,dumanı aldırmadan.
Boynum bükük,
Sarıldı anam,
Bağrına bastı.
Ağladı,
Ağladı durmadan.
Lanet olsun,
Lanet olsun dedi gurbet,
Lanet olsun acı vatan.
İrkildim !
Büyümüştüm sanki o an.
Öfke duydum gurbeti,
Anlamını varamadan.
Hasretle büyüdüm,serpildim,
Yoktu,
Yoktu yanımda babam.
Öfkem gurbete,
Uzakta,
Acı bir vatan.


2005
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

YAZARIN DİĞER YAZILARI
KÖŞE YAZILARI
"DİZÜSTÜ BABACIĞIM" Hülya Okur
"DİZÜSTÜ BABACIĞIM" Bugün, 14:26
AKP ülkeyi kaosa sürüklüyor. Burhan Özbey
AKP ülkeyi kaosa sürüklüyor. Bugün, 10:17
Hrant Olsaydı... Ekin Gün
Hrant Olsaydı... Bugün, 01:17
Susun Ve Akil Adamlara Kulak Verin! Cahit Kılıç
Susun Ve Akil Adamlara Kulak Verin! 29.07.2010, 13:49
AÇILIMI DTP/BTP BİLEREK SABOTE ETTİ Ömer Ümitvar
AÇILIMI DTP/BTP BİLEREK SABOTE ETTİ 28.07.2010, 23:13
BALYOZ TOPLUMU HER KESİMİ İLE SARSIYOR Canan Barlas
BALYOZ TOPLUMU HER KESİMİ İLE SARSIYOR 28.07.2010, 13:19
MİT, MOSSAD, MASONLAR, CIA, ERGENEKON VE DİĞERLERİ... Eşref Zeki Parlak
MİT, MOSSAD, MASONLAR, CIA, ERGENEKON VE DİĞERLERİ... 28.07.2010, 08:58
Hamdolsun mu istediğin? Eda Alanson
Hamdolsun mu istediğin? 28.07.2010, 04:20
Kürt Sorununa Adaletle bakmak Mehmet Ali Başaran
Kürt Sorununa Adaletle bakmak 28.07.2010, 00:58
POLİS'E PKK MI SALDIRDI - TÜRKLER Mİ? Rauf Atilla Polat
POLİS'E PKK MI SALDIRDI - TÜRKLER Mİ? 27.07.2010, 09:40
12 Eylül İle Hesaplaşmak… Tuba Kalçık
12 Eylül İle Hesaplaşmak… 25.07.2010, 16:00
Komunist midir Yağmur? İsmail Kara
Komunist midir Yağmur? 25.07.2010, 13:43
Facebook ve İfade özgürlüğü.. İbrahim Yörük
Facebook ve İfade özgürlüğü.. 25.07.2010, 04:01
REFERANDUMDA KİMLER EVET, KİMLER HAYIR DİYECEK! Hasan Yaşar Özfidan
REFERANDUMDA KİMLER EVET, KİMLER HAYIR DİYECEK! 24.07.2010, 16:57
Schuster ateşle oynuyor! Engin Konca
Schuster ateşle oynuyor! 24.07.2010, 14:44
RAHIM AGZI KANSERI VE HPV ASILARI HAKKINDA BILIMSEL GERCEKLER Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
RAHIM AGZI KANSERI VE HPV ASILARI HAKKINDA BILIMSEL GERCEKLER 23.07.2010, 17:22
SİZİ KIŞKIRTANLAR… Seda Karakaya
SİZİ KIŞKIRTANLAR… 23.07.2010, 13:31
                                    Vuvuzelanın Sesi Kadar Rahatsız Ediyorsunuz Muhammed Çimen
Vuvuzelanın Sesi Kadar Rahatsız Ediyorsunuz 23.07.2010, 03:24
Ünlü Olmak Mı İstiyorsunuz? Oğuzhan Erdoğan
Ünlü Olmak Mı İstiyorsunuz? 22.07.2010, 17:24
Bozulan “Saadet Partisi” Mevlana Çakıral
Bozulan “Saadet Partisi” 19.07.2010, 14:26
BİR ÖMÜR ... Güven Gürbüz
BİR ÖMÜR ... 13.07.2010, 22:02
Siyaseti Particilik Sanmak Ömer Bulut
Siyaseti Particilik Sanmak 11.07.2010, 07:47
ANAYASA MAHKEMESİ NE CHP'YE NE DE AK PARTİ'YE YARANABİLDİ... Mehmet Barlas
ANAYASA MAHKEMESİ NE CHP'YE NE DE AK PARTİ'YE YARANABİLDİ... 07.07.2010, 21:17
İÇKİ SERBESTTİ SİGARA DA SERBEST OLSUN Dr. Hamid Aydın
İÇKİ SERBESTTİ SİGARA DA SERBEST OLSUN 07.07.2010, 18:01
ÇEKİRDEK NİYETİNE!.. Volkan Akay
ÇEKİRDEK NİYETİNE!.. 06.07.2010, 20:14
TURİZM NASIL CANLANACAK? Kerem Gün
TURİZM NASIL CANLANACAK? 05.07.2010, 15:24
ÇEMBER–1 H. Kübra Özan
ÇEMBER–1 03.07.2010, 17:54
Yıl 2010 Sıla Onat
Yıl 2010 10.06.2010, 04:40
Küresel Barışın Adı “Türk Okulları” Halid Şener
Küresel Barışın Adı “Türk Okulları” 07.06.2010, 02:25
ALLAH BELANIZI VERSİN !!! Fatih Selim Kaya
ALLAH BELANIZI VERSİN !!! 01.06.2010, 02:26
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. HaberX'in kontrolüne tabi değildirler.