Bağnazlık ve Yobazlık...
Bağnazlık ile yobazlık ayrılmıyor birbirinden ne hikmetse... Doğumları bir göbek galiba...
Nerede bir yobaz var, karşısında bağnaz, tam cepheden yüz yüze...
Bağnazlar nerede kadeh sallıyorlarsa pürneşe, zihinleri, bilgileri(!), ideolojileri kadar; yobazların evleri hemen aynı sokağın köşe başında, yakın mürşitlerine, dersten(!) çıkmışlar az önce...
Bazen bağnazlardan topuklarım kalçalarımda kaçıyorum aynı masada oturma gafletine düştüğümde; ve baş parmaklarımla kulaklarımı tıkayıp, ötekilerle yüzümü kapayıp, duymak, görmek istemiyorum yobazların sokak tabelası altında, kolumdan çevirip tebliğ etmek istediklerini bazen...
Masum bir deliğimde yok, sarp dağlar arası uzun yıllar önce açılmış; kaçıp saklanabileceğim, pislikten arınmış...
Aynı göbekler; hem yobazlar hem bağnazlar, kolay kolay ayrılamıyorlar...
Çok yakınlar birbirlerine...
Kaçınca birinden ince bir salvoyla; öteki mutlaka şaplatıyor, karartmaya yüz tuttuğum ensemin tam ortasına; yaşadığım koca şehrin, büyük ülkenin yükünü anlatan ağır bir avuç ayasını...
El hak!..
Kestiremiyorum üstelik hassas terazimde; yobazlık mı, bağnazlık mı daha çok dolduruyor hayat keselerimizi; şehrimin ve ötekilerin karanlık sokaklarını aydınlatma bahanesiyle...
Öyle ağır ki bunları adaletle, hakla tartmaya çalışmak; ikisine de meyletmeden hele...
Acımı bir ben bilirim... Beni de acılarıma sorun... Hatta bir çoğumuzun ortak acısına...
Lakin; terazimi zorlayanlara arkamda yakın dostlarım, zaman ve tarihi bırakacağım göçüp giderken...
Hakkımı, iğne deliğinden geçirerek de olsa alacaklardır şüphesiz...
Şimdilerde birbirlerine düşmanlık ilan eden, oysa aynı göbek olan bağnaz ve yobaz kardeşlerin benden istediklerine gelince...
‘Önyargılı, peşin hükümlü, tek yazarlı, yek mürşitli, değişmez idegoglu, dinlemez, umursamaz, pervasız, dediğim dedik, kestiğim kestik, mağrur, güce tapan, içkinin sarhoşluğuna kapılan, içmeden iktidardan sarhoş olan... OLMA!..’
Şaşıryorum; güleyim, ağlayayım mı!..
Bağnaz ve yobazlar istiyorlar bunları benden zira...
Aynalara küseli ne kadar oldu, Ey yoldaş, Ey ihvan!..
Barışmayı başarabilseniz hele!..
Göreceksiniz; ne melekler, dişimi erkek mi, kanatlı mı kanatsız mı diye, ne türban özgürlük mü değil mi diye tartışacaksınız...
Hayatta iğdişlenecek o kadar çok şey var ki; ruhumuzu gafillerin toprağından sıyırılabilsek bir...