Bakan Çubukçu neden Zübeyde Hanım ismine karşı çıktı?
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Başöğretmen Atatürk’ün Rahmetli Annesi Zübeyde Hanım’ın isminin İzmir’de yeni açılacak üniversiteye verilmesini istememiş. CHP’lilerin vermiş olduğu önerge, Bakan Çubukçu’ nun itirazı ve AKP’lilerin oylarıyla reddedilmiş.
Basında çıkan haberlere göre; yeni açılması planlanan 8 üniversiteden biri Kayseri’de olacakmış. Kayseri’de açılacak üniversite’ye ne isim verilmiş, biliyor musunuz? “Kayseri Abdullah Gül”
İzmir’de açılması planlanan üniversite’nin adının Zübeyde Hanım olmasına şiddetle hayır (!) Kayseri’de açılacak olan ve adı “Kayseri Abdullah Gül”(!) olarak konulan ünivesiteye yürekten alkışlarla evet öyle mi?
Abdullah Gül kim?
Birkaç yıl öncesine kadar, kurucuları arasında yer alan, daha sonra bu partide aktif görevler almış, sonra AKP milletvekillerinin oylarıyla Köşk’e çıkmış bir siyasetçi? Seçimde milletin yarısından fazlasının oy vermeyerek karşıt olduğu bir partinin temsilcisi…
Halen bulunduğu Cumhurbaşkanlığı görevini, AKP’nin (siyasal) politikaları doğrultusunda yürütmeye çalışan, iktidarda bulunan (eski) partisinden gelen her türlü teklifi, aynen onaylayan, adeta AKP’nin köşkteki koruyucusu ve kollayıcısı durumunda olduğu izlemini vermekte olan AKP kökenli bir şahsiyet!
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görev süresi içerisinde saygı duymaya mecbur olduğumuz, ancak, görevi sona erdikten sonra, bizler gibi sıradan bir vatandaş konumunda olacak bir kişi… Sevgi ve sempati açısından toplumun tamamının duygusal yaklaşacağı bir şahsiyet mi? Hayır!
Öncelikle şunu söyleyelim. Siyasi figür olarak tanınan kişilerin, yaşıyorken konumları ne olursa olsun, bir yerlere isimlerinin verilmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü isim verme yaklaşımında, ismi verenler açısından genel kıstas; “bizim adamımız” öngörüsüne dayanmakta.
Bu uygulamaya dayalı olarak Abdullah Gül’ün ismini açılacak üniversiteye veren sorumlular ve kadrolar kimler? AKP’liler… Bu durumda ne oluyor? AKP’liler dışında ki vatandaşlar; verilen isme sempati ile yaklaşmıyor, hatta için için tepki de duyabiliyor…
Atatürk kimdi? Dünyanın saygı duyduğu ve bir daha kolay kolay yeri dolmayacak asrın lideriydi? Onun üstün dehası ve başarısı olmasaydı, bugün bu vatan ve ülke; coğrafya üzerinde saygın bir devlet olarak yerini alabilir miydi?
Atatürk gibi büyük işler yapmış, vatansever, eşsiz dehayı dünyaya getirmiş anne sıradan bir insan gibi görülebilir mi? Zübeyde Hanım’ın yeni açılacak üniversiteye isminin verilmesi, şeriat heveslisi yobazlar ve Cumhuriyet düşmanlarından başka kimi rahatsız edebilirdi…
AKP’lilerin büyük bölümünün Atatürk’e soğuk baktıklarını (bazı yazarların ifadesine göre, “alerji” duyduklarını) biliyoruz. Hatta içlerinde devletin çok önemli mevkilerine gelmiş kimi şahsiyetlerin; Anıtkabir’deki törenlere yönelik söylediği şu sözler; iddianın en önemli kanıtı değil mi?
“Anıtkabir’de (Atatürk’ün huzurunda) sap gibi durmak…”
Altını çizerek vurgulamak isteriz ki; Atatürk’e karşı sevgisiz, saygısız tepkili olana; konumu ne olursa olsun, hangi makam ve mevkide bulunursa bulunsun, biz de onlara sevgi ve (duygusal) saygıdan uzak tepkili bakıyoruz…
Ulu önder Atatürk’e tepkili olanların başı çekeni kim olursa olsun; yaptığı işlerde hasbelkader başarılı gözükse bile, gözümüzde ve gönlümüzde yeri kesinlikle yoktur!..
Onlar nasıl Atatürk’ü sevmeme ve tepkili olma duygularını açık açık ortaya koyuyorlarsa, bizlerin de onlara karşı sevgisiz ve tepkili olmamız, kişisel özgürlüğümüz içerisindedir…
“Resmi saygı” ile “duygusal saygı” farklı niteliktedir.
Yürüttüğü devlet görevi nedeniyle zorunlu olarak saygı duymamız gereken kişilere; duygusal (içsel) anlamda saygı duymamız ne bizden ve ne de ayni duygusallık içinde olan hiç kimseden beklenemez.
Biliyoruz ki, “Emperyalist akbabalar”ın ve onların önderi olan “dünya belası” ABD’nin, Ortadoğu’daki asıl hedefi Türkiye, bizim ülkemiz! Atatürk sevgisini gönüllerden silmeden, onlar da biliyorlar ki, Türkiye’yi ele geçirmek kolay kolay olanaklı değil.
İşe önce “ağaç kurdu” görevi ile başladılar… Sağlam gövdeyi kurtlar sokarak içten içten kemirip kurutmadan yıkabilmek olanaklı değil. Gövdeyi ayakta tutan kök, milletin bağrında taht kurmuş Mustafa Kemal Atatürk abidesidir! Kök kurutulabilirse, gövdenin bir tekmelik işi kalır.
Bunu bilen çok değerli stratejik dostumuz(!) bela ülkesi ABD ve yandaşları; şimdilerde çok önemli bu davalarının(!) çabası ve hayali içerisindeler…
Önce millette ki abideleşen Atatürk sevgisini, işbirlikçilerle birlikte olabildiğince parçalamak yok etmek (tabi becerebilirlerse), sonra da yüzyıllardır hayalini kurdukları hedefe koşmak için, “son sorti”yi yapmak…
Mesele bu kadar açık!...
BURHAN ÖZBEY