BANA NE YAV!
Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin’in, basında çıkan haberlere göre; Deniz feneri konusunda söylediği “bana ne yav!” şeklindeki sözleri karşısında, acaba bu ülkede yaşayan ve biraz olsun normal bilinci olan, tek bir T.C. vatandaşı, “Bakan haklıdır…” demiş midir çok merak ediyoruz?
Militan ve bal küpünün içindeki pek çok AKP’linin bu sözler karşısında şapka çıkardığını ve Bakanının sonuna kadar arkasında olduğunu biliyoruz. Biz onları değil, gerçek anlamda vicdani duygular içersinde olan sade yurttaşlarımızı kastediyoruz.
Acaba bizlerin alnında “bunlar süper aptaldır…” diye mi yazıyor? Doğrusu merak ediyoruz?
Sayın Bakan!
Siz bu ülkede “adaletin” başısınız.
Bu nasıl yaklaşım?
Ergenokan davasında Sayın Başbakan ve sizler sonuna kadar gidilsin, ne varsa ortaya çıksın diye adeta yeri göğü inlettiniz!
Tamam Ergenokon’un üzerine gidilsin de, Deniz Feneri olayında niçin “bana ne yav!” olsun ki? Onu anlamakta zorluk çekiyoruz.
Üzerine gidildiğinde ortada suç teşkil edecek bir şey yoksa zaten kimse zarar görmeyecek ki… O halde neden soruşturma açtırılmaması konusunda ki bu isteksizlik ve dayatma?
“Bana ne yav” şeklinde ki sözleriniz, savcılar ve yargıçlarca kendilerine verilen bir mesaj ( yapılan baskı) olarak algılanamaz mı Sayın Bakan?
Siz böyle konuşursanız, ülkenin adalet organlarında görev yapanların nasıl baskı altında olmadıklarından söz edilebilir?
Kim bu ülkede özgür ve bağımsız yargı olduğunu söyleyebilir?
Bu sözlerinizden sonra ülkede adaletin başında ki kişi olarak, söyleyebilir misiniz ki, Türkiye’de hak, hukuk, adalet tıkır tıkır işliyor diye?
Ortaokula giden çocuklar bile biliyor ki, Almanya’da ki Deniz Feneri ile Türkiye’de ki Fener birlikte yanıp sönmüşler.
Bunu biz söylemiyoruz Alman Mahkemesi söylüyor.
Sayın Bakan, partinizde 4,5 yıl görev yapmış, partili partisiz pek çok vatandaşın dürüstlüğüne güvendiği eski Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllâtif Şener NTV’de ne demişti?
AKP, Deniz Feneri olayında iç içe izlenimini vermektedir.
Sözü uzatmayacağız.
Sizler Sayın Başbakan dahil, geçtiğimiz ayda 30 gün orucunuzu tuttunuz, sanırım vakit namazlarınızı eda ettiniz, fitre ve zekatlarınızı verdiniz, Cuma namazlarınızı kaçırmadınız, içinizden kimileri belki Hacı olma mertebesine erişti. Allah kabul etsin…
Bu dini akidelerin pek çoğunu yeteri kadar yerine getirememiş; ancak, yaşamı boyunca, en küçük kul hakkı yememiş, devlet malına el uzatmamış, devlete ve topluma olan görevlerini her zaman yerine getirmiş, yalan söylememiş, gerçekleri gizlememiş ve saptırmamış, yetimin ve garip gurebanın hakkını yememiş, döneklik yapmamış, çalmamış, çırpmamış bu satırların yazarı olarak kendi kendimize diyoruz ki;
“Sen kim oluyorsun da; devletimizin başında ki koskoca devlet adamlarının, hak, hukuk, adaletten uzak olduklarını düşünecek ya da haklarında kuşku duyacak denli aymazlık içersinde oluyorsun!”
“Sen kim oluyorsun ki; her gün alnı secdeye değen, yüreklerinde Allah korkusu taşıyan dini bütün muhterem zevatın, Deniz Feneri gibi bir olayın Türkiye ayağını örtbas etmeye çalıştıkları gibi saçma sapan düşüncelere kapılıyorsun!”
Peki, biz kötü düşünceleri aklımıza getirmeyelim ve kimseyi de suçlamayalım.
Karakteri ve dürüstlüğü konusunda şahsına yönelik en küçük kuşku duyulmayan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediklerine, belgelerine, Alman Mahkemesi’nin işaret ettiklerine ya ne diyelim?
İşte o hep kafamızı kurcalıyor…
Yüreğimizi daraltıyor…
Kötü kötü düşündürüyor…
BURHAN ÖZBEY