Barış için!..
Gözleri ve yüreği sürmeli asi çocuk!.. Kalk be!.. Bir uyan artık!..
Uyan da sürüver gözlerinin sürmesini, sıcağını sana aşkla bakanlara; ardı kesilmeyen yaşlar o kadar soğuk ki!..
Kavrulduğun, teriyle kutsandığın toprakların insanları gibi davran; inatçı ol, savaşçı ol, kavgacı ol, pes etme!..
Uyan be çocuk!.. Ayaklan şöyle bir mucize gibi!..
Koşarak gidiver, gördüğün herkese sarılıp öpüver, öpüver durmadan, senin için, seni bağışlaması için Allah’a yalvaran şişmiş dudakları tek tek...
Kalk be adam!.. Savuruver saçlarını, havalansın ruhun, ruhunun havası serinlik versin, mutlu etsin insanları eskisi gibi...
Melodilerle, sözlerle aksın yüzünün boyası ve mendillere silip dağıtıver, sana kucak açanlara hepsini...
Gülüşünü esirgeyecek bir şey yapmadı kimse sana be Allahın Adamı!..
Kalk ve ömrünün sonuna kadar cennet gülüşünle selamla herkesi, ne olur ki!..
Kafa sallamalıyız beraber epey bir süre daha, bir zikir ayinindeki gibi kendimizden, dünyadan geçmiş...
Ama böyle tek başına vazgeçme sen dünyadan... Henüz çok erken...
Kalk be ana kuzusu!.. Kalk be yavrum!..
Adın Barış senin, küstürme kimseyi!.. Bir silkin yahu, bir nefeslik hatırımız yok mu!..
Soyadın Akarsu senin, durmak olmaz şimdi!. Gürül gürül çağlarken, kurumak olmaz aniden!..
Kalk be delikanlı, kalk Allahın adıyla, Allah aşkıyla!..
Bizimle kal... Gitme!...
Ama gidersen eğer bil ki; yaşasan da ölmüş gibi basacaktık biz seni bağrımıza hep!..
Öyle kazımışız yüreğimize...
Öldüysen şimdi sen eğer...
Bil ki, hep yaşıyormuş gibi sayacağız seni kalbimizde...
Öyle kazıyacaktık yüreğimize...
Adın Barış senin, küstürme kimseyi!..