Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Herakleitos Elbette çok şey değişti. (Derken) Belki de hiçbir şey değişmedi? (Diyorum) Değişimin yaşandığını tüm kararlılığımızla dile getirirken, bize bu vakit belki dedirten ne oldu? Devletin düzenlediği sınır ötesi hava harekâtı mı? Ya da terör örgütünün son zamanlarda sıkça düzenlediği eylemler mi? Değişimi baltalayan sizce neydi, hangisiydi? Yol kat ettik derken, barışa çok yakınız derken… Yine hangi el ya da hangi hamle bizi özlemimizden bu denli uzaklaştırdı? Hükümetin, ramazan ayında örgüt tarafından gerçekleştirilen eylemlere hava harekâtıyla cevap vermesi birçok kişiye şu yorumu yaptırdı; “Bir devlet öldürecek bir pkk öldürecek. Döndük mü en başa!” Ben de tahmin edilenin aksine bir durum beklemiyordum. Devlet hava harekâtını düzenledikten ve Başbakan restini çektikten sonra ilişkilerin normalleşmesi kısa vadede bir hayal olmuştu. Hâlbuki yeni anayasa çalışmalarını dört gözle beklemekteydik. Ve anayasa çalışmalarının derinleşeceği bu dönemde görüşmelerin kesilmesi değil sıklaşmasını da beklemekteydik. Olmadı. Yine hep bahsini yaptığımız şu karanlık odaklar, kirli eller, tu kaka dünya izin vermedi daha fazla ilerlememize. Peki, suçu sürekli başka bir güruhun üzerine atmak çözüm müdür bizim için? Biz bu kadar mı aciziz devlet olarak? Adı her neyse, (karanlık odaklar, kirli eller vs…) hiç mi direncimiz yok sözüm ona yakamızdaki düşmana? Yahu şu görüşmelerin tarafları olanların hiç mi hatası yok? Eğer yoksa neden bu durumda bulduk kendimizi? Bakın bir açıklama. TAK’tan (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) gelmiş. “Daha önce uyardığımız gibi artık örgüt olarak hiçbir hassasiyetimiz kalmamıştır. Her yer eylem sahası, her yer hedeftir. Özellikle Türkiye metropolleri temel savaş sahamız olacaktır. Ankara Kızılay’da bu eylemin düzenlenmesi bir başlangıçtır, bu tarz eylemlerin artık startı verilmiştir” Devamı var. Diyorlar ki, “Bundan sonra gelişecek olan savaşın ve insan kayıplarının tek sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bundan sonra kimse bizden, hassas yaklaşmamızı beklemesin. Savaş kararını alan AKP hükümetidir ve bunun Türkiye’de yaratacağı etkiye ve sonuçlarına katlanır” Merak ediyorum da olacakları tahmin etmek bu kadar zor muydu? Ölen vatandaşların ailelerine “yarını göremeyenler” ne açıklama yapacaklar? “Biz de onlardan 100,150 küsür öldüreceğiz, metin olun” dediğinizde, bu ailelerin yüreklerine su mu serpmiş olacaksınız? Kana kan, dişe diş mi diyeceğiz hep bir ağızdan? İntikam İntikam mı diyeceğiz çift taraflı, tekrardan? Ve 30 yıldır kanla çözülemeyen sorunun çözümünü yine askeri yollarda mı arayacağız? Önceleri bazı sanatçılar/düşünürler/aydınlar dile getirebilirdi sadece barışa özlemlerini. Daha sonra da ölmez sağ kalırlarsa fazla yorumdan kaçınır, susmak zorunda kalırlardı. Şimdilerde ise yüreklerde birlik var. Güvercinler ellerde bekliyoruz. Vicdanlarda tek şarkı var. Söylüyoruz. Barış Şimdi!... Hala inancını kaybetmeyenlerdenim. Hala sorgulayanlardanım. Hala bekleyenlerdenim. Hala özleyenlerden, özlem duyanlardanım. “Analar ağlamasın” diyenlerdenim. Umuyorum ki siz de yüreğinizi, barışa olan özlem ile doldurmuşsunuzdur. Aksini düşünenler bilsin ki, ölümlerin sonu olmadı, olmayacak. Bu kanı kanla durdurmak mümkün olmayacak. Yusuf Önaçhttp://www.twitter.com/geceuykusuhttp://www.facebook.com/yusufonac yusufonac@yusufonac.com
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Herakleitos
Elbette çok şey değişti. (Derken) Belki de hiçbir şey değişmedi? (Diyorum) Değişimin yaşandığını tüm kararlılığımızla dile getirirken, bize bu vakit belki dedirten ne oldu? Devletin düzenlediği sınır ötesi hava harekâtı mı? Ya da terör örgütünün son zamanlarda sıkça düzenlediği eylemler mi?
Değişimi baltalayan sizce neydi, hangisiydi?
Yol kat ettik derken, barışa çok yakınız derken… Yine hangi el ya da hangi hamle bizi özlemimizden bu denli uzaklaştırdı?
Hükümetin, ramazan ayında örgüt tarafından gerçekleştirilen eylemlere hava harekâtıyla cevap vermesi birçok kişiye şu yorumu yaptırdı; “Bir devlet öldürecek bir pkk öldürecek. Döndük mü en başa!” Ben de tahmin edilenin aksine bir durum beklemiyordum. Devlet hava harekâtını düzenledikten ve Başbakan restini çektikten sonra ilişkilerin normalleşmesi kısa vadede bir hayal olmuştu. Hâlbuki yeni anayasa çalışmalarını dört gözle beklemekteydik. Ve anayasa çalışmalarının derinleşeceği bu dönemde görüşmelerin kesilmesi değil sıklaşmasını da beklemekteydik. Olmadı. Yine hep bahsini yaptığımız şu karanlık odaklar, kirli eller, tu kaka dünya izin vermedi daha fazla ilerlememize. Peki, suçu sürekli başka bir güruhun üzerine atmak çözüm müdür bizim için? Biz bu kadar mı aciziz devlet olarak? Adı her neyse, (karanlık odaklar, kirli eller vs…) hiç mi direncimiz yok sözüm ona yakamızdaki düşmana? Yahu şu görüşmelerin tarafları olanların hiç mi hatası yok? Eğer yoksa neden bu durumda bulduk kendimizi?
Bakın bir açıklama. TAK’tan (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) gelmiş.
“Daha önce uyardığımız gibi artık örgüt olarak hiçbir hassasiyetimiz kalmamıştır. Her yer eylem sahası, her yer hedeftir. Özellikle Türkiye metropolleri temel savaş sahamız olacaktır. Ankara Kızılay’da bu eylemin düzenlenmesi bir başlangıçtır, bu tarz eylemlerin artık startı verilmiştir”
Devamı var. Diyorlar ki,
“Bundan sonra gelişecek olan savaşın ve insan kayıplarının tek sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bundan sonra kimse bizden, hassas yaklaşmamızı beklemesin. Savaş kararını alan AKP hükümetidir ve bunun Türkiye’de yaratacağı etkiye ve sonuçlarına katlanır”
Merak ediyorum da olacakları tahmin etmek bu kadar zor muydu? Ölen vatandaşların ailelerine “yarını göremeyenler” ne açıklama yapacaklar? “Biz de onlardan 100,150 küsür öldüreceğiz, metin olun” dediğinizde, bu ailelerin yüreklerine su mu serpmiş olacaksınız? Kana kan, dişe diş mi diyeceğiz hep bir ağızdan? İntikam İntikam mı diyeceğiz çift taraflı, tekrardan? Ve 30 yıldır kanla çözülemeyen sorunun çözümünü yine askeri yollarda mı arayacağız?
Önceleri bazı sanatçılar/düşünürler/aydınlar dile getirebilirdi sadece barışa özlemlerini. Daha sonra da ölmez sağ kalırlarsa fazla yorumdan kaçınır, susmak zorunda kalırlardı. Şimdilerde ise yüreklerde birlik var. Güvercinler ellerde bekliyoruz. Vicdanlarda tek şarkı var. Söylüyoruz. Barış Şimdi!...
Hala inancını kaybetmeyenlerdenim. Hala sorgulayanlardanım. Hala bekleyenlerdenim. Hala özleyenlerden, özlem duyanlardanım. “Analar ağlamasın” diyenlerdenim. Umuyorum ki siz de yüreğinizi, barışa olan özlem ile doldurmuşsunuzdur. Aksini düşünenler bilsin ki, ölümlerin sonu olmadı, olmayacak. Bu kanı kanla durdurmak mümkün olmayacak.
Yusuf Önaçhttp://www.twitter.com/geceuykusuhttp://www.facebook.com/yusufonac yusufonac@yusufonac.com