BAŞA GEÇEN MALI GÖTÜRÜYOR MU?
Sizce bu saptamalar doğru olabilir mi?
Biz yazılanları aktaralım siz karar verin.
“Devlet’ten geçinmek Türk’ün tek idealidir.
Özel yaşamında sade, kanaatkâr, şerefli, mütevazı ve uysal olan bir Türk, en ufak bir kamu görevlisi olduğu anda, kibirli, saygısız, saldırgan, despot, açgözlü ve rüşvetçi olur.
İktidar sahibi olduktan sonra tek meşguliyeti, devletin parasını kendi ve adamları yararına yağmalamak; görevleri en yetenekli olanlara değil, vicdanlarını satın alabileceklerine dağıtmaktır.”
“Bunları ben söylemiyorum. Bu analiz, 1892 yılında Fransız yazar Georglades’in, OsmanlıDevleti’ndeki izlenimlerini toparladığı kitabından bir alıntı.
Hiç bir söze ve yoruma gerek bıraktırmayan yazar yorumunun en can alıcı noktası, yazıldığı tarih; 1892. Yıl 2008…..” (Gazeteport – Zübeyde Saraçoğlu – 4 Mayıs 2008)
X
“Çankaya’ya sunulan hediyeler konusunda sorulacak bir soru daha kaldı... Ne deniyordu Köşk’ten yapılan Kral Abdullah’ın Cumhurbaşkanı Gül’e getirdiği hediye açıklamasında:
“... Bu hediyeler Devleti temsilen Cumhurbaşkanlarının şahsına verilmekte olup bugüne kadar görev yapan Cumhurbaşkanlarımızın, verilen bu tür hediyelerin kayda geçirilmesine ilişkin standart ve yerleşmiş bir uygulamaları bulunmamaktadır.”
Yani... Cumhurbaşkanı Gül, Suudi Kralı’ndan aldığı hediyeyi şahsi hediye olarak kabul etmiş ve herhangi bir biçimde kayda geçmemişti...
Peki hediye neydi? O hâlâ sır...
Geliyoruz yeni konumuza... Köşk’ten yapılan Genel Sekreter Yardımcısı M. Emin Kuz imzalı açıklamanın bir yerinde bakınız ne deniyordu:
“Devlet başkanlarının yabancı ülkeleri ziyaretleri sırasında muhataplarıyla hediye teatisinde bulunmaları bütün dünyada kabul gören yerleşik bir protokol kuralıdır...”
Demek ki... Cumhurbaşkanı Gül hediye kabul ettiği gibi başka devlet adamlarına hediye de veriyor. Pekiii... Verilen hediyeleri şahsına kabul eden Cumhurbaşkanı Gül, başka devlet adamlarına verdiği hediyeleri hangi bütçeden karşılıyor? Cebinden mi, devlet bütçesinden mi? Eğer cebinden karşılamıyorsa sormak gerekir:
Aldığınız hediyeler şahsi ise verdiğiniz hediyeler neden şahsi olmuyor?
Bulunduğu mevkide devleti temsil eden Cumhurbaşkanı, herhalde bu soruları yanıtlamanın görevi olduğunun bilincindedir...” (Miliyet – Açık Pencere – Melih Aşık – 4Mayıs 2008)
X
Tekrar soruyoruz yukarıda arz ettğimiz iki değerli yazarın köşelerinde dile getirdiği bu saptamalar doğru mu ve katılıyor musunuz? Birincisi yabancı bir ülkenin yazarı (Fransız – Geoglades), ikincisi bizim yazarlarımızdan her zaman doğru ve yerinde tespitler yapan ve hiçbir zaman iktidarların yalakası olmamış bir onurlu kalem Melih Aşık.
Biz her iki yazarın da görüşüne aynen katılıyoruz… Ne zaman içimizde bir isyan duygusu belirse, her zaman başta bulunan yöneticilerin ve devlet kadrolarını işgal eden, iktidarlara güdümlü çıkarcı bürokratların fotoğrafı gözümüzün önünde belirir…
Bu satırların yazarı 25 yıl devlette müfettişlik, başmüfettişlik ve teftiş kurulu başkanlığı yapmış ve neyin ne olduğunu, iktidar erki siyasilerin, devlet kuruluşularını nasıl babalarının çiftliği gibi kullandığını bizzat yaşayarak görmüş, bağrı yanık emekli bir bürokrattır.
Çeyrek asırlık meslek yaşamında kuruluşlarda kimlere, ne pahalı nesnelerin “hediye” adı altında sunulduğunu, birçok kere görmüş, duymuş, olanlar karşısında içi yanmaktan başka bir şey yapamamış olan yazarınız, bu konuda pek çok örnekle karşılaştığı için, yazılanların büyük ölçüde gerçeği yansıttığını düşünmektedir. Hem de hiç kuşkuz…
Siz ne düşürsünüz bilemiyoruz….
BURHAN ÖZBEY