BAŞBAKAN BU YIL ANITKABİR’DE OLMALIDIR
Aslında böyle bir kuşkuya kapılmak pek anlamlı olmayabilir.
Başbakan olarak zaten törene katılma zorunluluğu var.
Ancak, hastalık hali tabi ki meşru bir mazerettir.
Geçtiğimiz yıl, sağlık (konjonktivit) nedeniyle 19 Mayıs’ta Anıtkabir ‘de yapılan törene katılmadı. Umuyoruz bu yıl da yine böyle bir talihsiz durumla karşı karşıya kalmaz.
Zira yaşananlardan gördük ki ve geçmişe nazaran daha çok anlaşıldı ki; bölünüp parçalanmamak için Atatürk( ruhu) bu ülkenin kanı, canı birleştirici çimentosu. O nedenle, devletin en yüksek makamından alt kademelere kadar görevli olanların bu konuda özenli, örnek ve önder olmaları gerekir. Ülkenin tüm fertleri olarak, Atatürk’e olan bağlılığımızı, formalite zorunlulukların ötesinde (!), gerçek, saygı, sevgi, minnet ve şükrana dayandırmalıyız…
Geçtiğimiz yıl konuyla ilgili yazmış olduğumuz yazımızın bir bölümünü 2009 yılı Mayısında yeniden okurlarımızla paylaşmayı uygun gördük…
“ATATÜRK ÜÇ KABURGA KEMİĞİ KIRIKKEN SAVAŞA GİTTİ
Sayın Başbakan!
Gözünüzde oluşan konjonktivitten ötürü, 19 Mayıs’ta Yüce Ata’nın huzuruna çıkmakta kendinizi uzak tutmanız bu satırların yazarı olarak pek çok vatandaş gibi bizi de üzdü… Böyle bir önemli günde Anıtkabir’de Türkiye Cumhuriyet’inin Başbakanı konumuyla yerinizin boş kalmasını içimize sindiremedik.
Siz ki Attan düştükten sonra bile, çalışmanızı bir saat bile aksatmamış, sportmen bir yapıya sahip, dirençli, kararlı, mücadeleci bir siyaset adamısınız…
Pek çok konuda, pes etmeyecek denli gözü kara olduğunuz herkesçe bilinen bir gerçek… “Doktorlar böyle istedi…” “Doktorlar ısrar etti, ben ne yapabilirim?”
Belki sizi bu konuda eleştirenlere karşın yanıtınız böyle oldu ya da olacaktır…
Doktorları dinlemeyebilir ve 19 Mayıs günü Anıtkabir’de yapılan törene dimdik, ayakta yerinizi alır ve Ulu Önder Ata’ya karşı hem bu ülkenin Başbakanı hem de, bir vatandaş olarak saygı görevinizi yerine getirebilirdiniz.. Bizler ‘de T.C vatandaşları olarak bundan büyük mutluluk duyardık!..
…
Sayın Başbakan!..
Ülke hassas bir dönemden geçiyor… İnsanlar gergin. Toplumda gittikçe göze çarpmakta olan bir kamplaşmadan söz ediliyor. Kimse yadsıyamaz ki, ülkede gittikçe belirgin biçimde kendini göstermekte olan bir ayrışma; “bizler” ve “onlar” fenomeni yaşanmakta… Ne yazık ki “fenomen” derecesinde tartışılmaz ölçüde bir gerçekle karşı karşıyayız.
…
Biliyoruz bizler kadar, siz de bu vatanı seviyor ve ülke adına çabalar ortaya koyuyorsunuz… Zaten göreviniz de bu. Doğrularınız yanında, pek çok icraatınızı vatandaş olarak hatalı ve yanlış bulup onaylamamış ve bundan ötürü partinize iki dönemdir oy vermemiş olsak da; en azından “biz gelişerek değiştik” söyleminizden yola çıkarak, iyi şeyler yapılması adına partiniz açısından beklenti modumuzu bugünlere değin sürdürmüştük…
Sayın Başbakan!
Her şeye karşın; Size acil şifalar dileyerek yeri geldiği için Ulu Önder Atatürk’ten ibret alınacak bir düşünce, söylem ve eylemle yazımızı noktalıyoruz.
“Atatürk varoluş nedeninin farkındaydı. Bu sorumluluktur ki. Üç kaburga kemiği kırık haldeyken doktorları istirahat etmesini önermesine rağmen, Sakarya Savaşı’na hazırlanmış, doktorlara,”‘İYİLEŞMESİ GEREKEN BEN DEĞİL VATANDIR” demiştir. (*)
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
(*) Zihinsel Uyanış - Syf:69 – Ethem Kocabaş – Altın Kitaplar - Birinci basım Nisan 2008