Son Haberler
27.05.2012 Pazar 15:37
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

BAŞBAKAN ERDOĞAN ULUSA SESLENDİ(2): "MAVİ MARMARA SALDIRISI İÇİN İLK GÜNKÜ HASSASİYETİMİZ DEVAM EDİYOR"
30.06.2010 13:30
Başbakan Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasında İsrail'in Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı ve 9 Türk vatandaşının öldürülmesi olayını, "İnsanlık için tarihe geçecek bir zorbalık" olarak değerlendirdi. Erdoğan yoğun diplomatik çalışmalar neticesinde BM, AB, İKÖ ve NATO gibi önemli kuruluşların İsrail'i kınadığına dikkat çekerek "Hükümet olarak ilk günkü hassasiyetimizle konuyu takip etmeye devam ediyoruz. Bu hadise vesilesiyle bir defa daha anlaşılmıştır ki dünya barışı ve insanlığın esenliği için bütün toplumlar seslerini yükseltmeli, iradelerini ortaya koymalıdırlar" dedi. (DİKKAT! YAYINLANINCAYA KADAR AMBARGOLUDUR)


ANKARA (ANKA) - Başbakan Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasında İsrail'in Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı ve 9 Türk vatandaşının öldürülmesi olayını "İnsanlık için tarihe geçecek bir zorbalık" olarak değerlendirirken, hükümetin ilk günkü hassasiyetle konuyu takip etmeye devam ettiğini söyledi.
Mayıs ayının sonunda Gazze halkına insani yardım götürürken İsrail askerlerinin saldırısına uğrayan Özgürlük Filosu'na hukuksuzca el konulduğunu ve gönüllülerin İsrail hapishanelerinde yine hukuksuzca sorgulandığını hatırlatan Erdoğan, "Bu hadise sadece Türkiye için değil, sadece o gemilerde vatandaşı bulunan ülkeler için değil, bütün bir insanlık için tarihe geçecek bir zorbalık örneğidir" yorumunda bulundu.
Dünyanın dört bir yanından yapılan gösterilerle saldırının telin edildiğine vurgu yapan Erdoğan Türkiye'nin de yoğun diplomatik temaslarla BM, AB, İKÖ ve NATO olmak üzere bütün önemli uluslararası teşkilatlar tarafından İsrail'in kınanmasını sağladığını dile getirdi. Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
"Hükümet olarak ilk günkü hassasiyetimizle konuyu takip etmeye devam ediyoruz. Bu hadise vesilesiyle bir defa daha anlaşılmıştır ki dünya barışı ve insanlığın esenliği için bütün toplumlar seslerini yükseltmeli, iradelerini ortaya koymalıdırlar. Güçlü olanın her şartta haklı sayıldığı, hukuksuzluğun hak kabul edildiği, zorbalığın devlet politikası haline getirilebildiği bir dünya karanlıklara esir olmuş bir dünyadır. Tarihi boyunca adil olmaya, adaletin sancağını en yüksekte tutmaya ahdetmiş bir milletin temsilcilerinin bu karanlık gidişata seyirci kalması beklenemez. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir, olması da düşünülemez. Ancak Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin karşısındadır, olmaya da devam edecektir."

-BELLİ BİR BÖLGEYE SAPLANIP KALMIŞ DIŞ POLİTİKAMIZ YOK-

Başbakan Erdoğan, Türk hükümetinin Filistin meselesi konusuna yaklaşımına yönelik eleştirilere ise, "Bugün izlenen dış politikanın istikameti budur; bizim belli bir bölgeye, belli meselelere saplanıp kalmış bir dış politika anlayışımız yok" sözleriyle yanıt verdi. Her bölgeye, her ülkeye, her soruna, barış ve dostluk zemininde, aynı sıcak ve akılcı yaklaşım içinde oldukları vurgusunu yapan Erdoğan "Elbette Gazze halkının ambargodan kurtulması, Irak'ta yerleşik düzenin kurulması, Balkanlarda, Kafkasya'da barışın kalıcı hale gelmesi de bizi ilgilendiriyor. Çünkü biz dünyaya sağırlaşarak, kendi içimize kapanarak ülkemizin menfaatlerini koruyamayacağımızı biliyoruz. Kırk yıl, elli yıl önceki dış politika anlayışıyla bilgi çağının dünyasında varlığımızı sürdüremeyeceğimizin farkındayız" dedi.

-ÇABALARIMIZ DÜNYADA TAKDİRLE KARŞILANIYOR-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta katıldığı G-20 Zirvesi ve Türkiye'nin son dönemde attığı diplomatik adımlara da dikkat çektiği konuşmasında Türkiye'nin son yıllarda geçirdiği büyük değişim ve küresel krizle mücadelede gösterdiği başarının takdirle karşılandığını söyledi. G-20 Zirvesi'nde özellikle daha katılımcı bir uluslar arası ticaret sisteminin inşa edilmesinden yana tavır sergilediklerini ifade eden Erdoğan, "Ülkeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasını ve düşük gelirli ülkelerin dünya ekonomisine daha fazla entegre edilmesini çok önemli görüyoruz. Gerek G-20 toplantılarında, gerekse diğer platformlarda, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunlarına ilişkin görüşlerimizi kuvvetli bir şekilde dile getiriyoruz. İnşallah, 2011 yılı Haziran ayında ülkemizde "Birleşmiş Milletler Dördüncü En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı"nı gerçekleştirerek bu meseleyi daha güçlü şekilde vurgulama fırsatı bulacağız.Milletim adına gururla ifade edeyim ki; az gelişmiş ülkelerin sorunlarının dünya kamuoyunun gündemine taşınmasına yönelik bu çabalarımız, bütün dünyada büyük bir takdirle karşılanıyor, izleniyor" diye konuştu.

-OBAMA VE DÜNYA LİDERLERİ İLE GÖRÜŞMELER-

Erdoğan Zirve kapsamında gerçekleşen ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşme hakkında ise; Türkiye'nin terörle mücadele, İran'ın nükleer faaliyetleri, İsrail'in yardım konvoyuna saldırısı, Afganistan ve Filistin'deki gelişmeler konusunda hassasiyetlerinin dile getirildiğini söyledi. Bu görüşmenin ikili ilişkilerin yanında bölge ve dünya barışı için yararlı sonuçlar getireceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, yine Zirve sırasında İngiltere, Rusya Federasyonu, Almanya, İtalya ve İspanya başbakan ve devlet başkanları ile de görüşmeler yaptıklarını,bunun da Türkiye'nin diplomatik olarak nasıl geniş bir vizyona sahip olduğunu gösterdiğinin altını çizdi. Erdoğan "Bu gelişmeleri doğru okuyamayanlar da, bir gün mutlaka gerçekleri göreceklerdir; bundan hiç şüphemiz yok" dedi.

-EKSEN KAYMASI TARTIŞMALARI-

Erdoğan Ulusa Sesleniş konuşmasında dış politikada önemli aşamalar kaydedildiğine vurgu yaparken, "Türkiye'nin ekseni Arap dünyasına kayıyor" tartışmalarına da yanıt verdi. Arap ülkeleri ile 2002 yılında toplam 7 milyar dolan seviyelerinde bir ticaret hacmi olduğunu hatırlatan Erdoğan şunları söyledi:
"Hükümet olarak, Arap ülkeleriyle çok daha büyük bir potansiyele sahip olan ticari ilişkilerimizi geliştirmek için büyük çaba sarf ettik. Bu çabalar neticesinde 2008 yılında bu ülkelerle ticaret hacmimiz yüzde 428'lik bir artışla 37 milyar Dolar seviyesine kadar çıktı. Lütfen dikkat ediniz: Altı yılda, Arap ülkeleriyle ticaretimizi, 7 milyar Dolardan, 37 milyar Dolara çıkarttık. Dile kolay 7 milyar nere, 37 milyar Dolar nere. Bizim bu hamlemizle, pazar payları düşen bazı çevreler, hemen medyadaki uzantılarıyla, 'Türkiye Ortadoğu'ya kayıyor', 'Türkiye'nin ekseni kayıyor' yaygarasına başladılar. Arap ülkeleri menşeli iki bin civarında şirket, bugün Türkiye'de çeşitli alanlarda yatırım yapıyor. 2002-2009 yılları arasındaki dönemde Arap ülkelerinden Türkiye'ye toplam 6.2 milyar Dolar değerinde doğrudan yatırım sermayesi girişi gerçekleşmiş durumda. Yine birçok Türk müteahhitlik firması Arap ülkelerinde başarılı inşaat projelerine imza atarak o ülkelerle olan ilişkilerimizi daha da güçlendiriyorlar. 2002 yılında Arap ülkelerinden Türkiye'ye gelen turist sayısı 400 bin civarında iken, geçen yıl Arap ülkelerinden yaklaşık, bu da çok önemli, 1 milyon 420 bin turist ülkemizde misafir edildi. Bütün bu gelişme seyri de gösteriyor ki Türkiye'nin Arap ülkeleriyle ilişkileri yararlı bir işbirliği zemininde gelişmesini sürdürecektir."(ANKA/DEVAM)
(ZHR/ÖMR)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.