Son Haberler
27.05.2012 Pazar 16:03
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Basın, terör konusunda hassasiyet göstersin"
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, terör olaylarının basında yer alış şekliyle ilgili olarak, "Basından da beklediğimiz, terör haberlerinde hassasiyet göstersinler. Terör örgütünün propagandasını kendi elimizle yapmayalım" dedi. 06.07.2010 20:34

     Gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleri ve ajansların üst düzey yöneticileri ile İstanbul Wow Otel'deki ''Medya Duyarlılığı İstişare Toplantısı''nda bir araya gelen Atalay, toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
     Atalay, tamamen istişare amaçlı yapılan toplantının verimli geçtiğini belirterek, bu vesileyle, yürüttükleri çalışmalarla ilgili basına bilgi verme ve sorularını yanıtlama imkanı bulduğunu söyledi.
     ''Doğrusu zaman zaman hükümet yöneticileri ile basının bir araya gelip bazı konuları paylaşmalarında fayda olduğunu görüyorum'' diyen Atalay, özellikle Bakanlığı ve Hükümeti ilgilendiren konularda gazete ve ajans yöneticileriyle görüşmeyi çok anlamlı bulduğunu kaydetti.
     Ana konuyu, Bakanlığının ilgi alanı olan güvenliğin oluşturduğunu vurgulayan Atalay, özellikle güvenlik ve terörle ilgili haberlerin verilme şekli gibi konuları irdelediklerini ifade etti.
     Atalay, ''Bildiğiniz gibi güvenlik ve özgürlük dengesi önemli bir sorun. Demokratik toplumlarda bu dengeyi kurmak, güveni sağlamak önemli bir hassasiyet ister. Güvenliğin de amacı vatandaşların özgürce yaşamasını sağlamaktır. Ama eğer güvenlik ve özgürlük dengesinde sapmalar olursa, tabii orada sorunlar olur ve önemlidir. Güvenliğin olmadığı yerde özgürlük olmaz, özgürlük ise asla güvenliğe feda edilemez'' diye konuştu.
     Güvenliğin daha çetin bir boyutunun da terörle ilgili haberler olduğuna işaret eden Atalay, terörle ilgili güvenlik konularının haberleştirilmesinin büyük hassasiyet gerektirdiğini, bunun dünyada da bu şekilde olduğunu anlattı.
     Atalay, uluslararası kuruluşların bu konuda hassasiyetleri bulunduğunu, bütün ajansların bu konuda uyguladığı ilkelerin mevcut olduğunu aktararak, yaklaşık 10 gün önce ulusal yayın yapan televizyonların genel yayın yönetmenleriyle bir toplantı yaptıklarını ve toplantı sonucunda çok olumlu gelişmeler sağlandığını söyledi.
     Toplantının ardından RTÜK, Televizyon Yayıncıları Derneği ve televizyonların haber koordinatörlerinin bir araya geldiğini dile getiren Atalay, söz konusu toplantıda, terör olaylarının haberleştirilmesiyle ilgili kriterlerin tespit edildiğini belirtti.
     Bu kriterlerin televizyonlar tarafından uygulandığını ve çok verimli olduğunu ifade eden Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''Her terör örgütü kendi propagandasını yapmak ister. Her terör olayı, onların basında geniş yankılanması, bir şekilde haber olması, terör örgütlerinin önemli bir aracıdır. Topluma panik verecekler, korku verecekler, ortalığa şiddet ve dehşet saçacaklar. Bilerek, bilmeyerek basının katkısı da olabiliyor. Tabii eminiz ki, hiçbir yayın organımız terör örgütünün propagandasını yapmak için bunu yapmıyor. Haber peşinde koşmak, haberi bir an evvel ulaştırmak için bunu yapıyor. Bu süreçler içinde de tabii istemeden terör örgütünün istediği bazı şeyler de oluyor. Onun için bütün ülkelerde terör haberleriyle ilgili çalışmalar olur. Hiçbir yerde bu haberler sonuna kadar verilmez. Bu konularda ülkelerde daima sınırlamalar olur. BM başta olmak üzere bütün uluslararası kurumların bu konuda çalışmaları vardır.''
    
     -''ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLAYICI HİÇBİR ŞEY YAPMADIK''-
    
     Atalay, 11 Eylül 2001'den sonra çeşitli ülkelerde basına bu konularda sınırlamalar getirildiğini hatırlatarak, Avrupa ülkelerinin yasal düzenlemeler yaptığını, ancak kendilerinin bu konuda Türkiye'de özgürlükleri kısıtlayıcı hiçbir şey yapmadıklarını söyledi.
     Demokratikleşme sürecinin daha hızlı devam ettiğini, Basın Kanununun 2004'te yasalaştığını, AB süreciyle paralel demokratikleşme çabalarının da sürdüğünü vurgulayan Atalay, ''Hiçbir vesileyle, özellikle de terör nedeniyle normalleşmeden, demokratikleşmeden geri dönüş söz konusu değildir. Olağanüstü hal gibi bir şey düşünmüyoruz. Hükümet olarak bu konularda kararlıyız. Basından da beklediğimiz, terör haberlerinde hassasiyet göstersinler. Terör örgütünün propagandasını kendi elimizle yapmayalım'' diye konuştu.
     Atalay, basın yöneticileriyle hem demokratikleşme süreci hem de gelecek döneme bakışlarıyla ilgili bilgileri de paylaşma imkanı bulduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
     ''Şu da yanlış anlaşılmasın; basınımızla bir araya geldiğimiz toplantı istişare toplantısıdır. Biz kendilerine herhangi bir şablon ya da ilkeler demeti vermedik. Nasıl ki televizyonlarımız bir araya gelip ortak bir zemin oluşturdularsa, yazılı basından da haber ajanslarından da beklentimiz budur, yani oto kontrol. Biz bu manada her basının kendisini kontrol etmesini ve bir platform oluşturarak, bu konuları kendi aralarında paylaşmalarını arzu ettik. Görüşlerimizi de kendilerine ilettik.''
     Terörün günlük siyasete alet edilemeyeceğine işaret eden Atalay, terör konusunun hükümet eleştirisiyle ilgisi bulunmadığını, terörün çok hassas bir konu olduğunu ve iç siyaset malzemesi yapılamayacağını ifade etti.
    
     -''TERÖR VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ BİR ARADA YÜRÜMEZ''-
    
     Terör konusunda çözüme ulaşan ülkelerde siyasi partilerin yardımlaştığını ve basının da ittifakla buna katkı verdiğini belirten Atalay, özgürlüklerin kısıtlanmasının önce basını etkileyeceğini aktardı.
     Atalay, ''Terör, özgürlükler kısıtlansın, olağanüstü hal gelsin ister. Bunun da en pahalı maliyeti basına gelir. Terör ve basın özgürlüğü bir arada yürümez. Basın özgürlüğümüzü yürüteceğiz, ama el birliğiyle yardımlaşarak. İnşallah terör sorununu da ülkemizde hep birlikte çözeceğiz'' diye konuştu.
     Terörde çok fazla can kaybı olmasının kendilerini üzdüğünü, terör olduğu sürece güvenlik güçlerinin operasyonlarının da devam edeceğini vurgulayan Atalay, terörsüz, özgür ortamlarda siyaset yapılmasını, herkesin düşüncelerini dile getirmesini istediklerini ifade etti.
     Atalay, her vatandaşa, her bireye sonuna kadar sahip çıkacaklarını, önemli olanın bireyin devlete olan güvenini sağlamak olduğunu dile getirerek, ''Muhalefet partileri ve diğer bütün STK'larla diyalog zeminimizi sonuna kadar açık tuttuk. Bu diyalog zeminini artırarak devam ettirme kararlılığındayız'' dedi.
     Bir referandum ortamının oluştuğunu, bu süreçte toplumla daha çok bir araya geleceklerini ve diyalog zeminini artırmaya devam edeceklerini kaydeden Atalay, terörle ilgili uluslararası çalışmalarının da sürdüğünü, başta Irak, İran, Suriye, Amerika ve kuzey Irak'la, ikinci planda da Avrupa ülkeleriyle etkili dış politika çalışmaları yürüttüklerini ve bunların sonuçlarını aldıklarını anlattı.
     Atalay, gazetecilerin de kendilerinden bir beklentileri olduğunu anladıklarını söyleyerek, ''Basın mensupları habere, hızlı, doğru ve zamanında ulaşmak istiyor. Dikkat ederseniz son zamanlarda bunu daha etkili sağlıyoruz. İstanbul basını olarak biliyorsunuz, burada ne olursa hemen size bilgi veriliyor. Bundan sonra böyle olacak. Türkiye genelinde bu hassasiyetle ilgili talimat verdim. Olayların doğru şekilde basına iletilmesi sağlanacak. Spekülatif veya yanlış haberlerden de kurtulunmuş olunacak. Bize düşen bu görevi daha etkili yapmaya çalışacağım'' diye konuştu.
    
     -''KURUMLARIMIZ ARASINDA UYUMSUZLUK YOK''-
    
     İçişleri Bakanı Atalay, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
     Atalay, bir gazetecinin, terörle mücadele içinde emniyet birimleri arasındaki koordinasyonun önemine işaret ederek, ''Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 12 Haziran 2009 tarihinde bir belgenin bakanlığınıza bağlı emniyet birimleri tarafından basına sızdırıldığını açıkladı. Bu konudaki yorumunuz nedir?'' yönündeki sorusuna şu karşılığı verdi:
     ''Bu konuları biz kendi aramızda konuşuyoruz. Bu süreçte kurumlarımız arasında en küçük bir uyumsuzluk yok. Gayet yoğun irtibat var. Bir araya gelerek bu konuları birlikte konuşuyoruz, oluşturuyoruz. Bu konularda biz de en az o kadar hassasız. Ve böyle yanlış veya yanlış yollardan haberlerin iletilmesi bizi de üzüyor. O zaman da bu gündeme gelmişti. Emniyet Genel Müdürlüğümüz de İstanbul Emniyetimizle birlikte bu konuda idari soruşturma başlatmıştı. O süreç o şekilde devam ediyor. Ama bunları her zaman bire bir bilemiyorsunuz, bulamayabiliyorsunuz. Yani Emniyetin içinde de Silahlı Kuvvetlerin içinde de yanlış yapanlar olabilir. Bunlar çok büyük kitlelerdir. Sayıları çok fazladır. Yanlış yapanlar tespit edilirse, gerekli müeyyide uygulanır. Cezası verilir. O hassasiyetler bizim de hassasiyetimizdir.''
     Atalay, bir gazetecinin, ''Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde son 7-8 ay içinde 3 üst düzey yönetici adli soruşturmalarla ayrıldı. Emniyet teşkilatı üst yönetiminde yeni bir yapılanma düşünüyor musunuz?'' sorusuna verdiği yanıtta da Emniyet Genel Müdürlüğünde bir yıl içinde yeni yapılanma sağlandığını söyledi.
     Her kurum içinde yanlış yapanlar varsa, onlarla ilgili yargı sürecinin devam ettiğini ve bu süreçte iddianamenin ardından tutuklama kesinleşince açığa alma işlemi uyguladıklarını belirten Atalay, ondan sonra da yargı kararına göre gelişmelerin olduğunu kaydetti.
    
     -TOPLANTIYA KATILANLAR-
    
     İçişleri Bakanı Atalay'ın toplantısına, aralarında Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hilmi Bengi, İstanbul Bölge Müdürü Ümit Kanoğlu, Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya, Doğan Haber Ajansı Genel Müdürü Uğur Cebeci, Türkiye gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Dünya gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Referans gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık'ın da bulunduğu genel yayın yönetmenleri, genel müdür ve yazı işleri müdürleri katıldı.

AA

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.