BASINDA “TEK SESLİLİK” YILLARI YENİDEN BAŞLADI
AKP’nin yeniden büyük ölçüde yerel yönetimlerde başarı kazanması Türk basını adına, ne yazık ki büyük talihsizlik oldu. Özellikle yerel basın yeniden baskı altına girdi…
Reklâm ve ilan almak için, ülkenin pek çok yerinde gazeteler ve televizyonlar istisnalar hariç, AKP’nin yayın organı durumuna gelmeye mahkum ve mecbur oldular... Adalet ve Kalkınma Partisinin tekrar iktidar olması, ne yazık ki; demokrasi adına ülke için büyük talihsizlik oldu…
Beş yıl süreyle, artık kimse ulusal ve özellikle de yerel basından gerçekçi ve doğruları yazan ve yansıtan haber ve yorumlar beklemesin… Peki bu durum kesin ve önlenemez bir kader mi? Ne yazık ki öyle…
Gözlemlediğimiz gazete ve televizyonlarda; basın patronlarının iktidara ve yerel yönetimlere bağlılıklarını, bırakın dolaylı yollarla olmasını, açık açık dile getirdiklerine tanık olabiliyoruz.
Ekonomik kriz, özel sektör reklâmlarını dibe vurdurdu. Özellikle yerel basın gazeteler ve televizyonlar neredeyse tamamıyla belediyelerden aldıkları ilan ve reklâmlara sırtlarını dayamış durumdalar…
Bu ne gibi durum yaratıyor?
Basında çalışanların, gerek yönetici gerekse köşe yazarı ya da televizyon programcısı olsun, tam anlamıyla birer kukla durumuna getirilmiş olmaları gerçek ve sonucunu ortaya koyuyor…
Peki böyle bir durum ve tabloda ne olacak?
Toplum, halk, millet yine eskisi gibi pek çok gerçeği öğrenemeyecek.
Basında sadece neyi görecek? Gazete ve televizyonda bol bol iktidar ve AKP’li yönetimlerin “sahte başarılarını” ve “övgülerini”…
Ülkemize ve insanlarımıza yazık değil mi?
Beş yıl az bir süre mi? O kadar yıl, ülke gerçeklerinden uzak tutulmuş, gazeteler ve televizyonlar tarafından uyutulmuş bir toplumdan ve halktan ne sosyal ve düşünsel aktivite yönünden ne beklenebilecek ki?
İddiamızın somut olmasını mı istiyorsunuz?
O halde, her gün İktidar yani AKP yağcılığı yapan, satılmış gazete ve televizyonların, kent belediyelerden ayda ve yılda toplam ne kadar reklâm ve ilan bedeli aldıklarını araştırın (tabi belediyeler açıklamak yürekliliklerini gösterebilirlerse (!)) ve gerçeği görün!..
Hiç kuşkumuz yok ki, eğer elde etmeyi başarabilirseniz öğreneceğiniz rakamlar, inanıyoruz ki dillerden “VAY CANINA!” sözcüklerinin dökülmesine yol açması kaçınılmazdır.
Mali yükten daha açıkçası “parasızlıktan gözleri dönercesine bunalmış” pek çok medya (gazete ve televizyon) patronunun can simidi; belediyelerin gereksiz ve uydurma reklâm ve ilanlar yoluyla kendilerine aktardıkları devlet parası, yani vatandaştan toplanan vergiler…
AKP pek çok icraatının yanında, bu yönüyle de ülkeye büyük kötülükler yapmış ve yapmaya da devam ediyor… Ulusal basında yaşanmakta olan iktidar baskısı ise, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş boyutlarda.
Sayın Başbakan çıkıyor halkın önüne; alenen, bir gruba ait (Doğan Grubu) toplum için büyük ilgiyle okunan ve tiraj bakımından en ön sıralarda olan gazetelerini insanlara almayın diyebiliyor, halkı gazete almamaları için tepkisel davranmaya çağırabiliyor…
Şu tabloya bakın, sözde AB’ye girmek isteyen bir iktidarın, hükümetin başında ki lider, resmen basını baskı altına aldığını ortaya koyuyor bu yönde açıkça tavır alıyor… Daha ne söylenebilir ki?
Kentlerde özellikle Büyükşehirlerde, belediyelere biat yönünden basında facia denilebilecek bir sosyal gerçek yaşanıyor… Dürüst medya çalışanları, “insafsız ve acımasız” basın patronlarının elinde adeta oyuncak haline getirilmiş durumda. İş aş peşinde koşan ev aile geçindiren namuslu medya emekçileri; çaresiz 500-600 lira bilemediniz 700-800 lira gibi komik aylıklarla ayakta kalmaya çalışıyorlar…
Her gün, gözü dönmüş, insani duyguları törpülenmiş, sadece haksız kişisel çıkarlar peşinde koşan patronların, “çalışmazsanız ha….” diye başlayan “kapıyı gösterme” işkencelerine, çaresiz boyun eğmekte olan insanlardan ne ölçüde, gerçek haber ve yorum bekleyebilirsiniz ki?
Son söz…
Allah yardımcımız olsun!
Bundan başka söylenebilecek tek bir şey yok…
BURHAN ÖZBEY