Bülent Ortaçgil bir şarkısında “Beni kategorize etme” diyordu.
“Benle oynama, yaftayı yapıştırıp bana isim koyma…“ diye devam ediyordu sanırım.
Kategorize etmeyi sevmem, edilmeyi de… Ama bugün canım birilerini kategorize etmek istiyor.
Mesela medyayı…
Malum, halkın doğru bilgilendirilmesi, sağlıklı değerlendirmeler yapabilmesi için en önemli şartlardan birisi… Bu anlamda medyanın modern demokrasilerde vazgeçilmez kurumlardan birisi olduğuna kuşku yok. Medyada yer alan yorum ve değerlendirmeler de en az haberler kadar halkın tercihlerini belirleyen, etki eden unsurlardan.
Şimdi bu kısa girizgâhtan sonra gazeteci milletini 5 ana sınıfa ayırabiliriz.
1. Harbi postalcılar:
Söz konusu Kemalist rejimse gerisi teferruattır şeklinde özetlenebilecek bir zihin haritasına sahiptirler. Bunu da her şart altında açıkça savunmaktan çekinmezler. Kendi açılarından dürüst bir davranış sergiledikleri iddiasındadırlar.
Bu anlayışın tezahürü olarak yeri geldiğinde askeri müdahaleleri desteklemekten, teşvik etmekten ve alkış tutmaktan zerre gocunmazlar. Darbe yapmayan, cunta kurmayan, sivil iradeye ayar vermeyen paşalar makbul değildir bu arkadaşlar için… Bu açıdan “ışık” görmedikleri paşaları küçük görürler, alaya alırlar. Hatta etek bile giydirirler.
İyi de, kimler bunlar?
Her şeyi benden beklemeyin, onu da siz bulun…
2. Utangaç postalcılar:
Temel anlayışları itibariyle yukarıdakilerden farklı değildir. Lakin bunların ayırt edici özelliği; postalcı olduklarının anlaşılmasından hoşlanmazlar. Bu yaftayla anılmak istemezler.
Dolayısıyla zaman zaman ters köşe tabir edilen yazılar yazarlar ki, okuyanlar kendilerini demokrat zannetsinler. Tabi, kendilerinden menkul demokratlıklarını kimselere inandırmaları mümkün olmaz. Bunlar umumiyetle yanardöner, kaypak, içten pazarlıklı tiplerdir.
Tarif bana ait, resimleri çizmek size…
3. Her devrin adamları:
Bu kesimdekiler zamana ve zemine göre pozisyon almakta mahirdirler. Zamanın ruhunu iyi okumaları sayesinde her daim kendilerine post edinebilen maharetli kalemlerdir.
Belirgin bir dava yoluna sahip değildirler. Güce taparlar. Tetikçilik yaparlar. Güç sahiplerince en kullanışlı kesimdir.
Yeri gelir darbecilere methiyeler düzerler. Fakat demokrasi rüzgârı esip, darbeciler gözden düştüğünde bu kez en öne geçip dün övgüler düzdüklerine küfrederler.
Eminim siz onları çok iyi tanıdınız.
4. Liberal demokratlar:
Adı üstünde liberal düşünce sistemi için kalem oynatan ve bu anlamda Türkiye’de demokrasinin standartlarının gelişmesi adına cesur yazılar kaleme alan anti militarist, özgürlükçü, liberal, demokrat kesim…
Geçmişlerinde ağırlıkla sol ideoloji mensubiyeti bulunduğu için din mefhumuna yabancıdırlar.
Bu sebepten halkın inanç ve kültür yapısına Fransız kalmaktan kurtulamasalar da, Kemalist diktanın etkinliğini yitirmesinde ve derin yapıların deşifre edilmesinde ortaya koydukları çaba takdire değer…
5. Muhafazakâr demokratlar:
Çeşitli tonlarda İslami eğilimlere sahip muhafazakâr kalemlerdir. Şer’i yönetimden demokrasiye kadar geniş bir inanç ve düşünce yelpazesine dağılmış olan geniş bir grubu bu kapsama dâhil edebiliriz.
Bilhassa son dönemde yetenekli genç kalemlerle güç kazanan bu grubun Türkiye’nin demokrasi ve hukuk yolculuğunda önemli bir fonksiyon ifa ettiği bir gerçek…
Şimdi isteyen istediği kadar tasnif yapabilir.
Bu gruplar yeknesak bir yapı değil. Her grubun içinde sağcı, solcu, milliyetçi, liberal, muhafazakâr, İslamcı, ulusalcı renkleri ağır basanlar var.
Neticede herkesin düşüncesi, inancı, ideolojisi kendisine ait... İnancın ve düşüncenin sorgulanması haddimize değil. Bu vesileyle halkın haber alma özgürlüğüne samimiyetle hizmet eden tüm gazetecilere, yazarlara, üstadlara sağlık ve selamet temennilerimizi iletelim.