Son Haberler
27.05.2012 Pazar 16:04
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

BASK BAŞKANI AKAY: "TOPLU GÖRÜŞME MASASINI BOYKOT EDİN ÇAĞRISI"
14.08.2010 08:54
BASK Genel Başkanı Resul Akay, toplu görüşmeler için yarın masaya oturacak olan Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK'e gönderdiği mektupta, arkanızda 1 milyon üye olduğunu unutmayın, her yıl hükümet tarafından bloke edilen toplu görüşme masasını "boykot edin" çağrısında bulundu. "İlla da masada oturacağız diyorsanız, kazanılmış hakların korunmasını ön koşul olarak ortaya koyun" diyen Akay, konfederasyonlara farklı taleplerle masaya oturmama, ortak talep ve eylemleri dile getirme tavsiyesinde bulundu. ANKARA (ANKA)- Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları (BASK) Genel Başkanı Resul Akay, yarın başlayacak olan toplu görüşmelerde masaya oturacak üç konfederasyona "mektup" gönderdi. Mektubunda, 3 konfederasyona arkanızda 1 milyon üye olduğunu unutmayın uyarısında bulunan Akay, her yıl hükümet tarafından bloke edilen toplu görüşme masasını "boykot etme" çağrısında bulundu. "İlla da masada oturacağız diyorsanız, kazanılmış hakların korunmasını ön koşul olarak ortaya koyun" diyen Akay, konfederasyonların farklı taleplerle masaya oturmaması, talepler ve eylemlerin ortaklaştırılması tavsiyesinde bulundu. Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK'e milli takımı örnek almasını öneren Akay, toplu görüşmelerin bu esaslar çerçevesinde yapılması halinde 4 milyonu aşan kamu görevlisi ve emeklisinin on ikinci adam olarak 3 konfederasyonun yanında ve arkasında duracağını belirtti
BASK Genel Başkanı Resul Akay, 15 Ağustos günü başlayacak toplu görüşme müzakerelerinde masaya oturacak olan Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve KESK'e bir mektup gönderdi. 11 Ağustos Çarşamba günü postalanan mektubunda 3 konfederasyona acil bir durum muhakemesi yapmalarının tarihi, vicdani ve insanı bir sorumluluk ve zorunluluk olduğunu hatırlatan Akay, "Arkanızda 1 milyon üye olduğunu unutmayın" uyarısında bulundu. Her yıl hükümet tarafından bloke edilen toplu görüşme masası boykot edilmesini isteyen Akay, "Toplu görüşme masasını boykot edemeyen sendika ve konfederasyonlar illa ki masada oturacağız diyorlarsa, kazanılmış hakların korunmasını ön koşul olarak ortaya koymalıdır" dedi. Önceki yıllarda Konfederasyonlar arasında yaşanan tatsız ve sevimsiz diyalogların tekrarlanmaması için önlem alınmasını öneren Akay, kazanılmış hakların korunmasına sıcak bakmayan bir iktidarla masaya oturmanın fuzuli ve fantezi olduğunu ifade etti. Akay, kazanılmış hakları koruma sözü vermeyen bir iktidarın kötü niyetli sayılması ve kötü niyetli bir iktidarla aynı masa etrafında oturulmaması gerektiğini vurguladı.

-HER KONFEDERASYON AYRI TALEPLERLE MASAYA OTURMAMALI-

4688 sayılı Kanunun 28'inci maddesinde belirtilen toplu görüşmenin kapsamı dışına çıkılmaması gerektiğini vurgulayan Akay, 28'inci madde kapsamı dışında kalan sorunlara yüksek idari ve kurum idari kurulları ile parlamento ve hükümet zemininde, gerekirse meydanlarda çözüm aranmasını istedi. Müzakerelerin, 4-5 görüşme yerine, mesai kavramı içerisinde 15 gün boyunca kesintisiz sürdürülmesini isteyen Akay, her konfederasyonun ayrı taleplerle masaya gitmemesini, talepler ve eylemler ortaklaştırılması gerektiğini vurguladı. Akay mektubunda serzenişte bulundu:
"Bugüne kadar 8 kez yapılan toplu görüşmelerin biri hariç tamamının AKP iktidarıyla yapıldığını dile getiren Akay, kamu görevlilerinin ve emeklilerinin geçim çığlıkları, iktidar mensuplarının vesayeti, baskı, sürgün ve kıyımları bile masaya oturan konfederasyonların arasındaki derin görüş ayrılığını ertelemeye yetmemiştir."

-MİLLİ TAKIM OYUNCULARI ÖRNEK ALINMALI-

Sendika ve konfederasyonlar arasında derin siyasi ve ideolojik görüş ayrılığı olsa da 15 Ağustos itibarıyla farklılıkların buzdolabına kaldırılmasını öneren Akay, umudunu toplu görüşme masasına bağlamış 2.5 milyon kamu görevlisi ile 1.5 milyon emekli, dul ve yetimin düşünülmesini istedi. Hükümet karşısında tek bir sendika, tek bir konfederasyon görüntüsü verilmesinin önemine dikkat çeken Akay, şu taktikleri kaleme aldı:
"Hedefiniz Hükümet olmalıdır. Birbirinize sataşmak için fırsat kollamak yerine, eksikleri kapatmak için uğraş verilmelidir. Başarı paylaşılmalıdır. Bu konuda milli takım oyuncuları örnek alınmalıdır. Bıyığı yeni terlemiş delikanlıların milli takımda dostluğu, arkadaşlığı, başarıyı ve hüznü nasıl paylaştıkları görülmelidir."

- ON İKİNCİ ADAM OLARAK ARKANIZDAYIZ

Akay, "15 Ağustos'ta başlayacak olan toplu görüşmelerin bu esaslar çerçevesinde yapılması halinde BASK topluluğu ile sayıları 4 milyonu aşan kamu görevlisi ve emeklisinin on ikinci adam olarak 3 konfederasyonun yanında ve arkasında duracağını belirtti.

-8 YILLIK İCRAATIN ADI "MEMUR DÜŞMANLIĞI"-

AKP'nin 8 yıllık icraatının adının "memur düşmanlığı" olduğunu ifade eden Akay, bugüne kadar yapılan toplu görüşmelerde 6 kez uzlaşmazlık metni, iki kez de mutabakat metni imzalandığını anımsattı. Toplu görüşmelerde kamu görevlilerinin beklentileri karşılanmadığı gibi, hükümetin dayatmacı tavrına karşı demokratik tepki de konulamadığını vurgulayan Akay, 2005 ve 2008 yılında imzalanan mutabakat metninin sendika üyelerine sağlanan 10 TL tutarındaki "toplu görüşme primini" elde etmekten öte geçemediğinin altını çizdi. Bu nedenlerle, toplu görüşme masasına oturma hakkı elde eden üç konfederasyonun acil bir durum muhakemesi yapmalarının tarihi, vicdani ve insani bir sorumluluk olduğunu, hatta zorunluluk olduğunu aktaran Akay, mektubunda sendikal hareketi bu kısır döngüden kurtarmanın ve iktidarın dayatmalarına karşı güç birliği yapmanın zamanının çoktan geldiğini belirtti. Akay, "Arkanızda bir milyon üye olduğunu unutmayın" uyarısında bulundu. Akay, 2002-2009 yıllarında 8 kez yapılan toplu görüşmelerde kamu görevlilerinin kazanılmış hakları korunamadığı gibi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı kapsamında örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkının da elde edilemediğini kaydetti.

-GREV HAKKI İÇİN BASKI YAPILAMADI

4688 sayılı Kanunda grev hakkı olmadığı için 4 Mart 1998 ve 25 Haziran 2001 tarihinde gaz bombasına maruz kalan, geçtiğimiz yıllarda da grev hakkı olmadığı için toplu görüşme masasını haklı bir şekilde boykot eden bir konfederasyonun, grev hakkının anayasa değişikliği paketinde yer almamasına karşı bildik eylemlerini yapamadığını kaleme alan Akay, toplu görüşme masasındaki başarısızlığı grev ve toplu sözleşme hakkının olmamasına bağlayan iki konfederasyonun da, grev hakkını anayasa değişikliği teklifine dahil ettirmek için hiçbir eylem ve etkinliğin içerisinde yer almadığını vurguladı.

-ÜÇ KONFEDERASYON, 1 MİLYON ÜYEYE SAHİP OLDUKLARINI FARK EDEMEDİ-

Grev hakkı olmadığı için toplu görüşme masasını boykot eden, grev hakkı olmadığı için "Hükümet bizi dikkate almıyor" diye yakınan üç konfederasyona bir milyon üyeye sahip olduğunun farkında olamadıkları yönünde eleştiri getiren Akay, "grev hakkı olmadığı için sendikal hakları kullanamıyoruz" diyen üç konfederasyonun toplu sözleşme hakkı ile yetinmelerinin tarihi bir çelişki olduğunun altını çizdi. Grev hakkını "olmazsa olmaz" olarak gören üç konfederasyonun, anayasa değişikliği sırasında etkili eylemlere girişememiş olmalarının nasıl izah edileceğini soran Akay mektubuna şöyle devam etti:
"Sendikal rekabeti hükümetin verdiği hakları biz aldık diyerek sürdürmek sendikal mücadelenin özüne de, doğasına da aykırıdır. Yüzde 2-2.5 gibi utanç verici artışları kamu görevlilerine dayatan iktidara tepki koymak yerine, iktidarın değirmenine su taşıyan bir anlayışla kamu görevlilerinin ve emeklilerinin sorunlarını çözmek mümkün değildir. Anayasa değişikliği ile getirilen toplu sözleşme hakkının, halen uygulanmakta olan toplu görüşme hakkının bir başka versiyonu olduğu çok iyi bilindiği halde "kamuoyu mühendisliği' yapmayı sürdüren sendikaların varlığı hüzün vermektedir. Anayasa değişikliği halkoylamasında kabul edilse bile, bu sendikal anlayış gözden geçirilmediği takdirde, hiçbir hak elde edilemeyecektir. Toplu sözleşme hakkı ile ancak Anayasa Mahkemesince iptal edilen 10 TL tutarındaki toplu görüşme pirimi yeniden alınabilecektir."

-MEMURLAR MANEN VE MADDEN EZİLDİ-

Siyasi muhatabını "memur" diyerek küçümseyen, "memur olmak istiyorum' diyen bir vatandaşı "yan gelip yatmak için mi memur olmak istiyorsun" diye paylayan bir iktidar anlayışı ile karşı karşıya olunduğunu bildiren Akay, icraatını kamu görevlileri ile başarmaktan başka şansı olmayan bir iktidarın kamu görevlilerine karşı tahkir edici tavrını en hafif deyimle esef verici olarak nitelendirdi. Akay, memursuz bir devlet idaresinin olmayacağından habersiz görünen iktidarın, her fırsatta kamu görevlilerinin kazanılmış hakkını elinden aldığını vurguladı.

-KAMU GÖREVLİLERİNİN AKP İKTİDARINDA YÜZDE 12.87 ORANINDA ENFLASYON FARKI ALACAĞI BULUNUYOR-

Akay, mektubunda 8 yıl içerisinde gasp edilen kazanımları da sıraladı. Enflasyon farkı ödemesi sendikal hareketin kararlı ve etkili eylemleri sonucu 2000 yılında alındığını, 2002 yılında masaya oturan konfederasyonlar bu hakka sahip çıkamadığı için 2003 yılında kaldırıldığını ifade eden Akay, enflasyon farkı ödemelerinin 2006 yılı itibarıyla yeniden başladığını, ancak 2000-2002 yıllarında olduğu gibi her ay ödenmemiş, bunun yerine altı aylık endekslemeye göre ödendiğini bildirdi. Memur ve emeklileri enflasyona ezdirmedik" beyanını her fırsatta dile getiren hükümetin kamuoyunu aldattığını anlatan Akay, masaya oturan konfederasyonları, rakamların tekzip ettiği hükümete karşı tavır koymakta çekingen, enflasyon kayıplarını kitlesel eylemlerle talep etmekte üşengeç davranmakla suçladı. Kamu görevlileri ve emeklilerinin AKP iktidarından yüzde 12.87 oranında enflasyon farkı alacağı bulunduğuna değinen Akay, masaya oturan konfederasyonların el birliği, fikir birliği ve eylem birliği yaparak yüzde 12.87 oranındaki enflasyon farkı kayıplarını alması gerektiğini belirtti.

-SOKAKTA ALINAN REFAH PAYI MASADA KAYBEDİLİYORSA, KONFEDERASYONLAR SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ-

Akay, küresel sermayeye kaynak transferi yapmak için yaşama geçirilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile kamu görevlilerinin ve emeklilerinin yetersiz olan sağlık ve emeklilik hakları geriye götürüldüğünü belirtti. 2003-2009 yılları arasında Türkiye Ekonomisi yüzde 40.20 oranında büyüdüğü halde, kamu görevlilerine büyümeden pay verilmediğini ifade eden Akay, sendikal mücadele çıtasının yükseldiği 2000, 2001 ve 2002 yılında Bütçe Kanunlarına konulan hükümlerle kamu görevlilerine yüzde 2 oranında refah pay verildiğini bildirdi. Akay, "Kemal Derviş'e ve 2001 yılındaki yüzde 9.4 oranında ekonomik küçülmeye rağmen kamu görevlileri refah payını almıştır. Ancak 2002 yılında masaya oturan konfederasyonlar refah payına sahip çıkamadığı için 2003 yılında kaldırılmıştır. Sokakta alınan refah payı masada kaybediliyorsa, ekonomi yüzde 40.2 oranında büyüyor ve kamu görevlileri refah payı alamıyorsa, masaya oturan konfederasyonlar sorumluluktan kaçamazlar" dedi.(ANKA)
(HGS/ES/HF)
YORUMLARINIZ
mehmet bayraktar - 14.08.2010 11:34
eşit işe ücret dediler hepten eşitsizlik yarattılar .milli paydan bir puan bile vermediler ,mutabakat metinlerini hiçe saydılar.ek ödemede sözleşmeli memurları mağdur ettiler,hükümetin sözünde durarak başbakanın 8.ağustos 2008 de verdiği sözü yerine getirmesini bekliyoruz her memura 108 tl veilecek demişti
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1