Baskı yapmayan medya patronu yok!
Tabi istisnalar dışında…
Sözde bayram yapıyoruz…
Bayramın üçüncü günündeyiz…
Oturduk bilgisayarımızın başına, içimizi boşaltmak istiyoruz…
Doluyuz… Bütün medya mensupları gibi, hiç olmazsa internette rahat ve özgürce yazarak gerçekleri haykırmak istiyoruz…
Hoş haykırsak da değişen bir şey olmayacak ya… Olsun…
İnternetin basın yaşamında etkin biçimde yer alması, demokrasi, özgürlük, sansür ve baskıdan uzak tüm gerçekleri olduğu gibi dile getirmek için büyük bir şans, hatta nimet olduğunu, yaygın medyada yaşanan kepazelikler karşısında daha iyi anlıyoruz…
İçinde bulunduğumuz atmosferde ya da konjonktürde, mutlu azınlık içerisinde yer almadan bu ülkede bayram mı yapılırmış… Hele her gün üç beş şehit haberi ile sarsılıp duruyorsanız…
İlk gençliğimizden bu yana, Türkiye koşullarında dini bayramları hiçbir zaman toplumun büyük bölümü adına keyifli günler olarak görmemişizdir…
Bir avuç azınlığın mutlu olduğu, geri kalanların, günü kurtararak yaşam savaşı verdiği bir ülkede, nasıl bayram yaparsınız?… Şimdi siz bu bayramlara bayram mı diyorsunuz? Aşsız, işsiz, umutsuz, parasız, pulsuz,yoksul insanların bayramı mı olurmuş?.. Bayram görüntüsü altında tam anlamıyla bir aldatmaca ve çile çekmekten başka bir şey değil!
Neyse… Konumuz bugünün sözde bayramları(!) değil…
Amacımız, bayram sayılan bir atmosferde, medyada ki rezilliği ve medya patronlarının baskılarını gündeme getirmek, daha doğrusu tartışmak…
X
Uzun yıllardır elimiz kalem tutuyor.
Aralıklı olarak yaygın medyada, ağırlıklı olarak yerel basında yıllarca köşe yazıları yazmış olan, bürokrat kökenli kendi çapında bir yazarız. Ayni zamanda 15 yıla yakındır, yerel televizyonlarda kesintisiz her hafta açık oturum programları düzenleyip, sunan bir televizyoncuyuz…
Şunu çok açık söylemek isteriz ki; süreç içerisinde çok az istisna dışında, basında sürekli olarak patron baskısı altında tutulduk. Gazete ya da televizyonlarında çalıştığımız her basın patronu; iktidar, iktidar milletvekilleri, belediyeleri hakkında eleştirisel yazı yazmamız ya da televizyon programı yapmamamız konusunda şahsımıza ciddi uyarılarda bulunmuş ve bu yönde zor tahammül edilir sürekli baskılar yapmıştır! Sadece bize mi? Tabi ki pek çok basın çalışanına!...
Patron sözü dinlemediğimiz için de, çoğu zaman medya patronları gözünde “tu kaka” ve her zaman kapı önüne konulacak basın mensubu olarak görülmüşüzdür…
X
Emin Çölaşan’ın yeni çıkan ve bir haftada 25. baskısına ulaşan “Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” kitabında yazdıkları ve ortaya döktüğü medya gerçekleri, bizi bir hayli etkiledi…
Çölaşan, Hürriyet Gazetesi’nde işine son verilmesinin ardından yazdığı sözü edilen kitabında, yıllar yılı çalıştığı Hürriyet gazetesinde nasıl yoğun baskı altında tutulduğunu, AKP döneminde iktidar, Başbakan Tayip Erdoğan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında, aleyhte yazılar yazmaması için, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök tarafından ne şekilde, sürekli olarak uyarılıp, baskı altında tutulduğunu, çok açık ve çarpıcı bir anlatımla dile getirmiş!..
Herkese kitabı okumalarını öneririz.
Özkök’ün Çölaşan’a yaptığı şu uyarıya bakın Allah’ınızı severseniz, kitaptan okuyalım:
Ertuğrul Özkök:
“Bak arkadaş patronla kavga ediyorsun. O seni Ankara’da uyardı. ‘Hükümeti eleştirme’ dedi. (sanki uyarmayan medya patronu varmış gibi B.Ö.) Haftada bir eleştir kardeşim. (baş üstüne, emredersiniz, bari ne yazması gerektiğini de söyleseydiniz. B.Ö.) Araya başka şeyler sok. Türkiye’de konu mu yok! Kuş gribi yaz, CHP yaz, başka şey yaz. (Sakın ola, yolsuzluklara, avantalara, rantlara dokunma öyle mi? B.Ö.)”
Kitabın tamamını okuduğunuzda, ülkede tekelci medyanın ne durumda olduğunu, üzüntü içerisinde öğreniyorsunuz… İstisnalar dışında anlı şanlı tekelci medyamız, anladık ki, tamamen medya patronlarının çıkarı doğrultusunda haberler yapıyormuş. Pek çok köşe yazısı da o doğrultuda kaleme alınıyormuş! Ne yazık ki bu gazeteler halen trajı en yüksek gazeteler olarak okunmaya devam ediyor…
Diyeceksiniz, siz bunları bilmiyor muydunuz?
Biliyorduk da, işin içinde olan birinin, böylesine açık ve somut biçimde anlatımına, rezilliği ortaya koymasına ilk kez tanık oluyoruz…
Sevgili okur, kitabı okuduğunuzda, sanırız bize hak vereceksiniz…
X
Yaygın medya, gittikçe okur indinde güvenirliğini ve saygınlığını yitiriyor…
İyi ki, bu site gibi internet siteleri var da, yaygın medyanın gizlediği pek çok gerçeği, elektronik medyadan öğrenebilme olanağımız oluyor…
Bu aralar, yaygın ve tekelci medyadan soyutlanmış olan Fatih Altaylı ve Emin Çölaşan tekelci medya hakkında, internet siteleri, kitaplar ve kimi (özgür) televizyonlar kanalıyla çok önemli ve çarpıcı açıklamalarda bulunuyorlar… Özellikle patron bağlamında!
Dileğimiz, gerçekleri bilip de, rahatı ve bol kazancından ötürü sesini yıllar yılı çıkarmayan, çıkarmak istemeyen, “patron kuklası” kimi ünlü yazarların da, hiç olmazsa bundan böyle, biraz olsun, “mertlik”, “açıklık” ve “dürüstlük” konusunda önemli adımlar atmaları ve seslerini çıkarmaları konusunda cesaret örnekleri ortaya koymaları gerekir…
Aksi halde, böyle giderse, okur için onlar hiçbir şey ifade etmeyecekler…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com