BAYKUŞ SESLERİ
Ülkemizi bölüp parçalamak sevdasında ki“Emperyalist akbabalar”,
Anayasa Mahkemesi’nin “kapatmama” kararından sonra
sevinç çığlıkları atarak
“baykuş sesleriyle” yeniden ötmeye başladılar.
Sürpriz de değil, öteceklerini zaten biliyorduk.
Ne zaman ki,
ABD, AB, Dünya Bankası, İMF gibi “can ciğer dostlarımızdan”
ülkemize ve de ülkemizin tepelerinde ki zatlara yönelik,
yağlı ballı övgüler, öğütler gelmeye başlasa,
hemen deriz ki;
“eyvah yandı gülüm keten helva”
bunlar ötmeye başladılarsa,
yine kötü bir şeyler olacak,
canımıza ot tıkanacak
diye cinlerimiz tepemize fırlar.
Bakın bizi dışardan yönetmeye alışkınlar cenahından bir ses ne diyor:
“Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu
Standard and Poor’s Türkiye analisti Faruk Soussa,
Türkiye’nin cari açık düzeyinin çok yüksek olduğunu belirterek,
açığın finansmanında önemli olan
yabancı sermaye girişinin
sürdürülebilmesi için
Hükümetin IMF ile bir anlaşma yaparak,
IMF çıpası oluşturmasının
çok iyi karşılanacağını söyledi.” (Haberx.com 4 Ağus. 2008)
Sakın her zaman ki gibi
İMF’ye yaran olmaktan,
ona tam teslimiyetten vazgeçmeyin…
Söyledikleri bu!..
Bizi başta IMF olmak üzere,
ABD’nin yeşil dolarlarıyla,
kolayca satın alınan medya işbirlikçileri
ve sözde demokrasi temsilcisi
ajan konumundaki kimi STÖ’lerle,
parça parça tüketiyorlar...
Tıpkı Yugoslavya’yı tüketip bitirdikleri gibi…
Ne yazık ki,
insanımız bu büyük tehlikenin henüz farkında değil
Nasıl mı?
Bu yolda tüketilmiş ve yok edilmiş bir ülkeden örnek verelim.
Buyurun ibretle okuyalım:
“Washington, 40 yıldan uzun süre
Yugoslavya’yı ve Tito’nun karma sosyalizm modelini,
Sovyetler Birliği’ne karşı bir tampon olarak,
sessiz sedasız desteklemişti.
Moskova’nın imparatorluğu lime lime dökülürken
Washington’un bir tampona gereksinimi kalmamıştı.
Hele komşusu doğu Avrupa devletleri
IMF şok terapisinden başka bir orta yolun
mümkün olduğuna inandırılabilecek ekonomik açıdan başarılı,
milliyetçi bir tampona asla gerek yoktu.
Washington’daki en üst düzey stratejilerin nezdinde.
Yugoslav modelinin, sırf bu nedenle dahi olsa dağıtılması gerekiyordu. Yugoslavya’nın Orta Asya’da ki potansiyel petrol zenginliklerine giden önemli yolun üzerinde olduğu gerçeği,
bu etmene katkıda bulunmaktan öte gitmedi.
Yugoslavya, gerekiyorsa zorla serbest Pazar reformunun IMF değişkenine sokulmasıydı. NATO işi garantiye alacaktı.
Daha 1988’de Sovyet sisteminin
son demlerini yaşadığı gün gibi aşikar hale gelirken,
Washington, Demokrasi için Ulusal Bağış veya Washington çevrelerinde tanınan adıyla NED gibi
pek hayranlık verici ismi olan ilginç,
özel kâr gütmeyen örgütten danışmanlarını Yugoslavya’ya gönderdi.
Bu “özel” kurum
Yugoslavya’nın her tarafında bol keseden dolar dağıtmaya,
yeni bir yaşam hayali kuran gözü aç gazetecileri satın almaya,
muhalif grupları, sendika muhalefetini, G-17 gibi IMF taraftarı muhalif iktisatçıları ve insan hakları sivil toplum örgütlerini finanse etmeye başladı…”
(PETROL PARA İKTİDAR – Anglo-Amerikan Politikası ve Yeni Dünya Düzeni – William Engdahl – Alfa Yay – Temmuz 2008)
X
Hey gibi bu toprağın ekmeğini yiyip suyunu içen
ABD – AB ve IMF sevdalıları;
göz göre dışa tam bağımlı bir iktidarın yörüngesinde
lime lime tükeniyor ve bitiyoruz da,
halen neden havada dönüp duran akbabaların
ve inlerinde öten baykuşların
o lanet seslerini duymazdan geliyor sunuz?
Söyler misiniz?
AKP’nin “kapatılmamış olması”
acaba neden Türk vatandaşlarından çok
hain emelli bu “emperyalist akbabaları” sevindirdi
ve de çılgınca sevindiriyor,
hiç düşünmüyor musunuz?
BURHAN ÖZBEY