Benim de bir karne hediyem var, oğlum beni gezdirmek için şişme bot aldı, eşim Bodrum Mazince’den bana da yer ayırttı, annem de bizimle gelme sözü verdi, babam ondan çok istediğim kitaplığın iskeletini çaktı bile, kardeşlerimden de bir armağan geldi tabi, benim küçüğüm ablasına şal örecek, onun küçüğü de Ela’mın(yiğenim) iki gece hiç almamak üzere bende kalmasına izin verdi…Ya mezun olmam halinde herkese vaatler saçarken meğerse insanların da benim için yapmayı düşündükleri şeyler varmış. Bu diplomanın onlar için ne ifade ettiğini anlamak zor değil. Annem için gurur kaynağı olmasının dışında kızının koşusunda havlu tutma görevini bırakmış olması, babam için bu kadar emeğe emekle karşılık verme çabası, kız kardeşlerim ise kendileri için sahip olunamayan şansın ablalarına nasip olması….
Bodrum’a bir teşekkür borcum vardı yerine getireceğim için mutluyum, oğlumla babası geçen yıl gittiklerinde oğlum 12 senede ilk kez bamya yemeğini, orada yöresel yemekler yapan marifetli bir hanımın sayesinde tadabildi. Bu bir mucize çünkü reflü hastalığı nedeniyle posalı yiyecekleri yedirmeyi pek başaramamıştım oğluma, ve bebekliğinden beri ona bir porsiyon yemek yedireni büyük ödüllerin beklediğini duyurup duruyordum. Bu teyzenin elinden öpmem lazım öncelikle, ikincisi bronz ten merakı başladı bende, elbiseme göre yada güneşin gördüğü bölgelere göre değişen ten rengimden nefret ediyorum, esmerleşmem lazım, hatta belki aynı zamanda sarışınlaşmak…Üçüncüsü yeni aldığımız arabayla yolculuk yapmanın tadına varmam lazım, klima ve akustik radyosu eşliğinde. Dördüncüsü, üç yıl önce aldığım mayonun üzerime olmama ihtimaline karşı giyilmeden atılmasına gönlüm el vermiyor, onun denenmesi ve arzı endam edilmesi de gerekiyor…Beşincisi deniz ve mehtabın benim için nasıl bir program hazırladığını görmek istiyorum, altıncısı,
Baktım Bodrum beni açmıyor, oradan köyüme geçeceğimizi hatırıma getirmem yeterli, köyüm, Beypazarı, dereli köyüm, bahçenin üzerine kapak olan balkonunda oturup kitap okumanın hayalini kuruyorum, Furkan ve Mücahitle balık da tutarız çayımızdan, kel dedemin atlarına, katırlarına da binerim, bıkmıştım buradaki vapurla kara arasında kalan köprülerden geçmekten, beni karadan karaya bağlayan köprülerden geçerim, babaannemle didişirim, o der: “Baban yemedi servetini, ben derim: “Babam mahvetti hepimizin hayatını!”Hacıannem gözleme yapar, saçta ekmek yapar, ben de mucizevi gıdalar gibi görmeye başlarken abur cuburu , efil efil gofret kokan bakkal’dan, bir isteğin var mı diye sorarım. Ayy çok heyecanlıyım ya! Bir üniversite daha mı okusam napsam?