<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
BEKLEYİN NELER OLACAĞINI GÖRECEKSİNİZ
Yazılı basında ve elektronik medyada (internette) köşe yazarlarının büyük bölümü, İsrail saldırısının yarattığı sonuçlar hakkında ayrıntılı yazılar yazmaya devam ediyor..
Yorumların çoğu birbirine benzer anlatım ve açıklamaları içeriyor…
Sürekli sonuç üzerinde duruluyor. Bundan sonra ne olabilir, İsrail saldırıyı nereden güç ve destek alarak yaptı, dünyanın ve ABD’nin tutumu bundan sonra ne olabilecek gibi konuların üzerinde duruluyor…
***
Oysa olayın oluşumuna uzanan çizgide iç siyaset cephesinde neler olduğu konusunda gereken önemde durulmuyor…
Öncelikle “Mavi Marmara” gemisinin yola çıkmasında, kimler asıl olarak (perde arkasında) ve ne amaçla rol aldı, bunların aydınlatılması ve bu yönde kafa yorulması sanırız olayda ki sonuç kadar önemli…
“Mavi Marmara”nın yola çıkmasında AKP’nin rolü, çabası, desteği ne boyutta, bunun tüm ayrıntılarıyla bilinmesi gerekir.
Seçmen nezdinde gittikçe ve büyük ölçüde puan yitirmekte olan AKP’nin seçime kadar mutlaka çeşitli projeler üretip, şaşırtıcı olaylarda rol alacağı görüşü toplumda yaygın…
***
Seçimi yitireceğini anlayan ya da böyle bir korkuya kapılan AKP’nin başvurmayacağı yol yoktur şeklinde ki, Yeniçağ gazetesi köşe yazarı Sabahattin Önkibar’ın kısa süre önceki köşe yazısına aktardığı bu yönde ki düşünce ve yorumun yabana atılacak gibi değil…
Zira AKP üst yönetimi ve kadroları iktidar olmanın yarattığı “tatlı yaşama” fazlasıyla alıştılar. Kolay kolay koltuklarını bırakmaları düşünülmüyor…
O nedenle, hani pek çok yazarımız, “ben demiştim…” türü bilgiçler taslayarak, kendilerinin ne denli önemli ve önsezili (!) kalem erbabı göstermenin egosuna yenik düşüyorlar ya; biz de buradan sanki kimse bilmiyormuş gibi, herkesin bildiği bir konu hakkında biraz ukalalık yapalım istedik…
***
Nasıl bir ukalalık yapacağız…
Şöyle diyelim: Ey vatandaş, olanlar bitenler bu kadar değil bekleyin daha neler göreceksiniz… Hele bekleyin ülkede daha ne ürkütücü ve üzücü olaylara tanık olacaksınız… İçinde “kan” da “komplo kaset” i de olabilecek olaylar, her an yaşanabilir… Daha doğrusu yaşanabilir değil, büyük olasılıkla yaşanacak…
Herkes bu yaz olacakları göreceksiniz türü ukalalık derecesinde bilgiçlikler içerisinde ya… Aslında olabilecekler, Pazartesinden sonra Salının geleceği kadar kesin ve net olduğu biliniyor… Sadece ölçüsü konusunda bir kestirmede bulunulamıyor… Ancak konjonktür gösteriyor ki ülkede facia boyutunda olaylar her an yaşanabilir. Umarız olmaz…
***
Türkiye’de yaşanan bir iç savaş var.
Bunu görmemek ancak aymazlıkla kaimdir,,,
Dinci geçinen sömürgenlerle, Atatürkçü, cumhuriyete ve laikliğe yürekten bağlı kesim arasında ki, bir iktidar olma savaşıdır bu savaş!...
AKP kadroları devleti büyük ölçüde ele geçirmiş durumda…
Demokrasi söylemine araç olarak bakıyorlar…
Amaçlarına ulaştıkları yerde, demokrasi tramvayından ineceklerini kendileri ifade ediyorlar…
***
İlkokul mezunu bile olmayan bir cemaat lideri binlerce kilometre uzaktan, ülkenin gidişatı hakkında tavır koyuyor ve fetvalar verebiliyor…
Hiçbir resmi hüviyeti olmayan bu zatı muhteremin her söylediği söz, ne yazık ki Türk medyasında ve siyasi yaşamında önem ve itibar görüyor…
“Memleket, şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz …”diyen büyük kurtarıcının Anıtkabir’de kemikleri sızlıyor…
İktidar ateşi, hangi partiden olursa olsun tüm partileri yakıp kavuruyor…
Ülkeyi, sadece hizmet için(!) yönetme özlem ve aşkında olan partilerin çok muhterem genel başkanları; iktidar koltuğuna oturmak adına, ilkokulu bile bitiremeyen cemaat lideri önünde, boyunları kıldan ince olabiliyor…
Yazık ki yazık!...
***
AKP, iktidar yolunda tıkanıp kaldığı için, yeni bir taktiğe başvuruyor…
20-30 sene sonrasının tatlı hayalleriyle halkı avutmaya kalkıyor…
2040 yılında Türkiye bilmem nerede olacakmış, masalını pompalıyor…
Bırakın 2040’lı yılları, bugün sizler AİLE BOYUTU İLE VARSILLIK OLARAK NERELERDESİNİZ, işsiz ya da 570 lira asgari ücretle her an işten atılma korkusuyla yaşayan, bitmiş tükenmiş milyonlarca vatandaşın sefalet boyutu nerede!..
İşsizlik, aşsızlık kangren ya da kanser gibi gençlerimizi bitip tüketiyor…
Siz kime ne anlatıyorsunuz?
2030’lu, 2040’lı yıllar PEMBE MASALINI(!) hâlâ!....
BURHAN ÖZBEY