Latife Hanım, Fikriye Hanım için demiş ki:"Ondaki deliliğe varan, Aşık bir kadının gücüydü"...Peki aşık olan erkek ve kadınlar için ne denilmiş:” Erkekler aşık olduğunda kadın gibi, kadınlar aşık olduğunda erkek gibi davranırmış”
Ben aşık olduğumda kimsesizler yurdundan evlat edinmiş gibi hissetmiyorum, aksine anne ve babamın düğününü görür gibi oluyorum, hayatımın başladığı noktaya geri dönmüş gibi hissediyorum.
Ben aşık olduğumda İngiliz asilzadesi yada köy efendisi aramıyorum karşımda, bir sokak köpeğini hiç alışık olmadığı konfora da oturtmaya çalışmıyorum, yapmaya çalıştığım şey bir dalda duran iki kirazın yere düşerken de birlikte olmalarını sağlamak.
Ben aşık olduğumda saf delikanlı yada saf aşık olup her yapılanı sineye de çekmiyorum, sindiremediğim tek şey, aslında sevmiyor oluşumdur gerisi yalan…
Ben aşık olduğumda gözümün gördüğü kalbimin attığı yöne doğru hareket etmiyorum, en karanlık sokaktan başkasının gözüyle de çıkmıyorum, en bildiğim yoldan giderek yolumu özellikle uzatıyorum.
Ben aşık olduğumda dibi delik bir çöp poşeti gibi fırlatılıp atılmadan, son kirli akıntılarımı ardımda bırakmıyorum. Ambalajını hediyesinden çok beğendiğinde atamadığın kutu gibi bir kenarda tutuluyorum.
Ben aşık olduğumda pembe köşkler, pembe patikler hayal etmiyor, en siyahından ama tavanı yüksek bir tapınağın içinde ne kadar ufak kaldığımı görmek istiyorum.
Ben aşık olduğumda kokusunu kaybeden bir tenden çok, esansını her zaman üzerinde bulunduran bir güle benzeyerek, kafiyesizlere kafiye, gayesizlere gaye, canı sıkkınlara bir nebze heyecan, haz sunmanın dışında bir şeye yaradığını görmek istiyorum.
Ben aşık olduğumda Aşk benim ayağıma gelmiyorsa ben aşkın ayağına giderim diyecek kadar alçalmadan, yerin yedi kat altında bir sekizinci kat inşa etmek istiyorum…
Ben aşık olduğumda havadaki polenler kadar hafif ve zararlı, porselenler kadar kırılgan ve şık kalmak istiyorum.