Ben, her 14 şubat’ta aynı yazıyı yazarım kelimesine, noktasına, virgülüne dokunmadan, ilk gün ki gibi!..
Keşke karşılaşmasaydık o gün…
Ama kabahat bende; ne vardı sanki her gün gittiğin yolu değiştirecek... Yok efendim, biraz yürümek istiyormuşum; yürümek isteyecek günü buldun deyyus!..
Zaten ben bilirim; ne zaman bir değişiklik yapmaya kalksam başıma mutlak bir şey gelir.
O yüzden bu kadar tek düze yaşıyorum zaten.
Keşke çarpmasaydın bana…
Sen de az sakar değilmişsin yani... Koskoca kaldırımda nasıl da dev gibi beni görmedin...
Saçlarını toplamazsan olacağı budur tabii!..
Neymiş yetişmeye çalışıyormuş... İyi de, hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz şekerim!..
Hadi çarpmana kabulüz de, üst üste ’iyi misiniz, çok özür dilerim, lütfen affedin beni, hakikaten iyi misiniz, aaa eliniz kanıyor, ne yapsak acaba’ diyecek, kanayan parmağımı avuçlayıp, çantandan çıkarttığın beyaz mendilinle yaramı temizleyecek ne vardı yahu!..
Bırak git işte!.. ’Dikkat etsene kardeşim, önüne niye bakmıyorsun’ de, sinirlen, suçu benim üstüme at, saçını savur, bir ’hı ’ çek, umursama ve git!..
Keşke bakmasaydın gözüme hiç...
Tamam, anladık; hisli, merhametli, yardımsever birisin...
Sebep olduğun bir ufak parmak yarası için kendini paralamandan belli...
Ama madem yaram parmağımda sadece parmağımla ilgilenseydin...
Niye gözlerime bakıyorsun ki!.. Hem ben izin vermemiştim bile!..
Bir de üstüne, gözleriniz ne kadar da güzelmiş diyecek cesareti nereden buldun...
Hayret vallahi!..
Mahcup edalı olduğu her halinden sezilen sana hiçte yakıştıramadım doğrusu...
Fakat durumu kurtarmak için hakikaten idealdi. Tebrik ederim.
Hem zaten benimkiler de sıradan bir çift yeşil gözdü işte. Üzerimdeki yeni yeşil renkli kazağımın bir aldatmacasıydı sana.
Keşke o gün kartımı almasaydım yanıma...
Zaten hiç almamıştım ki yanıma!..
O kadar bastırdık, hala kullanmadım hiçbirini...
İşyerindeki çekmecemde öylece dururlar deste halinde. O gün niye aldığımı inan hala hatırlamıyorum.
Hadi aldım, peki yere nasıl düşürdüm o çarpışma anında, alt tarafı bir yuvarlanmayla...
Olacak şey değil yahu!..
Yeşil kazağımın üzerinde paltom var; kart paltomun iç cebinde... Nasıl olur da, bir yuvarlanmayla yere düşer o derinden daha derin iç cebimden...
E diyelim bütün olmazlar oldu, kart cebimden düştü... Peki elimi temizledikten sonra sen, sana sırtımı dönmüş giderken, nasıl olur da - o kadar da acelen olmasına rağmen - olay yerinde kalırsın...
Ve nasıl da yere bakarsın, zira sen hiç başını eğmezdin ki!.. Hep dik yürürdün be kuzum...
Hadi yerde gördün kartı, peki ne vardı alıp, cebine koyacak... Seni tanımasam, şu hareketinden ötürü öyle bir yaftalardım ki!.. Başlangıçta yapıştırmadım da değil aslında!..
Sen kalk, yolda çarpıştığın adamın kartını cebine koy, akşamına da ara; ’İyi misiniz, merak ettim’ de!..
Ya sana ne!.. İyiyim işte, kafamı yarmadın ya!..
Alt tarafı çarptın, yere düştüm, işaret parmağım birkaç taşa sürttü ve kanadı...
Ne olmuş yani... Ne var bu kadar arayıp, soracak, ’iyi de telefonumu nereden buldunuz’ dedirtecek, beni şaşırtacak...
Ve dahi o gün tam yarım saat konuşacak...
Niye ya, niye, nasıl, neden?.. Sen o kadar utangaçsındır ki, belki de dünyada bu tarz bir davranışta bulunabilecek en son insansın... Ne olurdu sanki o günde yapmasaydın...
Ölür müydün?..
Keşke o kadar konuşmasaydık...
Bende de var eşeklik... Sesini duyduğum anda ’tamam oğlum bir tane daha, kendi ayağıyla gelmiş, e reddetmek olmaz, gelene git denmez’ diyip, suskunluğumu bozmamalıydım...
Nifak düştü içime bir kere... Ben nereden bilirdim böyle olacağını... Bilseydim, o telefonu, ’ben tanımadığım insanlarla konuşmam, rica ederim kapatın telefonu ve bir daha da beni rahatsız etmeyin’ demez miydim, körpe bir genç kız edasıyla... O role bile razı olmaz mıydım...
Keşke o kadar çok güldürmeseydim seni... O kadar iyi muhabbet etmeseydik... Tu dilime tu!.. Milyonlarca, milyarlarca defa tu!.. Hadi konuştuk; iki gün sonra niye buluştuk ki!.. Hadi bir kez buluştuk, daha sonrakiler niye oldu ki!..
Keşke sevmeseydin beni bu kadar...
Keşke ağlamasaydın her telefonunda, ’seni çok seviyorum, benim hayatımda bundan sonra sadece sen varsın... Seni çok seviyorum, seni çok seviyorum’ diyerek, beni de sana deli gibi aşık etmeseydin... Rüya üstüne rüya gördürmeseydin... Sabahlara kadar uykusuz bırakmasaydın... Bol acılı şarkılar dinletip, ağlatmasaydın...
Keşke gelmeseydin o gün bana...
Ertesi gün görüşseydik be güzelim!..
’Hayır bu yağmurlu günü seninle paylaşmak istiyorum’...
Ne var aşkım, yağmurlu günler bitmedi ya!.. Yarında yağmurluymuş bak meteoroloji öyle diyor.
Bu sözlerim üstüne nasıl da gülüşmüştük!.. Gülerken yüzünün nasıl şekil aldığını getirmiştim gözümün önüne!.. Zira ben bir yağmur damlasının bile yüzünde nasıl dolandığını, hangi kıvrımları takip ettiğini ezberden çizerdim...
Yarın gel Allah aşkına yarın gel... Çok uzak şimdi yol... Tamam benim hatam bugün görüşememek farkındayım... Ama ne olur yarın gel sen!.. Hem ne fark eder!.. Ha 13 Şubat, ha 14 Şubat, ha 15 Şubat!..
Ha 14 Şubat 00:00, ha 14 Şubat 12:00!..
’Yok hayır bugün geleceğim’!..
Hiçbir inatçılığını görmemişken, sırası mı şimdi bu inadın.
’Ben geliyorum... Sen güzel bir çay koy bakalım... Şöyle üstüne yağmur yağan denize karşı, koyun koyuna efkar dağıta dağıta içelim... Bir de ’Kapat gözlerini kimse görmesin/ Yalnızbenim için bak yeşil yeşil’i söyledin mi... Ohh değmeyin keyfime!..’
E peki başımın belası, gel bakalım!.. Dikkat et ama!.. Yavaş gel!.. Acelemiz yok gece uzun, çok zamanımız var!.. Sabaha kadar kim bilir kaç demlik içeriz, ben kaç defa mırıldanırım ’Seni öyle sevdim ölürcesine’ diye!..
(saat:23:45)
Aloo!..
Efendim...
Siz şey misiniz?..
Evet benim, buyurun...
Eee efendim, ben polis memuru Hakan...
Size bir haberim var...
Artık bu çay içilmez, soğudu!..
Çok uğraştın ama olmadı be aşkım!.. Sevgililer gününe birlikte giremedik işte!..
Artık 00:00’da mezarının başına getiririm ömrüm yettiğince, o istediğin demli çayı!..
Zaten yattığın yerden deniz de görünüyor...
Artık şarkıyı da ’Bir gülü sevdim, bir seni sevdim’ olarak değiştirdim haberin olsun!..
Keşke ölmeseydin be güzelim!.. Ne vardı 14 Şubat’ta ölecek!.. Ne vardı!..
http://twitter.com/volkan_akay
http://www.facebook.com/group.php?gid=41137683382#!/pages/BAY-Ifade-volkan-akay/151242634908162
http://www.facebook.com/#!/group.php?gid=41137683382
http://www.facebook.com/#!/
baygusto@gmail.com