Beyaz çarşaflar...
Diyip, geçmemek gerek aslında... Çok eskidir tevellütleri...
Düşünmeli; simgeledikleri, hatırlattıkları, hayal ettirdikleri üzerine etraflıca...
Bazen sağa sola saparak, bazen dosdoğru...
Kanaatimce; insan ruhunun en güzel zeminidir, beyaz çarşaflar...
Ara sıra da olsa, başarılabilseydi eğer; beşerliği tartışılmaz insanı bir kaç kişi, şöyle ayaklarından, ellerinden kuvvetlice tutup, yatırsaydı beyaz çarşaflar üzerine; büyük seyir ve meşrebine göre mizah yahut ibret olurdu diye düşünürüm, sabrım boyumu aştığında...
Hele iyice çitilenmişleri!...
Yassı adalardan bugünlere postalanmış olanları hele!..
Umursamazlık edip, güncel kaygılar silindirleriyle ezmemek, tarih mezbeleliğine göndermemek gerek aslında... Çok eskidir tevellütleri beyaz çarşafların...
Anılarım canlanır hep!.. Okuduklarım, duyduklarım zehirli oklar gibi saplanır kulağımın, gözümün içinden beynimin helecan ve endişe bezlerine, beyaz çarşaflar hakkında konuşulduğunu öğrenince...
Ayaklarım titrer, evden çıkasım gelmez, istemsiz bir tepki olarak... Ya da eskiden kalma bir alışkanlık belki...
Zira...
Bir şeylerin bittiğini haber verir bana; taa 1960’ların lüks lambalı karanlık sokaklarından; ve eğer itirazı olan yoksa tarihin tekerrürüne, Mehmet Akif üstat’a da selam ederek...
Cephelerin gittikçe keskinleştiğini yazar bugünkü güne; hem de halkın tam ortasına sererek, olanca heybeti...
Üstüne; yeni, büyük, hayır mı şer mi kestiremediğim başlangıçların işaret fişeklerinin ateşlendiği haberini yetiştirir...
Hele eller havaya kalkıp da, beyaz çarşafları anlatanı dinleyenlerin gözlerinde yaşlar süzülünce; dönüşsüz yolların nirengi noktasındaymışız ürpertisi kaplar içimi...
Ve ben de; bir kaç damla yaşla tüm rahmetlileri hatırlarım o lahza...
Ardından olabilecekleri düşünür, çoğaltırım yaşlarımı...
Nasıl tutabilirim ki kendimi...
Alt üst olmuş ruh haliyle, yiğitlik naraları atarak, canı cebinde dolaştığını, Rahman’dan beyaz çarşaf sözü aldığını haykıranlar, yarın ben kabre sığmam derlerse ne olacak!..
Demesinler, demeyin!..
Gizli niyetleriyle, onları bir an evvel beyaz çarşaflara sarıp sarmalamak isteyenler ne yapacak!..
Bilmez misiniz, doğru der!..
Doğru der, sığmayacaklar kabirlerine!.. Öldürseniz ne ki, öldürdünüz ne oldu ki!.. Sığmadılar işte kabirlerine... Sığmayacaklar...
Beyaz çarşaflara dolandı siyaset, yine yeniden maalesef!..
Keşke ne martaval okusaydık birbirimize, ne hitabetlerimize idam sözcüğü dolansaydı...
Beyaz çarşaflar, diyip geçmemek gerek aslında... Çok eskidir tevellütleri...
Kötü hatıraları çoktur, milletin indinde...
Yenilerini eklememek ümidiyle...