Bilmiyorsun biliyorum
Ben var ya bir adamdım. Sana rastladığında azgın çölün pençesinde susuzluktan kıvranan…
İşte bu yüzden birdenbire içtim gözlerindeki matemi
Birdenbire…
Bu yüzden.
Bilmiyorsun biliyorum
İnsan yarası yarasına denk gelene verir gönlünü.
Mesela uzatsam elimi sana: “Gel birlikte unutalım” desem
Unutur musun benimle?
Şimdi anladın mı?
Neden içtim matemini?
Hem de birdenbire.
Varmısın iki ayrı ırmak gibi ayrı yerlerden kopup gelmeye,
Ve birlikte akmaya…
ve birlikte dökülmeye denize…
İki yıldız arası göğe hamak asıp, kırılan dalların türküsünü çığırmaya
Var mısın?
Unutmaya her türden yetinmezliği
Bilmiyorsun biliyorum
Ama ben biliyorum, razıyım.
Aysız bir gece gibi olan gecelerime bir meteor gibi girmene…
Razıyım.
Gel ve gökyüzüme bir meteor gibi gir. Ve bir anda her şey yanmaya başlasın.
Parlaklık olsun, güzellik olsun.
Ama sadece gel olur mu? “Gitme” olmasın.
Çünkü sen gidersen meteor ufka düşer, her şey tek renk olur: siyah. Simsiyah.
Ha bir de gözlerim ışık yüzünden kör olur.
Kör olmak neyse de göremem seni.
Neyse artık
Ne meşakkatli bir kelime değil mi
sevmek?