Bazen bir çırpıda olur herşey... Öyle gerektirir bilinçdışı, gerçek benlik, sürgit ömür çünkü...
Ve çünkü hala tarif edilemeyen zamanlar vardır...
Bir göz kırpımlık kadar aşk mesela... El çırpımlığı kadar mutluluk örneğin...
Dudak arası bir sözle ayrılık belki... Andan bile daha kısa sevişmek, asansör kapısı kapanır kapanmaz...
Bazen bir çırpıda olur herşey... Çünkü bir kanat çırpımlık kadardır hayat...
Ne olmalı bir çırpıda peki... Neler bir çırpıda olsa iyi olur ki...
Herhangi bir kelimenin, konduğu yerde, ne anlama geldiğini, anlayabilmek mesela, iyi olurdu bir çırpıda olsa...
‘Anlam nokta atışlarında’ tereddütsüzlük...
Vazgeçiş fırtınaları koparken evrende, kirpiklerin sallanmadan kapamak gözlerini, yürekli...
Terk etmek, aşk söylemek örneğin...
Söylenecekse mutlaka bir çırpıda söylenmeli yalan yalan üstüne...
Öfke, kin, intikam istiğfarları şüphesiz...
Ve barış kucaklaşmaları...
Sırtını dönmek, göğsünü açmak, elini bırakmak yahut tutmak bir de...
Yumruklaşmak ölesiye...
Tanımadığın birine şefkat sarılmaları da ancak bir çırpıda olur sanırım...
Dua, tövbe etmek ve...
Bir de en acılı son sözler...
Başka ne bir çırpıda olsa iyi olur ki...
Ölmek mesela...
Tek nefeste bitirmek kendini, tıpkı yaşadığın gibi bir çırpıda...