Bir karikatür çizmek istiyorum. Etrafında insanların olduğu içi kanla dolu bir havuzdaki vahşeti. Kepçeyle ağzından damlayarak, kaşıkla ve kibarca kamışla iştahları açarcasına aynı havuzdan kan içen insanlar. Bazıları doyamayıp içine atlamış, halen havuzda ölmek için çırpınan insanların kanlarını içip, etlerini kopararak vahşetlerini sürdürüyorlar. Kimi farklı ülkelerden insanlar, kimi örgütlerden, kimi ise sadece siyasi partilerden. Ziyafet çekiyorlar görüntülerine aldırmadan ve yaptıklarının ne anlama geldiğini çok iyi bilerek. Havuzdaki kan o kadar homojen ki tek bir insandan çıkmış gibi tamamı, saf, taze, temiz…
Uzaktan düzgün giyimli yeni gömlekli biri yaklaşıyor, belli ki henüz kan bulaşmamış üzerine. Yüzünden geçmişin mütevaziliği geleceğin rotası okunuyor. Önce kendi yanaşmak istemiyor, daha sonra yer bulamıyor. Kan dolu havuzun kenarına gitmek istese de havuzda çırpınarak ölenlerin duaları buna müsaade etmiyor belki, belki de onlardan biriydi bir zamanlar, yara almış, acılı. İtiyorlar arkasından, yer açıyorlar kendisine, çağırıyorlar artık vahşet sofrasına, O istemiyor; ama öyle mutlu görünüyorlar ki dayanamayıp yaklaşıyor, tutuyorlar elinden, yardımcı oluyorlar ve bir parmak daha havuza dalıyor, sadece bir parmak, kanın tadını almak için…
Belki de ucunda kan bulunan parmak ağza götürülüp tadını alana kadar geçen sürede tarifi mümkün olmayan pişmanlıklar yaşıyor ancak o kan, bir damla dahi olsa o tat, zehirlemiş gibi tüm iliklerine kadar işleyip titretiyor bedeni ve pişmanlıktan eser kalmıyor ne de özür dileyecek bir benlik…
Oysa az önce vatanımızın güzel parçası Şırnak’tan gelmişti otuz dört kova taze kan, paramparça bedenler. Gördüğünde içi acımıştı ama yetmemiş acı.
…
Karikatür bu kadar, sonraki sahneleri bekliyoruz. Kanın tadına bakıldı ama sonrasında hissedilmeyen bir pişmanlık dışında hisleri göremiyoruz, özür bekleyen insanlar özrü kimden bekleyeceğini bilemiyor. Süreç hakkında bilgilendirme yapılmıyor lakin kan akıyor ve içenlerin ziyafeti devam ediyor. Uludere olayı yetmezmiş gibi ardı ardına gelen hukuk devletine yakışmayan hadiseler sararmış ümitleri artık yok ediyor. Kanın verdiği hazzın vicdanların önüne çektiği perde sebebiyle bir karanlık beliriyor uzaklarda. Yakışmıyor güzel memleketimize halklarını tekrar ağlatan bu davalar, yakışmıyor size yarı yolda bırakmak umut bağlamış insanları, yakışan ise ağzı kanlı zalimlere cehennem ne güzel.
Birey olarak benim tahammülüm bu kadar sabretti bazı sorular için, başkası daha önce ve halen sabreden var binlerce. Kur’an-ı Kerim’e mi bakalım kısasa kısas hakkı için, hayvanlar alemine mi soralım intikamın tanımı için bilinmez ama oğlu, babası, kardeşi, ağabeyi ölen vatandaşların tazminat ile yaralarının kapanmayacağı kesin. Siz onları gönül birliğine davet etmezseniz, başkaları size karşı silah olarak kullanacaktır. Her durumda kârlı çıkmaya fırsatlarımız varken zararı kabullenip çamura yatmanın öngörülen zarardan çok daha fazlası olacağı aşikâr.
Unutmadan karikatüre eklemek gerekirse;
…
Kanlı parmağı ağzında, henüz tadından pişmanlık duymayan yeni gömlekli yiğit havuz kenarındayken başını aşağı doğru eğer ve nihayetinde kendinden süzülüp havuza doğru akan kanı görür…
…
fadalay@gmail.com
twitter.com/fadalay