Bir demet saklı duygu...
‘Olmak’ ile ‘görünmek’ hiç kucaklaşamadı insanımın bağrında şöyle candan...
Ya olduğu gibi görünmedi, ya göründüğü gibi değildi; dili başka, fikri başka aciz nefisler...
Halisane duygular, geniz derinliklerinde ikamet ettiler, edecekler hep, bu topraklarda...
Pütürlü dil uçları ise çoğu zaman ‘olmak’ ile ‘görünmek’ tezatlığını ispatlayan sözcüklerle doluydu, hep öyle kalacak...
Birlikte yaşamak için neler denmiyor ki; sevgiliye, komşuya, arkadaşa, dosta, düşmana, rakibe ve sair...
Lakin ara ara gafil avlıyor dil uçları; gönül, geniz, ağız yolunu izleyerek özgürleğe kaçan gizli kalmış sözcüklerle, sanal kişilikli suretleri on binlerce insanın önünde...
Kanaatler, hisler, düşünceler, fikirler; bastırılası ve mahkum edilesi en kolay şeyler olmalarına rağmen, bazen istemsiz, bazen isyankarlıkla, bazen bir şey olmaz aymazlığı içinde, bazen inceldiği yerden kopsun pervasızlığı halinde atılıveriyor meydana tuzaklı, riyakar dil uçlarından; yıllarca saklayanı da iki dakika sonra ben ne yaptım korkularına salarak...
Cengaverlik, yiğitlik, şaşkınlık, sersemlik, kendini kaybetme, bitiyor işte o lahza...
Hepsinin yerini habis bir korku alıyor...
Peşisıra korkuya ilaç; binbir özürler peydahlanıyor dilde...
Tabii yine, ‘olmak’ ile ‘görünmek’ tezatlığını ispatlayan sözcüklerin mekanı dil uçlarıyla...
Nafile heyhat!..
Gönül bir kez kendini açık etmeye görsün!.. O açık gönül, görünmeye görsün... Ne desen boş!..
O kadar çok gördük ki benzerlerini; kendi hayatımızda, dostların hayatında, ünlü suretlerin hayatında...
Velhasıl, içindeki baskın duyguyu reddetmekle yaşayamıyor insan...
Gerçek hislerini, uzun süre dondursa da, an olup canlandırmadan edemiyor... Kötüsü, en olmayacak zamanlarda nefes alması...
İki yolu var gibi duruyor sıyrılmanın, ansızın gelen, türlü endişelere şavullayan bu tufanlardan...
Ya hiç biriktirmemek, ya genzini büyük bir acıyla kapayıp, dilinin ucuyla yaşamaya devam etmek...
Ta ki geniz, dil ucu ayrımı kalkıncaya, ‘ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol’ öğüdü samimi benimseninceye, özümsemek başa dert açmayıncaya kadar...
Ve bir nasihat, onca sözüme haybeden muamelesi yaparcasına;
Acılar, ancak derin reddedişlerden vazgeçince ortadan kalkabiliyor; herkes için...
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=118727,8