BİR FELAKET TABLOSU ASLA YOK
“Bir felaket tablosu asla yok…”
Bu sözler sayın başbakana ait.
Şu sözlerde:
“…dünyadaki bu genel trende rağmen Türkiye’deki daralmayı bir felaket manzarası olarak sunmak, açık söylüyorum bu ülkeye, bu millete ve en önemlisi siz gençlerimize haksızlıktır, hatta daha da ileri gidiyorum vicdansızlıktır”
Peki… Sayın başbakan sizce felaket denilen yıkım; nasıl bir şey acaba?
- Hiç iş bulamamak…
- Orta yaşlara gelmişken 8 – 10 yıl çalıştığınız iş yerinden atılmak ve bir daha da kolay kolay iş bulamamak…
- İş bulamadığınız ve orta vadede bile iş bulma şansınız yok denecek kadar az olmak…
- Üç beş yıllık evliyken işten atıldığınız ya da iş bulamadığınız için eşiniz ve çocuklarınızla, anne baba evine sığınmak durumunda kalmak…
- Hasta çocuklarınızı, eşinizi, annenizi, babanızı doktora götüremeyecek ve tedavi ettiremeyecek denli gelirden yoksun olmak..
- Çocuklarınız üniversite eğitimi çağına gelmişken, onları bir hayırseverden destek alarak(!) ülke içerisinde ya da ABD’de okutamamak…
- Bırakın üç beş villanız olmasını (!), oturduğunuz evin kirasını ödemeyecek kadar çaresiz duruma düşmek…
Ekmek teknesi işyerinizi ekonomik kriz nedeniyle üretmediğiniz için kapatmak ve çeklerinizi, senetlerinizi ödeyemeyecek duruma gelerek intihar etmeyi düşünmek ve bunu sonunda gerçekleştirmek…
- 500 – 600 liralık emekli aylığı ile sözde geçiniyor olmak…
- Adına asgari ücret denilen boğazda iki kişinin bir gecelik akşam yemeğine bedel aylıkla bir ayı geçirebilmek…
Bütün bunlar, “Felaket tablosu” değil midir sayın başbakan!
Daha onlarcasını sayacağımız yaşanmakta olan yıkımlar ortada gün gibi aşikârken, ülkede bir “felaket tablosu”ndan söz etmemek ve bu açık gerçeği görmemek olanaklı olabilir mi ki?
Hepsini saymaya gerek yok Sayın Başbakan…
Sadece birini söyleyelim:
Adına asgari ücret denilen şu 550 liralık aylık var ya “Felaket tablosu” nun daniskası…
Sizce Sayın Başbakan; felaket denilen tablo nasıl bir şey ki acaba?
Siz ne söylerseniz söyleyin, biz bu satırları felaket tablosu yok dediğiniz ülkenin müthiş felaket yaşayan bir kentinde kaleme alıyoruz…
Hem de yüzü hiç gülmeyen “yarınım ne olacak” diye gece gündüz düşünen pek çok insanın yaşadığı bir önemli kentten…
BURHAN ÖZBEY