Keşke tümgenerallerin, korgenerallerin, orgenerallerin adını bu kadar çok duyacağımıza ‘paşalarımız’ daha çok konuşulsa.
Şener Eruygur yerine Ziya Paşa’ nın, İlker Başbuğ yerine Neyzen Yusuf Paşa’ nın, Hilmi Özkök yerine Nevres Paşa’ nın adı geçse gazetelerde.
Tümgeneral Fevzi Türkeri’ nin andıcı yerine Mahmut Celalettin Paşa’
nın karcığar şarkısı gündemde olsa.
Darbe diyince 28 Şubat ile değil de Yessari Asım’ ın hüzzam şarkısı ile hüzünlensek. ‘Son darbe-i kalbim yine ismin olacaktır’ diyerek tüm darbelere yeşil ışık yaksak.
Sarıkız sözü geçtiğinde aklımıza tank, top, tüfek yerine sarı kızın saçlarını anlatan yanık bir Niğde türküsü gelse:
Sarı Kızın Saçları (Aman Ah Amman Aman)
Oynar Omuz Başları (Sana Yandım Sarı Kız)
Sarı Kızı Alırım (Aman Ah Amman Aman)
Vermiyor Kardaşları (Sana Yandım Sarı Kız)
Ayışığı bize darbeyi değil de Şükrü Tunar’ ın hüzzam şarkısını
hatırlatsa:
Ay öperken suların göğsünü sahilde yıkan
İnleyen dalgaların haline bak da beni an
Ne kadar sevmese gönlün bana sendin acıyan
Hıçkıran dalgaların haline bak da beni an
Toprak altından bir onbaşının sakladığı mühimmat yerine Tanburi
Mustafa Çavuş’ un kimsenin bilmediği şarkılarının notaları çıksa…
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yerine Kanuni Hacı Arif Bey konuşulsa…
Recep Tayyip Erdoğan, Zahit Akman, Deniz Baykal… yerine Alaeddin
Yavaşça, Adnan Mungan, Münip Utandı… ile yatıp kalksak…
Andıçların, fişlemelerin, belgelerin… yerini şarkılar, makamlar, fasıllar
alsa…
Ne dersiniz, nasıl olurdu?