Bir Türkiye vardı
Türkiye nereye gidiyor?
Son günlerin ülkede zihinleri en çok meşgul eden konusu bu…
Sayın Başbakan’ın kürsülerde sıkça tekrarladığı ve partisi adına övgülendiği bir söz var:
“Neredeeen nereye!..”
Başbakan’ın, Türkiye’nin AKP iktidarında hızla kalkındığı ve gidişatın çok iyi olduğu yönünde mesaj vermek için söylediği bu sözcükler; ülkede pek çok insan tarafından, Tayip Erdoğan’ın düşünce ve takdirlerinin aksine, mevcut durum ve gelecek için taşıdıkları endişe ve üzüntü açısından “nereden nereye geldik” biçiminde dile getiriliyor…
Sanmayın ki konumuz, son günlerin sıcak gündem konusu salt anayasa değişikliği ile ilgili olarak yaşanan sürecin ortaya koymuş olduğu karamsar tablo!
Demek istediğimiz tek cümle ile şu:
Nereden bakarsanız bakın, bizi biz yapan değerler açısından, Türkiye bugünkü görünümüyle ne yazık ki artık eski Türkiye değil!
Peki, eski Türkiye’de ne vardı?
Söyleyelim:
Her şeyden önce milli ve manevi değerlere içten bir bağlılık vardı…
Toplumun tamamında güçlü bir vatan millet sevgisi vardı…
Bireyler arasında, dil, din ve etnik köken ayrımı gözetmeden; birlik, beraberlik ve dayanışma vardı…
Ülke sınırları içerisinde bölge ayrımı gözetmeksizin, taş gibi bir bütünleşme, insanlar arasında birbirlerini özde ve sözde samimi bir kucaklayış vardı…
Ülkenin yabancılara satılmamış, çok önemli stratejik tesisleri, fabrikaları, bankaları ve toprakları vs. vardı…
“Ne mutlu Türk’üm” demekten onur ve mutluluk duyan tek ses olmuş bir Türk milleti vardı…
Türkiyeliliği değil de, “Türk olmayı”, “Türk’lüğü” yeri geldiğinde her ortamda söyleyip savunabilme duygusu ile dolu, tek ses olmuş bir toplum vardı…
X
Köşe yazılarının ve televizyonlarda ki sosyal ve siyasal içerikli tartışma tarzı söylemlerin pek çoğu, salt yakınmalarla dolu…
Oysa ülke ve toplum adına artık olan olmuş, yitirdiklerimizi bugün oturup sadece yakınarak ve dövünerek geri getiremeyiz!
Sürekli sızlanmaktan öte milli ve manevi değerlerimiz açısından yitirdiklerimizi kazanabilmek için neler yapabiliriz?
Bu yönde akılcı ve sağduyuya dayanan çözümler ya da çözüm önerileri getirmeliyiz…
Halkın malı olan milli değerlerimizden gidenler gitti ama daha geride gidecek olan önemli kazanımlarımız var…
İlk dört maddesi değişmeyecek olan ve değişmemesi gereken anayasamız gidiyor…
Eğer son anda hatadan dönüş olmazsa; anayasamızda yer alan temel ilkelerimiz Kemalizm, laiklik ve Cumhuriyet kazanımlarımız gidiyor…
Öyleyse, sürekli olarak salt “Yakınma” değil, “yapma” dönemine girmeliyiz…
Oturup özelleştirme adına oldubittiye getirilerek yabancılara satmış olduğumuz, halkımızın malı milli değerlerimizi, bugün geri alabilecek ne ölçüde gücümüz ve kararlılığımız var!
Anayasa’nın değiştirilmesinde, bir daha geri dönüşü çok zor belki de olanaksız olacak yaptırımlara iş işten geçmeden engel olabilecek, hangi tavır ve çözümün içinde olmalıyız!
Yakın gelecek de özlemle ve yeis içerisinde:
“Bir Türkiye vardı…” diye oturup dövünmemek için;
Aydınlar, gerçek vatanseverler, demokratlar, cumhuriyetçiler ve Atatürk’ çüler olarak sürekli yakınmadan öte, milletimiz, vatanımız ve ülkemiz için şimdilerde nasıl bir demokratik eylem ve yaptırım içerisinde olmalıyız…
Bu yönde kafa yormalıyız,
önemli olan bu!...
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com