Bir Yıldız’ın kül olma isteği...
Parıltılarıyla andığımız Yıldızların; gök ile yer arası sıkışmış mebzul duvarlarla örülü hayat pencerelerinden, sayısız vuruşlarla yıpranmış tokmaksız hayat kapılarından; ömrünün son dilimlerinde, türlü umutsuzluk sönültüleriyle narin boyunlarını uzatarak tüm olan bitene, gizli bir kahırlanma ve tadında bir isyankarlıkla saldığı üfürükler; bunca yıl, yalnız parıltılarından yararlananların bir kısmını üzerken, bir kısmını bulantılı düşüncelere sevketmekte...
Yara varmakla, yardan atlamak arası bir şey; üzülenler ve düşünenler için yıldızların birikmiş üfürükleri...
En büyük yara varmaktan yana olanlar yani üzülenler gözyaşları içinde; her bir çizgisine onlarca tirad sığdırmış bülbül yıldızları için; bedenini kül etme isteğini dinlerken gül yüzünden...
Yardan atlamayı yeğleyenler yani zihinleri daim çomaklı olanlar, bulantılı düşünenler, hayıflı naralanmalar halinde; alkışlar eşliğinde tarifsiz cesaret örnekleri sergileyen yıldızları için; kendilerinden öncekiler gibi bedenine saygı gösterilmeyeceğini fısıldarken tavırların, sözlerin sahnelerin efendisi yıldızları...
Doğum, ölüm arası çok kısa!..
Heyhat!.. Uzatmanın, tercihin nedenlerini iğdişlemenin, yobaz yahut bağnaz bir yargıç gibi sorgulamanın manası yok!.. Kısa kesmenin gücünü düşleyince üstüne hele!..
Şüphesiz; yıldız da olsa bir hazin son bekliyor, herkes gibi soyadı Kenter’i de!..
İhtimalde olsa göreceğiz o gün geldiğinde, son isteğini açıklarken yahut icra ederken yakınları, sevenleri...
Lakin şimdiden bilmeli ki, - tevbe - ya da birileri ona hatırlatmalı ki;
Eğer kavuşmazsa cansız bedeni onu doğuran toprakla; çok üzülecek, o üç beş karış nezdinde bağrında sayısız, eşsiz isim barındıran bu topraklar...
Acizane kelamım; bu onuru ne kendinden, ne bizden, ne sevenlerinden, ne toprağından esirgemesi, yıldızların inadına parlayanının...
Ve bir öğüt; en küçük dilim, en büyük saygımla...
Yıldızlar, hep yıldız gibi yaşamalıdırlar...
Dünyevi pencerelerden bakarken, birikmiş sıkıntılar hasebiyle, alıngan bir nazenin gibi etkilenmeler; parıltılarında karıncalanmalara neden olabilir...
Ve zinhar, yıldızlar niçin yıldızdırlar ki o zaman?!.
Özümü koyayım ortaya, tüm yıldızlara son selamımda...
Ey Yıldızlar; ne ölümü dert edin, ne sonrasını...
Yaşadığınız gibi ölün...
Bedeniniz için, ne işgaliye duygusuna kapılın, ne saygısızlık kuyusunda yok olup gideceğinizi kabuslayın...
Yaşadığınız gibi ölün...
Kül olup, uçup giden değil; yeri doldurulamaz, yattığı yeri belli büyük bir yıldız gibi...
Çünkü biz; bedeniniz bu toprakları şereflendirdikçe, hep nasıl yaşadığınızla anacağız sizi...
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8969356.asp?m=1