Geçen hafta İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Yılmaz ‘’Tip 2 diyabet hastası olan iki çocuğun bu tür tıp bilimi dışı tedaviler sonucu kaybedildiğini’’ bildirdi.
Ulusal Beslenme Platformu uzmanları da Türkiye’de son zamanlarda ’’medya doktoru’’, ’’magazin doktoru’’, ’’bitki doktoru’’ gibi kavramlar çıktığına işaret ederek, doktor olsun veya olmasın, hastayı görmeden, muayene etmeden ve bulgularını incelemeden tedavi reçetesi vermenin ve ilaç önermenin suç olduğunu ifade ettiler.
Açıklamada, medyadaki bilgi kirliliğinin toplum sağlığını tehdit eder boyuta geldiği vurgulanarak, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış, etkinliği konusunda bilim adamlarının üzerinde uzlaşma oluşturmadığı, önemli bölümü etik dışı olan birçok tedavi yönteminin her gün yazılı ve görsel basında insanlara sunulduğu da hatırlatıldı.
Bitkisel ilaçlara merak fazla
Tüm dünyada özellikle de astım, diyabet, hipertansiyon, romatizma, kanser, sedef gibi uzun senler süren, tam olarak iyileşmeyen kronik hastalığı olanların bitkisel ilaçlara karşı büyük ilgileri var.
Bir yandan tedaviden bekledikleri faydayı elde edemeyen bir yandan da ilaçların yan etkilerinden bıkan hastalar doktorlarından bu tür doğal ürünleri istiyorlar. ‘Bitkisel ilaçların faydası olmasa bile hiç değilse zararlı olmadığını’ sanıyorlar; ‘Bir de bunları deneyelim, ne kaybederiz’ diye düşünüyorlar.
Bizim halkımızın da bitkisel tedavilere aşırı derecede meraklı olduğunu katıldığım bir televizyon programı sonrası çok daha iyi anladım.
Derya Baykal’ ın Deryalı Günler programında bitkisel ilaçlarla dalga geçmek için ‘Ben de böyle mucize bir bitkisel ilaç yaptım. Devetabanı kremim astımdan ülsere, alerjilerden yaşlanmaya, kısırlıktan kansere modern tıbbın çare bulamadığı her hastalığa çok iyi geliyor.’ dedim. Espri Derya Hanım’ ın da çok hoşuna gitti, karşılıklı şakalaştık gülüştük.
Ertesi gün muayenehanemi ‘Devetabanı kremini nereden alabileceklerini, fiyatının kaç lira olduğunu’ soran onlarca insan aradı. Hayâl gücü geniş halkımız ‘Hoca bu kremi herkese vermiyormuş’ şeklinde bir de şehir efsanesi türetmiş ki, şaşırdım kaldım.
Demek ki bir de bu işi pür ciddiyetle ve biraz da dini motifler katarak yapsaymışım şimdi paraya para demeyecekmişim.
Oysa herkes benim gibi saf değil. İnsanların bu zaaflarını çok iyi bilen, ağızları vapur satıcıları gibi güzel laf yapan bitki tüccarları dillerinden Allah, peygamber, Kuran kelimelerini de eksik etmeden insanları aldatmaya devam ediyorlar. Modern tıbbın gelip geçici ufak bir şikâyeti, ilaçlarla yıllarca tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık gibi gösteren
Bunlar görünüşte soğanın, sarımsağın, domatesin, maydanozun, enginarın… nimetlerini sayıp döküyorlar, ama amaçları halkı beslenme konusunda aydınlatmak falan değil, bir hastalığı tedavi edici etkileri olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıtı bulunmayan kendi yapıp sattıkları bitkisel ilaçlarının reklâmını yapmak’.
Tabii ki yediğimiz her meyvenin, sebzenin, otun sağlığımız için birçok yararı var, ama herhangi bir sebzeyi veya meyveyi yiyerek bir hastalığı önlemek veya tedavi etmek, mesela keçiboynuzu pekmeziyle astımdan kurtulmak, enginarla hepatiti iyileştirmek, domatesle prostat kanserine yakalanmamak gibi bir şey mümkün değil.
Gelelim neticeye
Bitkisel ilaç yapıp satan şarlatanların, ilaç firmalarının esiri olmuş modern tıbbın bu zaafından çok iyi yaralandıklarından şüpheniz olmasın.
‘Biz kimseyi tedavi etmiyoruz. İlaç değil sadece bitkileri tavsiye ediyoruz’ diyerek hukuki bir sorun karşısında kendilerini koruyacaklarını sanan, tıpla hiçbir alakaları olmayan bu tüccarlara kanmayın, abuk- subuk bitkisel ilaçlarına (!) para kaptırmayın.
Bunların binlerce liraya sattıkları bu sözde bitkisel ilaçlardan elde edilecek faydayı o paranın onda birine o sebzeyi veya meyveyi yiyerek elde edeceğinizi, üstelik böylece hem karnınızın doyacağını ve hem de zevk alacağınızı unutmayın.
Mevsiminde olmak kaydıyla herkesin bildiği, yediği her sebzeyi, meyveyi veya otu makul miktarlarda yemenin sağlıklı bir hayat için elzem olduğunu, ama hiçbirinin tek başına mucize yaratamayacağını da aklınızdan çıkarmayın.