BİZ NEYİZ VE KİMİZ LÜTFEN SÖYLER MİSİNİZ?
Önce bilmeyenler için acizane kendimizi tarif edelim…
Atatürk ilkelerine gönül vermiş, her zaman cumhuriyet rejimini içtenlikle savunan, vatan, millet ve bayrak kavramları söz konusu olduğunda ödün vermez bir Türk milletçisiyiz…
Önce vatan, sonra millet ve bayrak diyen ve “Ne mutlu Türküm diyene” sözüne gönül vermiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız…
Türk Silahlı Kuvvetlerinde, yıllar önce gururla ve onurla 24 ay yedek subay olarak vatan hizmetini yapmış bir yurttaşız…
Ne bedelli ile ne de dövizli askerlikle (!) hiç ilgimiz olmadı.
İki yıl ordumuzun eğitim sahalarında gece gündüz coşkuyla vatani görevimizi yapmış bir vatandaşız…
Devlette 25 yıl müfettişlik/başmüfettişlik ve teftiş kurulu başkanlığı görevlerini yürütmüş ve kendi isteği ile emekli olduktan sonra basın camiasına girmiş, yaklaşık 15 yıldır medyada, yerel ve ulusal gazete ve televizyonlarda, sayısız köşe yazıları yazmış ve tv programları yapmış, halen aktif olarak gazetecilik, yazarlık ve televizyon programcılığı görevlerini sürdürmekte olan, ömrü yarım asrı aşmış bir kişiyiz…
Bütün bunlar karşısında, soruyoruz size, bu satırların yazarı olarak şimdi biz neyiz ve kimiz?
Ülke ve rejim adına, zararlı, hesabı görülmesi gereken bir vatandaş mıyız…
Vatan millet adına zararlı; “seni gidi Ergenekoncu” denilmesi ve bu yönde değerlendirilmesi gereken bir yurttaş mıyız…
Diyeceksiniz ki, durup dururken bu da nereden çıktı şimdi?
Açıklayalım…
Neden bunu yazı konusu yaptık…
Yıllardır, vatanseverlik, milliyetçilik, Atatürkçülük ve Cumhuriyet rejiminin önemi ve korunması konusunda yazılar yazmış, sayısız televizyon programları yapmış ve halen yoğun olarak ayni aktiviteler içerisinde olan eski bir bürokrat ve günümüzün aktif bir basın mensubuyuz…
Neymiş suçumuz?
Atatürkçü, laik, demokrat ve cumhuriyetçi yapıda olmamız ve bu değerleri yazılarımızda hararetle savunmamız…
Karşılaştığımız eş dost, yarı şaka yarı ciddi bize soruyor?
“Ergenekon’da sıra hâlâ sana gelmedi mi?..”
“Seni kaçıncı dalgada çağıracaklar?..”
“valizini hazırladın mı?..”
Şu işe bakın, AKP hükümeti, üç beş yılda ülkeyi nereden nereye getirdi!
Atatürkçü olmak, Cumhriyet’e gönül vermek, laikliği savunmak vatan hainliği ile suçlanmak anlayış ve olgusunu yarattı…
TBMM Eski Başkanı ve halen Başbakan Yardımcılığı görevini yürütmekte olan Bülent Arınç, çıkıyor seçildiği kentin, partisine ait il kongresinde bizler, başbakanımız ve cumhurbaşkanımız olarak ne büyük işler yaptık vs. vs. diyerek, izleyenlerin önünde gözyaşı döküyor…
Haberi gazetelerde okuduktan sonra, ciddi ölçüde şaşırdık.
Başbakan yardımcılığı gibi önemli bir görevde bulunan ayrıca kısa süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı gibi önemli görevi yapmış, yaşını başını almış bir insan, çıkıyor halkın önünde, “biz meğer neymişiz…” diye göz yaşı döküyor…
Sanki ülke Yunan gavurundan kurtulmuş ve böyle bir zafere imza atılmış da ondan ağlıyor ve şov yapıyor…
X
Kendimizi bir yerlere koyarak değerli kişi konumuna getirmeye çalıştığımız sanılmasın…
Aksine bizim gibi sıradan vatandaşların bile; salt Atatürkçü, laik, demokrat ve cumhuriyetçi olması gerekçesiyle, potansiyel Ergenekon sanığı konumunda görülmemizin izahı neyle ve hangi vicdana dayanılarak yapılabilir?
Vah Türkiyem vah!...
Bu talihsiz süreç, ne zaman ve nasıl bitecek doğrusu çok merak ediyoruz…
Türkiye boşu boşuna yıpranıyor ve güzelim ülkemiz tükeniyor…
Yazımızın başlığını bir kez daha yineliyoruz…
Bu satırların yazarı olarak; ilgililere, sorumlulara, ülkeyi yönetenlere soruyoruz;
Biz size/sizlere göre neyiz ve kimiz?
Vatan haini mi yoksa vatansever bir yurttaş mıyız?
Lütfen söyler misiniz?
BURHAN ÖZBEY