Şu demokrasi ne büyük bir şeymiş haberimiz yok. İçinde yok yok! hemen her şeyi içine sığdırabilen sabırlı, engin, geniş, hoşgörülü bir büyük varlık...
Uğruna insanlar ölüyor, savaşlar çıkıyor, liderler devriliyor hatta darağacını bile boyluyor! milyarlarca para harcanıyor yine de birçok insan, ülke hatta toplumlar bu yüce olguya erişemeden, doya doya yaşayamadan bu dünyadan göçüp gidiyorlar.
Babadan oğula nasihat gibi, ben demokrasiyi görmedim yaşamadım ancak inşallah sen görürsün de yaşarsın dercesine...
Dün ulu önder ATATÜRK'ün Ankara'ya gelişinin 91. yılında yapılan törenlere bir eksik damgasını vurdu.
TSK tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan "Garnizon Koşusu" bu yıl yapılamadı. Gerekçe olarak ta Ankara valiliği'nin izin vermemesi...
İşte tam bu konuyu köşesine taşıyan bazı köşe yazarı arkadaşlarımız bunu bir "Demokrasi" olarak algılamış ve okuyucularına böyle aktarmışlardır.
Bölye bir durum 13 yıl önce cereyan etmiş olsaydı bakın neler olurmuş?
Aynen kendi kaleminden size aktarıyorum.
Şimdi gözlerimizi kapatıp böyle bir olay bundan 13 yıl önce olsaydı ne olurdu onu düşünelim. Muhtemelen genel sekreter koltuğunda oturan general telefonu açıp avaz avaz sorumlu kimse ona, burada Ankara Valisi’ne bağırıyordu. Karargâhta yumruklar masaya vuruluyor ve tankların, kararı alanın evinin mi yoksa ofisinin mi önünden yürütüleceği tartışılıyordu. İçişleri Bakanlığı bildiri yayımlandıktan birkaç saat sonra sorumluyu görevden almıştı bile… Genelkurmay’ın internet sayfasına uzun ve tehditkâr bir açıklama konulmuştu. Hatta birileri arka odada andıç hazırlıyordu.
İşte buna Demokrasi Diyoruz.
Meğer Demokrasi de kaybetmek te varmış! gerçekten demokrasi çok sabırlıymış... boşuna uğruna bu kadar fedakarlık yapılmamış öyle değilmi?
Biz istediğimiz zaman hatta başımız ne zaman dara düşse işte bu yüce olgunun yanında alıyoruz soluğu!
Bütün yaptıklarımızı onunla korumaya, örtmeye çalışıyoruz. Her ayıbımızı her hatamızı...
Sanırım bugünlerde yine hatalarımız çoğaldı! peki 2010 yılını bitirmeye az bir gün kala ne olmalı ki; bu büyük hatalarımız kapansın, örtünsün de yeni yıla temiz AK PAK girelim.
işimiz yine Allaha kaldı! nasıl mı? şimdi hepimiz dua edelim, yeni yıla kar ile girelim.
Şöyle cumartesi sabahı uyandığımızda her taraf bembeyaz temiz bir örtü ile kaplansın. bütün kirli şeyler altında kalsın.
Ta ki; bahar da karlar eriyinceye kadar...
Bizde 2011 yılında beyaz bir sayfa açalım hoş olmaz mı?
Bize Demokrasi dersi veren avrupa da bu çoktan oldu bile...
Herkese "MUTLU YILLAR"