Bize kim baskı yapıyor?
Sevgili okurlar;
Öncelikle yazılarımıza göstermiş olduğunuz nazik ilginizden ötürü sizlere içtenlikle teşekkürlerimizi sunarız. Gelelim şimdi üzerinde durmak istediğimiz konuya…
Bir önce ki köşe yazımızın başlığı; “Baskı yapmayan medya patronu yok” şeklinde idi… Yazıda, istisnalar dışında, ülkemizde hemen hemen bütün medya patronlarının, basın organlarında çalıştırdıkları medya mensuplarına baskı ve sansür uyguladıklarını iddia etmiştik…
“Baskı yapmayan medya patronu yok” başlıklı söz konusu yazımız nedeniyle, Okurumuz Sayın Mustafa Karakoç Bey’in “iki de bir bunları yazıyorsunuz, size kimler baskı yapıyor açıklar mısınız? ” şeklinde ki sorusu ve tereddüdünü göz önünde bulundurarak, benzer düşünceli öbür okurlarımızın da olası bu yönde ki beklentilerini dikkate alarak, kısa bir açıklamada bulunmak istiyoruz.
;Sevgili okurlar:
Şunu önemle dikkatinize sunmak istiyoruz.
Eğer site yönetimi ya da patronu, yazar olarak şahsımıza yazılarımızdan ötürü herhangi bir sansür ya da baskı uygulamış olsaydı, “Baskı yapmayan medya patronu yok” yazımızın normal olarak bu sitede yayında olmaması gerekirdi. İkinci olarak da, sitede kesintisiz olarak uzun süre köşe yazısı yazıyor olamazdık. Bize bu olanak verilmezdi…
Yazımızda, “internette bu gibi siteler olmasaydı, yaşanan gerçekleri okurlarımıza duyuramazdık” şeklinde ki anlatımımızla, bu konuyu vurgulamaya çalıştığımız ortada… Dolayısıyla, yazılarımızdan ötürü bu site yönetiminin şahsımıza yönelik en küçük bir sansür ve baskı uygulamasının olmadığını, burada önemle vurgulamak isteriz.
Site patron ve yönetimine de, özgür düşünceye saygı duyup bize ve bizim gibi doğru bildiklerini yazmayı meslek ahlakı edinmiş yazarlara, sitede geçit verdikleri için teşekkürlerimiz sunarız..
Peki… Bize kim ya da kimler, hangi basın organında nerede sansür ya da baskı uyguluyor?.. Kimi okurlarımız, bizden bu sorunun yanıtını istiyor ya da bekliyor… İşin asıl can alıcı noktası bu!..
Sevgili okurlar,
Çıkıp ortaya deseydik ki;
Şu kentte, şu kadar sayıda, örneğin 7-8 tane günlük yayın yapan yerel gazete ve birkaç tane yerel televizyon var.
Bunların tamamına yakını; bizim, yazılarımızda, iktidarı (AKP’yi) eleştirmemizden çekindikleri (korktukları) için – ki onların iktidarla önemli çıkar bağlantıları var – bize kendi medya organlarında yer vermiyor, yanılıp verdiklerinde de sürekli sansür ve baskı uyguluyorlar…
Bu durumda, sözünü ettiğimiz medya patronlarının; “evet sevgili yazar arkadaşımız harfiyen doğru söylüyor, iktidarla (bu dönemde AKP ile) iyi geçinmek ve çıkarlarımızı gözetmek için o ve onun gibi yazarlara medya organlarımızda yer vermiyoruz, versek de baskı uyguluyoruz…” demeleri mümkün mü?
Biz bu yadsınmaz gerçeğe karşın; internetteki yazılarımızda yeri geldiğinde Türkiye’de medya kulvarında; böylesine ayıp, çirkin ve demokrasiye uygun olmayan saptanmış bir durumun varlığını, çeşitli vesilelerle zaman zaman yazılarımızda ortaya koymaya, hatırlatmaya ve kamuoyunun gözleri önüne sermeye çalışıyoruz…
Peki… biz bu konuda doğruyu yazıyor muyuz?
Evet sevgili okurlar!.. Yazdıklarımızın, iddialarımızın tamamı virgülüne kadar doğrudur!.. Bundan hiç kimsenin en küçük kuşkusu olmasın. Doğru olmasa burada neden boşu boşuna ısrarla aynı konuyu, baskı ve sansür altında olduğumuzu yazmış olalım ki? Yazıyor olmak, bize kişisel olarak ne yarar getirir ki?..
X
Emin Çölaşan’ın köşe yazarı olarak başına gelenler, ülkede pek çok gazeteci ve köşe yazarının ve tabi ki bizim de sıkça başımıza geldiği için ve sıcak gündem oluşturduğundan, böyle bir yazı yazmak gereğini duyduk.
Konu hakkında fikir jimlastiği yapın diye belirtiyoruz.
Baskı ve sansür uygulanan bir gazetede, televizyonda ya da internet sitesinde; “baskı ve sansürden söz eden ve buna kafa tutan” yazınızın ya da yazılarınızın yayınlanması hiç olası mı? Lütfen bu durumu göz önünde tutun.
Çölaşan’ın, Hürriyet’te iken yazmış olduğu pek çok yazının nasıl sansürlendiğini kitabında okuduk… Hiç kimse, bugün çıkıp ortaya Hürriyet’te yazarken Çölaşan’dan patronuna karşı, “sen bu kadar neden haksızlık yapıyorsun ve çıkarlarına gazeteyi alet ediyorsun…” tarzında yazılar yazmadığı ya da yazamadığı için yazarı suçlamamalı…
Yazmış olsaydı, o tarz yazılarının gazetede yayın şansı var mıydı?
Genel Yayın Yönetmeni çok saygıdeğer Ertuğrul Özkök beyefendi, o yazılara gazetede yer verir miydi? Önce bunu düşünün!...
Son söz:
Ülkede tekelci medyanın önü kesilmedikçe ve büyümesi önlenmedikçe, medya patronlarının pek çok konuda işadamı olarak faaliyetine engel olunmadıkça, kimse “tekelci medya” dan ülke ve halk adına hayırlı hizmetler beklemesin!...
Bu, iki kere iki dört eder gerçeği kadar kesin!...
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com