Filistinlileştirilmeye çalışılan bir ülke. Soykırıma tabi tutulan, yağmalanan, yıkılan, yakılan ata yadigârı…
Aynı ırktan gelmelerine rağmen farklı dinden oldukları için her türlü zalimliğin reva görüldüğü ülke…
Yazların kışa döndüğü, günün karardığı, zamanın durduğu belde…
Bosna Hersek’ten bahsediyorum. Avrupa’nın, sözde medeniyetin (!) ortasındaki devlet Bosna Hersek…
Hani ünlü Fransız entelektüel Henry Levy’in “Avrupa Saraybosna’da öldü” dediği ülke…
Tek taraflı savaş oluyorsa eğer o savaş Bosna’da yaşanmıştır. Savaşın üzerinden 17 yıl geçti. Ancak başkent Saraybosna tüm çıplaklığıyla savaşın izlerini taşıyor.
Sokaklar, evler ve Bosnalı kalpler savaşın izlerini ilk bakışta gösteriyor.
Havaalanından şehre girdiğinizde 17 yıl öncenin kurşun izlerini görebiliyorsunuz. Adeta “ey zalimler bunlar sizin izlerinizdir, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye haykırıyorlar.
Düşünün. “Hiç çocuk parkınız yok mu?” diye sorduğumda bana “çocuk mu kaldı da parkımız olsun” diye yürek yakan bir cevap geliyor.
Evet, o vahşette bilinçli olarak erkekler ve çocuklar katledildi. Binlerce kadının namusuna el uzatıldı.
Ve şimdilerde kadın nüfusun oranı gayri resmi rakamlara göre %73 kadar.
Bosnalılar Avrupa’nın dördüncü büyük ordusuyla yani Sırplarla savaştı. Ancak bu savaşa tüm Avrupa Sırplardan yana olduğu için aslında Bosnalılar medeniyetle (!) savaştılar.
Avrupa’dan gelenlere safari partileri gibi “insan partileri” düzenlediler. Özel suikast tüfekleriyle siperden Bosnalı avladılar.
Namlularının hedeflerinde çocuk, kadın, yaşlı fark etmeden sadece Müslüman Bosnalılar vardı.
Gezimizin ilk ayağı olan Saraybosna tam bir Osmanlı şehri. Çarşısı, camileri, köprüleri ile İstanbul’da, Bursa’da gezdiğinizi hissediyorsunuz.
Bütün Osmanlı eserlerini bombalarla yerle bir etmelerine rağmen adeta küllerinden tekrar inşa oldu bu eserler.
Ve Bosnalılar için Türkiye ayrı bir öneme sahiptir. Anadolusuz bir Bosna düşünemiyorlar.
Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama Kıbrıs Türklerinden daha çok seviyorlar bizi.
Dört babalarından biri olan merhum Aliya İzzetbegociç Bosna’yı hasta yatağında iken onu ziyarete giden Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a yanı Türkiye’ye emanet etmiştir.
Bir de gözlemlediğim Fatih Sultan Mehmet sevgisi var ki duygulanmamak elde değil. İlk babamız derler Sultan Fatih için.
Ve tüm dünyaya ders olabilecek olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın yayınladığı ferman olan insan hakları beyannamesini dillerinden düşürmez kalplerinden hiç çıkarmazlar.
Şunu da söylemeden geçmek doğru olmayacaktır. Bosna Hersek’te Türk okullarının çalışmaları ayrı bir yazı konusudur. Modern Alperenler diyebileceğimiz bu Anadolu insanlarının gayreti, vefası asla unutulamaz.
Gezi boyunca mihmandarlık yapan sevgili Aliya kardeşime de buradan çok teşekkür ederim. Sempatik, esprili ve güler yüzlü olan Aliya yüreklerimizi soğuğa rağmen ısıtabilmiştir.
mevlanatrb@gmail.com
twitter.com/mevlanacakiral