BÖYLE BİR TÜRKİYE’DE NASIL YAŞAYACAĞIZ?
AKP’nin iktidara gelmesinden sonra
özellikle de 2005- 2006 yıllarından itibaren
Türkiye’de ne huzur kaldı ne de geleceğe karşı güven.
Pek çok insan artık soruyor;
Biz nereye gidiyoruz?
TSK’nın Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana
bugün ki kadar yıpratıldığına ömür süremiz içerisinde tanık olmadık.
Fettullahcılık denilen cemaatleşme – tarikatlaşma akımının
artık ülkenin omurgasına yerleşmiş olduğunu
görmemezlikten gelmeye ve yadsımaya olanak yok.
Her şey ayan beyan ortada…
Ülkenin bu duruma gelmesinde,
başta siyasetçiler olmak üzere,
kendilerine “aydın” , “elit” , “seçkinci” , “entel” denilen kesimlerin çok büyük sormululuğu var.
İşte acı gerçeği çok güzel anlatan,
Kimilerinin, yani çıkarcı siyaset ve aydın takımının kafasına
“balyoz” gibi vurulması gereken bir yazı.
“Türkiye’deki insanların taptığı bu yeni putun adı Fethullah Gülen’dir. Gülen ve çevresindeki insanların kontol edemeyeceği kadar çok sayıda insan Cemaat’i ve adını kullanarak bir yerlere gelmeye, rant elde etmeye ve Türkiye’yi kuşatma çabası içindedir. Bunu çok net görebiliyoruz.
Acaba bugünün pek çok Fethullahçısının aslında Sabetayist olmalarının etkisi var mıdır?
Hepimiz kuşatma altındayız ve bir kez daha yeteneğe bütün kapılar kapatılmış durumda.
Mesela medyayı ele alın:
Hiçbir becerisi, zekası ve özel yeteneği olmayanlar bir yerlere yerleşiyor bu dönemde.
Halıcıdan, dershane hocasından, kapıcınız yapmayacağınız zavallılardan Genel Yayın Yönetmeni oluyor.
Birtakım dinci kanallara medyada hiçbir kıdemi, adı bilinmeyen insanlar üst düzey yönetici olarak atanıyor.
Kimileri Cemaat’in parasıyla tetikçi gazeteler çıkartıyor.
Bunlara büyük paralar veriliyor,
Amerika’dan getirtiliyor,
özel misyonla evden çıkartılıyor.
Cumhurbaşkanı YÖK’e tartışmalı bir başkan atıyor,
sonradan öğreniyoruz ki Fethullahçıymış meğerse.
Altın Portakal’da bile ödül kazanan filmin yönetmeninin karısı Fethullahçı. Tesadüf mü?
Gün geçmiyor ki medyada bir şovmen,
bir magazin malzemesi Hocaefendi’nin adını zikretmesin.
Televizyonlarda en çok parayı kazanan,
en çok program yapanların yolları bir şekilde Fethullah Gülen’e uzanıveriyor.
Birden şirket sahibi oluyorlar,
yapımcılık yapıyorlar,
milyonlarca dolarla oynuyorlar. Soruşturuyorsunuz, “Fethullahçı” diyorlar.
Futbolda gidip Hocaefendi’nin elini öpen Milli Takımlar teknik direktörü oluyor.
Her sene THY’nin New York uçağıyla Hocaefendi’yi ziyaret eden, Cemaat’e parasal yardımda bulunan bir futbolcu
sportif hayatındaki tüm istikrarsızlıklara (sakatlık, yedeklik vs.) rağmen
rekor transfere Fenerbahçe’ye transfer olabiliyor.
Küçük esnafken büyüyen, dönüşen sermayenin temsilcilerinden olanlar Hocefendi’ye biat edenler.
Büyük holdingleri satın alıyorlar,
iş sahalarını genişletiyorlar.
10 sene önce adı duyulmayan bir adam bugün teknesinde Cumhurbaşkanı’nı ağırlıyor,
Fethullah Gülen’den hayranlıkla bahsediyor.
Her yerde, her alanda,
her şekilde kuşatılmış durumdayız.
Cemaat’ten olmayanların yaşam şansı bulamayacağı bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz.
Bu kuşatmaya boyun mu eğeceğiz, kıracak mıyız?
Tıpkı Sabetayizm tartışmalarında olduğu gibi,
önce karanlık bir konu olan Fethullah Gülen Cemaati’nin de kodlarını çözmemiz gerekiyor. (Akşam – Oray Eğin – Yeni sabateyizm – Fettullahçılık - 13.8.2008)
Lafı sözü fazla uzatmaya gerek var mı?
Oray Eğin, kimilerinin gözlerine sokarcasına her şeyi açık seçik yazmamış mı?
Peki,
BÖYLE BİR TÜRKİYE’DE NASIL YAŞAYACAĞIZ?
BURHAN ÖZBEY