BU ASGARİ ÜCRETLE Mİ ÇOK ÇOCUK?
AKP ve hükümet ciddi biçimde yıpranma ve tükenme sürecine girmiş durumda…
Önümüzdeki süreçte AKP’den halkı memnun edecek, vatandaşın yüzünü güldürecek işler ve icraat beklenilmesi, altını çizerek söylüyoruz, ütopya olur.
Bunu bilen ve gören iktidar; “türban”la ayakta kalmanın taktik ve uygulaması içersine girmiş bulunmakta…
Siyasetin, vazgeçemeyeceği tek ve en geçerli “sömürü” malzemesi, hiç tartışmasız “din istismarıdır!”
“Dini sömürmek”, Cumhuriyetten bu yana sağcı iktidarların her dönem kesintisiz uyguladığı bir yöntemdir.
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, bugün üç konuda ağzını açmayacak duruma gelmiş bulunmakta…
Bir… 2002 Seçiminden önce milletvekili dokunulmazlığının kaldırılacağı sözünü verdi, iktidar olunca konunun yakınından bile geçmedi.
İki… Yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gideceğiz, “yolsuzlukların damarına” girdik dedi, konuyla ilgili inandırıcı en küçük adım atmadı. AKP hâlâ damarın içerisinde yoluna devam ediyor…
Üç… İktidarın ilk yılında, ekranlarda halkın gözünün içine baka baka vatandaşa “acele etmeyin üç yıl sonra cebiniz para görecek” dedi, tam aksi ceplerde var olan paralar bile suyunu çekti…
Başbakan artık bu üç konuda tek kelime bile, ağzını açabilecek durumda değildir…
TÜSİAD Başkanı Arzu Yalçındağ demiş ki;
Hükümet kayıt dışı ile mücadelede samimi değil…
Hangi konu ve mücadelede samimi ki?
Pardon pardon, samimi olduğu bir konu var;
“Türban” ve “din istismarı”.
Ekonomik kriz, günlük yaşamda ciddi biçimde kendisini göstermeye başladı…
Piyasada yaprak kımıldamıyor
Küçük esnaf ve sanayici müthiş bir dar boğaz içinde…
İntiharlar başladı.
Kredi borcunu ödeyemeyen çaresiz esnaf, sanayici, memur, emekli, dar gelirli kurtuluşu ölümde buluyor…
Böyle bir ortamda, eskaza AKP’nin iktidardan çekilmeye zorlanması, bu partinin kurtuluşu ve kazancı olur.
Yarattığı enkazı başka bir partiye ya da partilere devrederek hükümetten ve iktidardan ayrılmak, AKP için ödüldür…
Yeni gelenlerin, çökertilen ekonomi ve işgal edilmiş devlet kadrolarıyla doğal olarak kolay kolay başarı sağlaması düşünülemez.
Enkaz devralan yeni iktidar karşısında AKP nin; “biz gittik bakın neler oldu” diye tavır alması beklenen durumdur…
Anlayacağınız, hangi konuya girseniz berbat!
Başbakan’nın basında yer alan fırından yeni çıkmış taze sözlerine daha doğrusu halka yaptığı uyarılara bir bakalım:
“2030’da nüfusumuz yaşlanacak. Türk milletinin kökünü kurutmak istiyorlar. Bu genç nüfusu koruyacağız. Nüfusumuzun azalmamasını istiyorsanız, bir ailenin üç çocuğu olmalı…”
Sayın Başbakan! Bu mucize daha doğrusu serüven, 430 YTL’lik asgari ücretle mi olacak?
Bu “muhteşem(!)” memur ve işçi maaşlarıyla mı üç çocuğa rahat rahat bakılacak da nüfusumuz çoğalacak?
Ekrandaki spiker bile dayanamadı, haberi sunduktan sonra kendi yorumunu ekledi:
“Siz başbakansınız, durumunuz iyi. (dar gelirli, yoksul) halk ne yapsın? Üç çocukla nasıl geçinsin?”
Bu yorumun ne anlama geldiğini, aslında Başbakan’a yönelik olarak nelerin söylenmek istendiğinin ve kasdedildiğinin takdirini, okurlarımızın yüksek anlayışına bırakıyoruz.
Gazetede çıkan haberin yanında başka bir taze haber:
“ Emlak sahipleri vergiye boğulacak. Gayrimenkulu olanlar yandı. Yakında arka arkaya vergiler ya da vergi artışları geliyor.”
Buyurun buradan yakın!..
Millet yoksulluk ve çaresizlik içinde çırpınıyor, Başbakan, ancak günü birlik geçimini temin edebilen umudu tükenmiş halka durmayın çok çocuk yapın diye mesajlar veriyor…
Peki, neyle?...
Ama kendisi halka verdiği “çok önemli” sözleri her nedense unutuyor
Sonsöz:
Gidişat iyi değil. Kim ne derse desin ekonomik kriz kapıda.
AKP ile yaşamak artık halka acı ve mutsuzluk veriyor…
Tabi AKP’den sebeplenen mutlu kesimler hariç.
Türbanın karın doyurmadığını, insanlarımız yakında daha iyi anlayacaklar.
Hele biraz zaman daha geçsin…
BURHAN ÖZBEY