BU YASALAR NASIL KABUL EDİLDİ ANLAMAK OLANAKLI DEĞİL!
Türkiye son yıllarda özellikle de 2009 yılında, önemli sarsıntılar içerisinde… AKP hükümetinin Temmuz ayı ortalarından itibaren birden bire ortaya attığı ve gündeme taşıdığı önce “Kürt açılımı” tepkiler gelince adını “demokratik açılıma” çevirdiği girişim; ülkeyi kaosa sürüklüyor…
PKK denilen hain bölücü örgüt ile DTP; AKP’nin “açılım” adını verdiği akıl almaz yaklaşımına, mal bulmuş mağribi sarılıp, Güneydoğu’da bir Kürt devleti oluşturmanın hezeyanlarına kapıldı… Sonunda ne oldu? DTP kapatıldı. Savaş yeniden başladı…
Güneydoğu’da ki bölücülük hayali taşıyan ve bu amaçla her türlü yasa dışı eylemlere başvuran örgüt ve örgütün tehditle saflarına zorla kattığı Kürt vatandaşlar; mensubu olduğu ülkeye karşı neden isyankâr davranış ve tutumlar içerisinde olabildiler?..
Bizim “Emperyalist akbabalar” diye tanımladığımız “Avrupa Birliği’nin önde gelen sözde ülkemize dost görünen ülkelerinin(!) kışkırtması ve desteklemeleri sonucu asiliği seçtiler… Bunun adı da pek tabi ki ihanet oldu!
X
İhanetin bir başka adı İkiz Yasalar’dır…
Neden İkiz Yasalar’dır açıklayalım…
“Avrupa Birliği”nin yaptığı dayatmalar sonucunda… “TBMM’den ve Cumhurbaşkanı’nın onayından 2003 yılı Haziran ayında geçtiği halde...
Mecliste ki, önemli sayıda milletvekilimizin ne olduğunu halen bilmediğini sandığımız ve Meclis’te yapılan oylamada; çoğunluk oluşturan milletvekillerinin “kabul” yönünde parmak kaldırarak, hayata geçmesinde rol aldığı felakete atılmış adımın adıdır “İkiz yasalar!”
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın özüne ve ruhuna uymayan, kamuoyunda “İHANET SÖZLEŞMELERİ” olarak bilinen ve ülkenin bölünmesi yönünde ciddi ölçüde tehlike oluşturan AB’ye teslimiyetin belgesidir!
Türkiye Cumhuriyeti”nin geleceğini ciddi ölçüde ipotek altına alan ve ülkemizce kabul edilen sözleşmelerin yani “ikiz yasaların” iki maddesini sunalım:
“1-Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar, kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürülebilirler.”
“2- Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslar arası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla; doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılamaz. Hiçbir koşulda da yalnız bırakılmayacaktır.”
Ülke olarak kabul ettiğimiz bu sözleşmelere ve yasalar göre; bölge halkı “Raman” dağından çıkarılan petrolün, kendilerine yani bölge halkına ait olduğunu söyleyebilir ve iddia edebilir. Buna nasıl itiraz edilebilir onu da bilmiyoruz…
X
“Kürt açılımı” diye ülkenin başına bela edilen olay; aslında ülkenin bölünmesi ve parçalanması yönünde hazırlanan komplonun dik alasıdır!
Diyarbakır Belediye Başkanı malum şahıs, geçmişte ne diyordu?
Bölgenin doğal kaynaklarının kullanılması Kürt halkının hakkıdır…
Neye göre söylüyordu bunu?
Tabi ki yukarıda arz ettiğimiz AB’nin dayatması sonucu Türkiye Cumhuriyeti’nce kabul edilen halk deyimi ile “İHANET SÖZLEŞMELERİ” olarak adlandırılan “İkiz Yasalar” ilgili hükümlerine göre…
DTP kapatılmasaydı, sıra İhanet sözleşmelerinin uygulanmasına ve bu yönde ki taleplere gelecekti…
Yaşananları türbinden seyretmekte olan pek çok insanımız, tehlikenin ayrımında olmadan hâlâ “Dü bakali bu işin sonu nereye varacak” düşüncesine dayalı aymazlık ve beklenti içerisinde…
BURHAN ÖZBEY