BUGÜNÜN YALAKA GEÇMİŞİN BESLEME BASINI
Görevini gerçek anlamda yapmakta olan bir köşe yazarı:
İktidarda bulunan partinin icraatlarını ya da icraatsızlıklarını, köşesinde sık sık konu etmez, eleştirmez ve objektif kriterlerde değerlendirmezse; o yazar, meslek etiği ve aktivitesi açısından ne yazık ki talihsiz bir konumdadır…
Şimdilerde çevremize bakıyoruz.
Eski ya da yeni yayın hayatına girmiş bulunan basın kuruluşlarında şöyle bir anlayış ve tavır var.
“İktidar partisi AKP ve onun belediye yönetimleri, para kaynağının sahipleri…”
O halde gazete, televizyon vs. olarak önce AKP’yi memnun etmeliyiz ve onların para kaynaklarını reklâm ve ilan olarak elde etmeliyiz ki ayakta kalalım…”
Bunu bilen belediye yönetimleri de; başı dik, gerçekleri çekinmeden yazabilen basın kuruluşlarını; vakit geçirmeksizin, reklâm ve ilan vaatleriyle kontrolleri altına almaya çalışıyor ve ne yazık ki bunu da büyük ölçüde başarıyorlar…
***
Şimdi sizlere tarihten ve bundan 55-60 yıl öncesi Türkiye’sinden, basına dair kimi anekdotlar aktaracağız.
Demokrat Parti 1950 seçimlerinde büyük oy çoğunluğuyla tek parti olarak iktidara gelmiş, çok partili dönemin önemli bir siyasi kuruluşudur.
İktidarın başında Başbakan Adnan Menderes vardır.
Menderes’in basına yönelik tutumunu, O zamanlar Yeni Ulus gazetesinin sahibi ve birinci sayfa yazarı Prof. Nihat Erim’in anlatımından aktaralım:
“Menderes’in demokrasiye ve siyasi ahlaka en feci suikastı, gazetelere ettiği muameledir.
Resmi ilanlar, kredi, döviz kolaylığı yolundan gazeteleri satın aldı.
Piyasaya bir sürü satışsız gazete çıktı.
Bunlar ayda 10 bin, 20 bin liralık resmi ilan aldılar, hâlâ alıyorlar.
Resmi ilana muhtaç olmayan zengin, nispeten satışlı gazeteleri ise değişik
usullerle boyunduruğa aldı.” (Öfkeli Yıllar – Altan Öymen)
***
Konuya yine Yazar Altan Öymen’in anlatımıyla devam edelim (Öfkeli yıllar – sayfa: 457)
“Bu, klasik ifadesiyle bir ‘havuç ve sopa’ politikasıydı…
Benim istediğimi yapanı desteklerim, yapmayanı kösteklerim politikasıydı.
Tabi, ‘destekleme’ de, ‘köstekleme’ de, devletin olanakları kullanılarak yapılıyordu.
Erim’in değindiği resmi ilanlar, kağıt tahsisleri, kamu bankaları kredileri, döviz tahsisleri…
Bunların muslukları, iktidarın istediğini yapanlar için cömertçe açılıyordu. (Bugün olduğu gibi – B.Ö)
Yapmayanlar için kısıldıkça kısılıyordu…”
***
Bir sonra ki yazımızda,
Başbakan Adnan Menderes tarafından, Necip Fazıl Kısakürek’e çıkarmakta olduğu “Büyükdoğu” dergisinin günlük gazeteye dönüşü ve kendisini desteklemesi, yani yağcılık ve yalakalık yapması için devlet kesesinden yaptığı büyük yardımı konu edeceğiz.
“Besleme basın” nasıl olurmuş görün…
Görün bakın iktidarlar, kendilerine “yandaş” olan ve olmayı kabullenen basın organlarına devletin kesesinden ne büyük paralar aktarıyorlarmış, birlikte bir kez daha hatırlayalım…
BURHAN ÖZBEY